26 Eylül 2022

BENİM MÜSLÜMAN ÜLKEMDE HER AY ONLARCA KADIN ÖLDÜRÜLÜRKEN BEN; “CENNET ANALARIN AYAĞININ ALTINDA” SÖZÜNÜ KİME NASIL ANLATIRIM.

Allah kahretsin; kadın cinayetleri haberleri rutini haline geldi. Biz bu haberleri duyunca klişe sözlerle sadece; lanetliyoruz, kınıyoruz ve üzülüyoruz. 

Sebep ve sonuçlarıyla;  perde arkasında nasıl oluştuğunu hiç düşünmüyor ve araştırmıyoruz. Merak etmeyin devlet de bu yaranın sosyolojik boyutlarına yeterince değinmiyor. İşin en acı yanı ya tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıyor ya da zaman, zaman çıkardığı aflarla salıveriyor.

Ben şahsen yıllardır; bu cinayetlerin sosyolojik yönlerini araştırdım ve bu cinayetlerin oluş nedenlerini bakın nelere bağladım. Kırsal kesimden çıkıp özgür olmak niyetiyle aileden uzak bir üniversitede okuma arzusunda olan kızlarımız var. 

Bunlar okudukları şehrin; sosyal ve kültürel yönüyle yabancıları ve buradaki sapık, çapkın ve sevgili koleksiyoncusu erkeklere yem oluyorlar. Onlara olmadık olanaklar sunarak baştan çıkarmaya çalışıyorlar. Çok duyduk arabada içkili kaza yapıp ölen gençleri, çok duyduk reddedilen cinsel birleşme itirazının ardından yapılan cinayetleri ve balkondan atılmalarını. 

Eğer bir genç kız aileden bir edep, namus ve terbiye almamışsa bu erkek avcılarının işi daha kolaylaşıyor. Birinci görevlerinin okuyup mezun olmak ve hayata atılmak olduğunu unutup zevk ve hayal aleminde geziyorlar. 

Ne aileler var yemeyip içmeyip çocuk okutan; yazık değil mi onlara? Hele bir de işin içerisine keyif verici içecekler girdimi madde bağımlısı oluveriyorlar.

 Üniversite gençliği yönünden durum bu bir de evli kadınların durumuna bakalım:

Maalesef doğru kullanılmayan internet erkek ve kadınları baştan çıkardı. Asılsız ve abartılı cinsen bilgiler bazı kesimin başını döndürdü.

Beğeni ve beklentiler bu yarı cahil insanları arayışa sürükledi. Tüm bunların sonucu olarak da aldatmalar, kıskançlıklar ve doyumsuzluklar; cinayet nedenleri oldu. 

Maalesef toplumun bu yarası ne kanunlarla ne de cezalarla kapatılamaz. Her şey de olduğu gibi eğitim. Önce ailede köklü bir eğitim daha sonra okul çağında örf ve adetlerimize yakışır bir eğitim.

Buradan kadın ve kızlarımıza sesleniyorum; kimsenin mezesi ve koleksiyonu olmayın.

Erkeklere de bir çift sözüm var; sakın kadınlarımıza; fiziki güçsüzlüklerinden yararlanıp da şiddet uygulamaya kalkmayın; bu yaptıklarınız ne insanlığa ne de erkekliğe sığar.

Sevgi ve Saygılarımla

Yazar Hakkında:

İbrahim BAYKAN

Yazarın diğer makalelerinden: