8 Ağustos 2022

Kök Türk târîhinde, 630-680 yılları arasında yaşanan bir karanlık devir vardır. Çin esâretinde geçen bu yarım asırlık dönem, her türlü zilletin ve eziyetin Türk’e revâ görüldüğü bir zamânı gösterir. Bu acılı yıllarda, bâzı istiklâl hareketleri olmamış değildir. Başta Kürşad olmak üzere, birtakım Kök Türk töreleri, yâni tiginleri, destân kıvâmında ihtilâl hareketleri yapmışlardır. Ne var ki, sözü edilen bu hareketlerin hepsi, Çin tarafından kanlı şekilde bastırılmış, nice Türk, bu yolda şehîd olmuştur. Buradaki “şehîd” sözünü, vatan ve istiklâl yolunda ölmek mânâsına anlamak lâzımdır. Yoksa, o çağda Türkler, henüz İslâm dâiresine topluca girmemişlerdi.

Kürşad’ın açtığı istiklâl ve hürriyet yolunda yürüyen Kök Türkler, elli yılın sonunda Kutlug Hân’ın başbûğluğunda Çin’i alt edip yeniden devlet kurdular. Türk’ü dağınıklıktan ve esâretten kurtardığı için, ili derleyip toparladığı için, Kutlug Hân’a “İlteriş” dediler.  İlteriş Hân, Orhun Âbideleri’nden ikisine adlarını veren Bilge Hân ile Kültigin’in babalarıdır. 

İlteriş Hân’ın, hem istiklâl mücâdelesinde, hem de saltanatında, devâmlı yanında olan Bilge Tonyukuk, Türk’ün gönül bahçesini hazırlayan büyük bir bahçevân makâmında durmaktadır. İlteriş Hân’ın yapıp ettiklerinin ardında, kocaman kocaman Tonyukuk fikir ve tasavvurları vardır. Tonyukuk, İlteriş’in ardından Bilge Hân’a da vezîrlik yapacak, Orhun Âbideleri’nden ilki, onun adına dikilecektir. O, kendi adına dikilen bu âbidedeki metni de bizzat kendisi yazmıştır. Tonyukuk, bizim adı bilinen ilk yazarımız olma şerefini de taşır. İlteriş Hân’ın kurduğu Türk Devleti’ne, “İkinci Kök Türk Devleti” deme alışkanlığımız teşekkül etmiştir. Bu büyük devletin iki mîmârından biri Bilge Tonyukuk’tur.

Ertuğrul Gâzî de, Kayı Boyu’nu devlet merhalesine taşıyan bir mevkide duruyor. XIII. asır içinde giriştiği mücâdele sonunda Kayı oba ve çadırlarını Söğüt-Domaniç arâzisine getiren ve Bizans’ın burnunun dibine yerleştirem Ertığrul Gâzî, birçok tavrı ve hasleti ile İlteriş Hân’a benzer. Ertuğrul Gâzî de, İlteriş Hân gibi, Anadolu’daki dağınık ve perîşân Türk boylarını bir araya getirmiş, Kayı’nın önderliğinde Türk’e devlet vermiştir. Nasıl, İlteriş Hân’ın yanında ve omuzu dibinde bir Bilge Tonyukuk var ise, Ertuğrul Gâzî’nin kolunda da, ona sımsıkı yapışmış bir Şeyh Edebâlî vardır. Bilge Tonyukuk ile Şeyh Edebâlî’nin beden ve gönül kumaşları aynı tezgâhda dokunmuştur.

Orhun Âbideleri’nde Tonyukuk’a âit cümle ve satırları okuyup hakkıyla idrâk eden her Türk çocuğu, Şeyh Edebâlî’nin, hem Ertuğrul Gâzî’ye, hem de Osman Gâzî’ye nasîhat eden sözlerini hatırlayacaktır. Ne mutlu bize ki, Tonyukuk ve Edebâlî gibi atalarımız var..

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: