30 Kasım 2022

XX. yüzyıl başları, Malay Yarımadası’nda sömürgecilik aleyhdârı fikir kıvılcımlarının çaktığı ve yerel halkın da dâvetsiz misafirlere “Artık gidiniz!” mesajını gönderdiği bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. Malay Yarımadası’ndaki devletler İngilizler’in sömürgesi altında iken pek çok koloni karşıtı ayaklanma ve olay yaşanmıştır. Bu karşı çıkışlar, bazen Osmanlı Sultânı’nın adı kullanılarak, bazen de halkın, eline aldığı Osmanlı sancağının altında toplanmasıyla gerçekleşmiştir. Zaman zaman da İstanbul’dan Türkler’in gelip İngilizler’e müdâhale ederek onları paramparça edeceği türünden aslı olmayan haberlerin tetiklediği direnişler şeklinde kendisini göstermiştir. XX. yüzyılda Türkiye’nin emperyalist devletlere karşı mücâdelesi Malezya’daki Müslümanlar tarafından hayranlıkla izlenmiştir. Onların sömürgeci İngilizlere karşı verdikleri mücâdele yeni bir ivme kazanmış ve Türk millî mücadelesinden ilham alarak gelişmiştir. Bu esnâda, özellikle Malezya ve Açe’de şifâhi olarak dilden dile geçen Raja Türk- Türk Sultanı ve de Müslümanların Halifesi sözünün oluşturduğu sembolik güçle koloni devletlerine karşı kuvvet bulan bir Güneydoğu Asya bağımsızlık mücadelesi ile karşılaşıyoruz. Malezya toprakları İngiliz sömürgesi altında iken 1808’den 1930’lara kadar çeşitli koloni karşıtı ayaklanmalar yaşanmıştır. Bunlardan 1915 yılında gerçekleşen ve târihe “Singapore Mutinity- Singapore Ayaklanması” olarak geçen direniş dikkat çekicidir. 

1915’te Singapur’da meydana gelen 5. Piyâde’nin İsyânı, burada koloni kurmuş olan İngilizler’e karşı olmuş olsa da olaylar incelendiğinde isyânı tetikleyen pek çok sebebin olduğu ortaya çıkar. Hint ordusunun 5. Hafif Piyâde Alayı, Batı Cephesi’nde konuşlandırılmakta olan İngiliz ordu biriminin yerine geçmek için Ekim ayında Singapur’a gönderilir. Hintli Müslüman Pencab ve Pathanlardan oluşan bu birliğin askerleri, İngiltere adına Müslüman kardeşleriyle savaşmak için Türkiye’de konuşlandırılacaklarına dâir duyumlar alır. Singapur’da yaşayan Hintli Müslümanlardan Kassim Mansur ile Nur Alam Shah bir araya gelerek Hindistan’ı İngiliz idâresinden kurtarma plânları yaparken İngilizlerce Batı Cephesi’ne, Türk askerleri ile savaşmaya gönderilecekleri haberini alırlar ve huzurları iyice kaçar. Bunun üzerine bir ayaklanma plânlarlar. Hintli Müslüman lideri Nur Alam Shah’ın öncülüğündeki Hintli askerler, Alman mahkûmları serbest bırakır ve silâhlarına el koyar. Olaylar bir hafta kadar sürer. Yaklaşık 800 asker Singapur sokaklarında İngiliz avına çıkar. Ayaklanma, 20 Şubat günü takviye İngiliz kuvvetleri ile Fransız ve Rus donanma birliklerinin yardımıyla kontrol altın alınabilir ve 47 İngiliz askeri ve vatandaşının öldürülmesi ile sonuçlanır. 

Tutuklanan bir isyancı olan Jellal Khan, bir İngiliz tercümana, Birinci Dünyâ Savaşı’nın hizmet ettiği diğer İngiliz kampanyalarından farklı olduğunu, çünkü dînin başı olan İstanbul Sultânı’na yönelik olduğunu söyler. Askerî yargılama sonucunda 47 Hintli asker îdâm edilir. Gözü dönmüş emperyalist İngiliz’in kurşunları ile Outram denen yerde emperyalizmin târihine bir kara leke daha eklenir. O târihten itibâren İngiltere bölgedeki Hintli Müslümanlara olan tavrını tamâmen değiştirerek onları düşmanla potansiyel işbirlikçi olarak görür.

kirmizilar.com

 

 

 

 

 

 

 

Târihe Singapore Ayaklanması “Singapore Mutinity” olarak geçen bu başkaldırı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Hintli Müslümanların İngilizler tarafından Çanakkale’de Türklere karşı savaştırılmak istenmesi, fakat Hintli Müslüman askerlerin buna yanaşmaması üzerine tetiklenmiştir. O yıllar Birinci Dünya Savaşı yıllarıdır ve İngilizler sömürgeleri altındaki ülkelerin yerli halklarını kendi saflarında savaştırmak üzere gemilerle savaş bölgelerine sevk etmektedirler. Singapur’da bu işle görevli İngiliz Albay, Hintli Müslüman askerlerden Türkler’e karşı savaşmalarını istemek gafletinde bulunur. Çünkü birlik Müslümandır ve Türklere karşı savaşmayacaklarını ilân ederek o meşhur 1915 ayaklanmasını başlatırlar. 

Singapore Ayaklanması farklı okumalar ile daha iyi anlaşılacaktır. Konu ile ilgili Hintli, Singapurlu ve Batılı kalemler ayaklanmayı farklı yönlerden ele almaktadır.

Batılı tarihçiler ile kolonist yazarlar 15 Şubat 1915’te Singapur’da İngilizler’e karşı patlak veren bu ayaklanmayı Sultan Abdülhamîd’in Pan İslamizm politikası ile alâkalandırırlar. Tezlerini I. Dünyâ Savaşı’nda Almanya’nın yanında yer alan Osmanlı’ya İngiltere’nin savaş îlân etmesi üzerine Sultan V. Mehmet’in bir fetvâ ile Singapur dâhil bütün Dünyâ Müslümanları’na birleşmeleri ve Halife’ye destek olmaları çağrısında bulunmasına dayandırırlar.

Singapur Ayaklanması’nın Hindistan’ın bağımsızlık târihinde heyecan verici bir tesiri olduğunu yazan Hintli kalemlere mukâbil, bir takım Batılı kalemlerin bu girişimi küçümsemeleri de gözlerden kaçmaz. Batılı kalemlere göre, ayaklanmanın tek sebebi Türk ajanlarının kasıtlı kışkırtması, Türk Sultânı’nın cihâd fetvâsı ile oluşan kasıtlı bir kışkırtma ve dezenformasyon kampanyasından ilham alınması, ölmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’na stratejik destek sağlanması idi. Yine Batılı kalemlere göre, olanlar kesinlikle emperyalizme bir darbe değil, çekirdek organizatörleri için Osmanlı İmparatorluğu’na stratejik bir destek idi. Buna mukâbil Singapurlu târihçiler Batılıların vurguladıkları ve ayaklanmaya sebep olarak gösterdikleri İstanbul kaynaklı olduğu iddia edilen Pan İslâmizm tezini kabul etmemektedirler.

Bu olaylar İngilizler tarafından yıllarca gizli tutulmuştur. Çok sonraları olayın detaylarını tuttukları notlardan öğreniyoruz. İsyâna ilişkin soruşturma mahkemesinin bulguları yeni yeni ortaya koyuluyor. Bugün ortaya çıkan şey, Singapur İsyânı’nın o zamanlar resmen kabûl edildiği gibi, “yerel küçük bir rahatsızlık”tan çok daha fazlası olduğudur. Ne hazîndir ki, ayaklanmayı başlatan Hintli Müslüman Kassım Ali Mansoor’un üzerinden çıkan ve İstanbul’a gönderilmek üzere yazılmış olan mektupta bir Türk savaş gemisinin Singapore’a gönderilmesini ve askere alınacak Müslümanları buradan alarak İngilizlere karşı savaşabilecekleri her hangi bir yere götürmelerini isteyen satırlar yazılıdır. Lâkin bu isteklerine kavuşmaları artık muhâldir. Bu ayaklanmada Türklere karşı savaşmak istemeyen 47 Hintli Müslüman asker, din kardeşine ihânet etmeyi reddetmiştir ve sadakatlerinin bedelini hayatlarıyla ödemişlerdir.
Batılı yazarların vurguladıkları Pan İslamizm politikası da bizlere Osmanlı Halîfesi’nin o zamanlar dünya Müslümanları üzerindeki hâli hazırda var olan birleştirici etkisini göstermektedir. Güneydoğu Asya Müslümanlarında İstanbul’a bir sadâkat vardır ve bu sadâkatin temelinde biraz da Sultan Abdülhamîd devrinde başlayan ve etkileri Uzakdoğu’ya kadar uzanan İttihad-ı İslâm siyâsetinin bereketi vardır. 1890’da Japonya’ya gönderilen Ertuğrul Firkateyni’nin Güneydoğu Asya’da uğradığı her limanda Müslüman ahâlice nasıl sevgi seliyle karşılandığını gösteren o günkü gazete yazıları ile makalelerin okunması, konuyu daha da aydınlatacaktır.

Vatan ve hürriyet gibi değerler can pahâsına elde edilir. Hindistan’da on yıllarca süren İngiliz sömürgesi karşıtı gösteriler 1914’te Mahatma Gandhi’nin liderliğini yaptığı şiddet içermeyen protesto, yâni “satyagraha” ile aynı döneme denk gelmesi Singapore Ayaklanması’nın sömürge karşıtı yönünü de ortaya çıkarmaktadır. Nitekim Singapur’da ayaklanan 47 Hintli askerin canları pahâsına direnmeleri, Hindistan’da tetiklenmiş olan bağımsızlık ve İngiltere’den azâd olma fikirlerine domino etkisi yapmış olduğu da muhakkaktır.

Singapur Ayaklanması ile ilgili çeşitli okumalar:

Winston Churchill’in meşhur sözü; “Victors write history”, “Târihi kazananlar yazar” sözünü hepimiz biliriz. Târihi gerçekten savaşları kazananlar mı yazar? Batılı kalemleri okuduğumuzda yeknesak hemfikirliğin gözlerden kaçmadığını görürüz. Onlara göre karşı taraf; Osmanlı İmparatorluğu ve bu İmparatorluğun Güneydoğu Asya Müslümanları üzerindeki birleştirici etkisi olan din kardeşliğinin toksik, zehirleyici etkilerini duyacaksınız. Bu anlamda farklı yazarların eserlerine de göz atmanın elzem olduğu âşikârdır:

Sho Kuwajima’nın Singapore Ayaklanması’nı anlattığı “The Mutinity in Singapore: War, Anti War and the War for India’s Independence” adlı eseri detaylı okuma için kaynak göserilebilir. 

“Bizim Adımız İsyân”, “Our Name is Mutinity: The Global Revolt Against the Raj and the Hidden History of the Singapore Mutinity, 1907-1915” in yazarı Umej Bhatia, Singapore Ayaklanması’nı Hintli askerlerin gözüyle anlatmıştır. Bu eser sepoylar gözüyle anlatılan tek eserdir. Diğer kitaplarda hâkim olan beyaz kolonyal efendi imajının Asyalı askerlere bakışta görülen kendini beğenmişlikleri, bu eserde görülmez. Yine kolonyal yazılarda karşımıza çıkmayan ve durum tesbîti yapan İngiliz komutanların ve hükûmet yetkililerinin dikkatsiz ve zayıf iletişiminden ve adamlarını nasıl ele aldıklarından kaynaklandığını görürüz bu eserde.  1907’de, I. Dünyâ Savaşı’nın ayak sesleri yaklaşırken, Hindistan’da İngiliz Raj’a karşı küresel bir isyan şekilleniyordu. Ghadar ve isyan hareketi olarak bilinen karanlık bir ağ, Britanya’nın Doğu İmparatorluğu’na yayılan bir Hint Ayaklanması plânlar. 1915’te, Singapur’un rahat yerleşimi İngiliz Hint Ordusu askerlerinden oluşan garnizon tarafından bir isyanla karşı karşıya kalır. Aynı dönemde Kaliforniya merkezli Hintli isyancılar, Kanada’nın ırk yasalarına itiraz etmek için Kanada’ya giden Sih aktivistler ve Müslümanların Mukaddes Savaşı’nı vaaz edenler ile tetiklenen 1915 Singapur Ayaklanması, bölgedeki emperyal güce karşı koymak maksadıyla bir kaç komployu bünyesinde birleştirir. Eser, isyanın gizli târihini ortaya koymakla kalmıyor, ayrıca Hindistan’daki İngiliz İmparatorluğu’na karşı ayaklanmaya gidenleri küçük bir adada birleştiriyor. Batılı kalemlerin ısrarla üzerindeki durdukları Pan İslâmizm’i bu eserde göremezsiniz, aksine kolonist yazarların hiç değinmedikleri emperyalizm karşıtlığı, Singapur İsyanı’nın arkasında kadın ve erkeklerin hikâyesi unutulmuş ayaklanmalarını aydınlatıyor daha çok.

Edwin A. Brown, Mary Brown tarafından kolonial bakış açısı ile ele alınan; “Singapore Mutinity: A colonial Couple’s Stirring Account of Combat and Survival in the 1915” Singapore Ayaklanması’nı başlangıncından itibaren olay, saat ve yer vererek olay tesbîti niteliğinde anlatan bir eser. Daha önce yazıya dökülmeyen bu hâtıraı kitabı, Singapur târihinde 850 Hintli askerin ayaklanıp 47 İngiliz asker ve sivili nasıl öldürdüğü, bir karı-koca vasıtasıyla anlatıyor.

“Singapore Mutinity” adlı colonial bakış açısı ile yazılmış bir başka eser de R.W.W. Harper ve Harry Miller’in kaleminden “Oxford in Asia” basımı kitaplar arasındadır. Bu kitap o vakitler yerel bir ayaklanma olarak resmî kayıtlara geçen ayaklanmanın aslında çok farklı boyutlarda olduğunu colonial bakış açısı ile anlatır.

Sonuç:

Singapore Ayaklanması ölçeği küçük ve önemsiz bir ayaklanma olmayıp farklı kalemlerden çıkan farklı ifâdeleri barındıran vahîm bir târihî olaydır. Konu ile ilgili kolonial bakış açısı sunan yazarların yanında, Hintli kalemler ile farklı boyutları ile ortaya konur. Singapur Ayaklanması’nın, sebeplerini ve sonuçlarını ve Türk bağlantısını daha iyi anlamak için farklı bakış açılarından sorgulanması gereken noktalar bulunmaktadır: Hintlilerden oluşan İngiliz ordusunda kimlik ve güç, inanç birliği ve kolonial İngiliz ordusunun yapısı, koloni karşıtlığı, ırk ve sömürgecilik, İslâm’ın yirminci yüzyıl başlarındaki birleştirici gücü gibi örnekler satır araları okumasında yardımcı olacaktır… 

Bu anlamada Birinci Dünyâ Savaşı’nın taraflarını ve satır aralarını da iyi okumak gerekir. Kolonial bakış açısı yazarlarının vurgulamış olduğu “Türk Sultânı’nın Dünyâ üzerindeki bütün Müslümanlara cihâd çağrısı yapmış olduğu iddiası ve Pan İslamizm” çağrısı ne kadar geçerli olmuştur? Tatbîki mümkün olmuş mudur? Müslümanlara birlik çağrısının gerçekten etkili olup olmadığını Birinci Dünyâ Savaşı’nın sonuçları bize gösterecektir. Bir yanda Müslüman kardeşlerine karşı savaşmayacağını bildiren Singapur’daki bir avuç Hintli asker, diğer yanda yine aynı Birinci Dünyâ Savaşı’nda Orta Doğu’da, Avrupa’da ve Afrika’da İngilizlerle birlikte İngiliz ordusunun mensubu olarak savaşan 1,3 milyon Hintli asker. Çanakkale’de İngiliz, Avustralya ve Yeni Zelanda birlikleriyle 1600 birlik (troop) Hintli asker savaştı. Bunlardan 74.000’i hayatlarını kaybetti. Bugün bunlardan kaçı hatırlanıyor? Amacı ve gâyesi olmayan 74 bin Hintli askere karşın Singapur ayaklanmasında hayatını kaybeden 47 askere baktığımızda, belki Hindistan’ın bağımsızlığı için, belki sömürgeci İngilizler’e karşı gelmek için, belki de Türk topraklarındaki din kardeşlerine karşı savaşmamak için bir avuç Hintli Müslüman asker… 74 bin askerden geri kalan bir şey yok, ancak gâye ve inançları uğruna canını defâ eden bir avuç Hintli Müslüman asker bugün hâfızalarda. Gerisi tam da millî şâirimiz Âkif’in dediği gibidir:

“Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakîkat mahşer.

Yedi iklîmi Cihân’ın duruyor karşında,

Ostralya’yla berâber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka, lîsanlar, deriler rengârenk;

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…

Hani, tâ’ûna da züldür bu rezîl istilâ!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,

Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefîl,

Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…

Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz

Sonra mel’undaki tahrîbe müvekkel esbâb

Öyle müthiş ki: Eder her bir mülkü harâb.” *

Ayşe Samiha 
Singapore
05.02.2022

*Mehmet Âkif Ersoy, Çanakkale Şehitlerine Şiiri. 

 

 

Kaynaklar: 

  • Bhatia, Umej, Trial by Firing Squad Biblioasia, January-March 2020, 

v15-issue4_Firing_Squad.pdf (nlb.gov.sg)

  • From Anatolia to Aceh, Ottomans, Turks and South East Asia, Proceedings of the British Academy, 2015. 
  • A.C. S. Peacock and Annabel Teh Gallop, Islam, Trade and Politics Across the Indian Ocean: Imagination and Reality. 
  • Malhi, A., From Anatolia to Aceh, Ottomans, Turks and Southeast AsiaProceedings of the British Academy, 2015. 

 

 Singapur Ayaklanması’na dâir okunabilecek kitaplara dâir örnekler:

 

kirmizilar.com 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Singapore Ayaklanması’na dâir polis raporu ve gazete yazılarına örnekler:

kirmizilar.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kirmizilar.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kirmizilar.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Singapore Ayaklanması’na dâir polis raporu ve gazete yazılarına örnekler: 

Yazar Hakkında:

Ayşe SAMİHA

Ayşe SAMİHA

Türk Milleti’nin târih yolculuğundaki en önemli menzillerinden, pek çok Osmanlı Sultanı’nın Dersaadet’in fethinden sonra bile sadrına başını yaslayıp sînesinde demlenmeye devam ettiği, Koca Sinan’ın “Ustalık eserimdir” dediği şâheseri kucağında taşıyan, pek çok tâlihsiz işgal ve acı günler geçirmiş de olsa, her akşam vakti batan ikindi güneşinin mahzun akisleriyle kederini dağıtıp Meriç, Tunca ve Arda üzerinden her dem yeniden doğan Edirne’de, dünyaya gözlerimi açmışım.

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarım burada, yazları uzun ve sıcak, kışları bol karlı günlerde bahçeli ve bol kedili evimizde geçti. Erzurum’un soğuğunu aratmayacak cinsten soğuklar olurdu evvelden, saçaklar hep buz tutardı.

Fransızca ve İngilizce’yi burada orta öğretim sıralarında öğrendim. Anglo Francan ekolünü tâkip eden milli eğitim sistemimizin ilk hümanistler diye bize takdim ettiği İlâhi Komedya’nın yazarı Dante’yi de burada tanıdım, ilk gençlik şiirlerimi de yine burada yazdım. Hatta Trakya’nın ayçiçeklerine bakarak ilk resim denemelerimi de burada yaptım…

Günler akıp geçti ve on yedi yaşımda Pâyitaht’ın yolları göründü, yani üniversiteli olduk. Marmara Üniversitesi’nde yabancı diller; İngilizce ve ardından Nottingham Üniversitesi’nde “Eğitimde Liderlik ve Yönetim” alanında yüksek lisans eğitiminden sonra eğitimci olarak göreve başladım.

İnsan hayatında alın yazısı hükmünde gelişmeler olur. Bosna’ya taşınıp orada beş yıl yaşamak da öylesi bir tecelliydi benim için.  Birinci Cihan Harbi öncesi Rumeli’de at sırtında cenk etmiş cedlerimin diyârına geliş, dirilişe açılan bir kapı oldu; bir rahmet kapısı âdeta… Bosna’nın dağları, Boşnak Teyze’leri, mavi gözlü, sarı saçlı çocukları ile ele ele beş yılım geçti… Ve dağlarda öğrencilerimle yürüyüş yaparken gördüğümüz geniş bahçeli evinin tahta kapısında selâm verdiğimiz elma yanaklı Boşnak Teyzemi bugün hâlâ unutamam… Türk olduğumuzu duyunca ellerini vurup, “Durun!” deyip bahçesinden kopardığı elmaları bize ikram edişini de… Müteşekkirâne bir edâ ile “Türk askerleri bize savaşta çok yardım ettiler, buyrun, buyrun!” deyişini de…

İnsan yaşarken yaşadığı yerin dilini, kültürünü, âdetlerini de öğreniyor. İşte Boşnakça, Hırvatça ve Sırpça da artık dilimiz gibi oluvermişti bu topraklarda yaşarken… Sırt çantası ile adım adım Rumeli ziyâretleri esnasında Makedonca bile konuşur bulursunuz kendinizi ve hatta Bulgarcayla dahî anlaşabilirsiniz haritanın daha aşağılarına inince…

Rumeli’yi menzilim ve de ata diyârım diye bağrıma basmışken bir rüzgâr esti ve beni Güney Doğu Asya kıyılarına savurdu. Ammâ insanın kendi gök kubbesi, her nereye gitse peşi sıra gider, bırakmazmış onu… Öyle de oldu. Şimdi Singapur’da sekiz yıldır Japonlarla çalışıyor, eğitim programı ve öğretmenlikten arta kalan zamanlarımda bu diyarlara gelmiş atalarımın izlerini sürüyorum… Singapur’daki günlerimi elimden geldiğince Millî Kütüphane’nin müdavimi olarak geçiriyorum.

İnsan yaşadığı yerin dilini ve kültürünü de kolayca öğrenir demiştik ya, işte Japonca da şimdilerde tüm canlılığı ile hafızama zerk olmakta… Türkçe ile aynı aileden gelen Japoncanın kendi ülkemde yabancı dil dersi olarak okutulması gençlerimizin ve ülkemizin geleceği açısından hayırlı olacaktır diye düşünüyorum.

İşte târih boyunca kâh şarkın, kâh garbın dâvâsında önemli yere sâhip olan Trakların yurdundan çıkıp geldiğim bu ülkede kendi gök kubbemin hayaliyle, Türk’e dâir pek çok hâtıra ve hayatları, muson yağmurlarının gölgesinde kaleme alıyorum… Selâm olsun yurduma! Belki bir kuşkanadına takılıp gider selâmım ve Türk mimarlığının şâhikası olan Selimiye Camii’ne varır, oradan da Tunca, Meriç ve Arda boyunca köklerime, belki de cedlerime ulaşır, kim bilir?

Ayşe Samiha

 

 

Yazarın diğer makalelerinden: