Düzen…

Hakikatte insan elinin değmediği, müdahalesinin olmadığı, görüp göremedeğimiz yaratılan her şey ve her yerde bir düzen var. Göze gönle aykırı, estetik dışı, ritmi bozan ne varsa insan eli, insan gözü, insan işi…
Ne lütuftur eliyle, diliyle, işiyle, gönlüyle dokunduğu, gücünün elinin yettiği her şeyde bir ibadet titizliği ve disiplini ile düzene hizmet edebilen naif canların varlığı.
Kim neredeyse… evinde, işinde, köyünde, ovasında, obasında, şantiyesinde, mahallesinde, şehrinde, ilinde, ülkesinde.
Dünyasında… O dünya ne kadarsa, nereye sığıyorsa…
Ev… Evler! Hele ki. En çok oralara yakışıyor. Tertip, düzen, nizam, estetik. Paraya pula, eğitime çok da bakmayan ya da onlarla sağlanamayan içten gelir bir marifet… Kıyıya köşeye ve alandaki her şeye hakimiyet. Bu işin kadını erkeği de yok hem. Ruhu var.  Ve o naif, hassas ruhu aidiyetle bir edip mekânına, ortamına yansıtabilme marifeti var. İlle birileri görsün bilsin diye değil ki bu ciddiyet bu özen. Kendi için. Çocukların ilk sıradaki bahanesidir bu, “aman annee kim görecek ki” tertip düzen eğitiminde. Ama  eğitimle de çok olmuyor. İçten gelecek. İçinden. Annelerimizin de ilk sıradaki çözümüydü bu teselli de işte. “E içinden gelmiyor. Zorla olmaz ki.” Olmuyor sahiden de. Dağınıklık bir mizaç. Pislik, pislikten zevk almak sefalet. Oraya girmeden…
Güzel olsun. Temiz olsun. Miss koksun. Miss kokmuyorsa pis kokmasın. Ya da hiç kokmasın. Çekmece eşyaları, dolap içleri, raflar…
Bi sınıflaması olsun ne varsa, nereye aitse. Her dolaptan öteki dolabın eşyası çıkmasın mesela. Kalkacaksa bir şeyler ille yıkanıp kalksın. Temiz kirli birbirine değmesin. ‘Nuh Nebî den kalma derdi annem’ o kadar miyadı dolmuş şeyler abuk subuk, yerli yersiz her yerden çıkmasın mesela.
Evin ya da mekânın içindeki en görünmeyen aksilik bile çarkı bozar, çakrayı çizer. Elimizden geldiğince, gelişip geliştirebildiğimizce… Mekân insanın aynası, ruhunun tezahürü Hakk emaneti.
Hele ki devredilme sorumluluğu varsa. 
Ki mutlak var! 
Dünya bir emanet. Zaman bir emanet. Sunulan ne varsa emanet…
Emanete hıyanet insana yakışmaz. Düzende şık durmaz.
Ne varsa bugün elimizin altında, yetkimizin sınırlarında bugün var (benim)yarın yok (kim bilir kimin). 
Dediği gibi diyenin, bu günler bu anlar, şimdi..! Yarınlardan ve bizden sonrakilerden bize emanet. Emanet ise kutsal.
Kutsalllarının hakkını veren kut’lu insanlardan olabilenlere ne mutlu.
Eliniz nereye kadar yetiyor, aklınız nereye kadar eriyorsa…
Elimize yapışmaz ya,
Yazar
Canan ASLAN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen