1 Ekim 2022

Hızır-İlyas inancı Türk kültüründe derin izler bırakmıştır. Edebî metinlerden çeşitli mekânlara Anadolu’da meydana gelen kültürel birikim bunun derin izlerini taşımaktadır. Anadolu’da ve Türk dünyasında kutlanan Hıdrellezler, Hızır ve İlyas peygamberlere atfedilen makamlar, atasözleri ve deyimlerimiz, masallarımız ve hikâyelerimiz, efsanelerimiz, Divan Edebiyatı ve Halk Edebiyatı içerisinde değerlendirilen pekçok üründe onların kültür ve edebiyatımızda bıraktığı derin izleri bulabiliriz.

Burada Anadolu’da ve Türk dünyasında Hızır ve İlyas kültürünün önemi üzerinde uzun uzadıya durmayacağız. Ancak konu üzerinde araştırma yapıldığı hâlde pek temas edilmeyen Bolu-Mengen’deki Baba Hızır ile yine araştırmalarımız sırasında ortaya çıkan Dörtdivan’daki Baba Hızır makamlarına işaret edeceğiz.

Bolu, Hızır peygamber ve makamları açısından zengin denebilecek bir özellik göstermektedir. Bolu’nun Mengen ilçesinde bulunan Baba Hızır’ın türbesi ve bu türbe etrafında oluşan inanışlar bunu göstermektedir. Bir de her yıl burada Baba Hızır’ın etrafında şenlikler düzenlenmektedir. Burada şunu da ifade etmek isteriz ki, Bolu kültüründe ayrıca Hıdrellez şenlikleri de geçmişten gelen derin etkileri günümüze taşıyabilmiştir. Mayıs ayının ilk haftasında çeşitli başlıklar adı altında baharın gelişi kutlanmaktadır. Bunun Hızır-İlyas veya Hıdrellez kültürü ile yakın bir ilgisi olduğu ortadadır.

Yaptığımız araştırmalar sonucunda Baba Hızır’la ilgili Bolu’nun Dörtdivan ilçesinde en az bir makam daha olduğu anlaşılmıştır. Fakat günümüzde Dörtdivan sözlü kültüründe bu hususa işaret eden pek fazla bir anlatı kalmamıştır. Osmanlı Devleti dönemine ait arşiv kayıtlarında burada Baba Hızır’a atfedilen bir cami ve medresenin olduğu görülmüştür.

Dörtdivan merkezde bulunan Çavuşlar Camii’nin doğu girişindeki sokağın adı Baba Hızır Sokağı’dır. Başta, sorduğumuz kimselerden bu Baba Hızır’ın Mengen’de olduğu şeklinde bir cevap aldık. Fakat bu durum sokağın isminin neden buraya verildiğini tam olarak izah etmiyordu. Çavuşlar Camii’nin vakfiyesinde geçen ve caminin yanında bulunan fakat zamanla yıkılan Baba Hızır Medresesi bu ilginin daha sağlam temellere yaslandığını ve Baba Hızır’ın bu cami ile yakın bir ilgisi olduğunu gösteriyordu. Ayrıca Dörtdivan’da Baba Hızır’la ilgili bazı anlatılar da mevcuttu. Bizim bu hususta derlediğimiz bir menkıbe şöyledir:

Çavuşlar Camii’nin yapımı esnasında bazı araç gereçler, inşaat malzemeleri biter ve çalışanlar kara kara düşünürlermiş. Baba Hızır gelir, “Yavrularım neyi düşünüyorsunuz?” diye sorarmış. Onlar da “Baba şu eksik, baba bu eksik!” diye cevap verirlermiş. Neticede işçiler sabahleyin geldiklerinde eksik malzemelerin tamamlandığını görür, sevinirlermiş. Bunları Baba Hızır’ın getirdiğini düşünür ve bunu onun kerametine yorarlarmış. Yalnız bu menkıbenin Mengen-Baba Hızır Köyü’nde bulunan mezarla ilgili olarak da anlatıldığını söylemeliyiz. Şu farkla ki, Baba Hızır, Mengen’deki caminin yapımında malzemeleri geyikle inşaat alanına taşımaktadır.

Baba Hızır’ın mezarı caminin yapımı sırasında kaybolmuş ve ismi Çavuşlar Camii’nin bulunduğu sokağa verilmiştir. Fakat Dörtdivan merkezde Çavuşlar Camii içerisinde günümüzde de hâlen tartışmalı olan bir mezar bulunmaktadır. Bu mezarın hâlen Dörtdivanlı Hilmî’nin mezarı olduğu kayıtlıdır. Fakat mezarın ona ait olmadığı ve Hilmî’nin mezarının Dörtdivan’daki Ulu Mezarlık’ta olduğu anlaşlmıştır. Caminin içindeki mezar bu durumda muallakta kalmıştır. Fakat mevcut anlatılarda bu caminin önemli bir şahsiyete ait olduğu anlaşılmaktadır.

Buradaki mezarla ilgili yine şöyle bir anlatı mevcuttur: Mezar caminin tadilatı sırasında, dışarıda saçakların altında kalmış. Bu sırada çok fazla yağmur yağmış. Kırk-kırk beş gün bu yağmurlar devam etmiş. Tabii bu arada mezar, saçaklardan damlayan suyun altında perişan olmuş. Birisine bu durum rüyada malum olmuş. Mezarın sahibi o kimseye rüyada “Beni içeri alın, yoksa bu yağmur dinmez!” demiş. Mezarı içeri almışlar. Yağmur da böylece dinmiş.

Biz mezarın ve bu anlatının Baba Hızır’la ilgili olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü bu cami ve yanındaki medrese belgelerde Baba Hızır adıyla kayıtlıdır. Elbette bunun ciddi bir gerekçesi olmalıdır. İnsanlar herhalde sebepsiz yere cami ve medreseyi bu adla isimlendirmemişlerdir.

Çavuşlar Camii, 1780 senesine ait bir belgede Baba Hızır Camii olarak geçmektedir. (Bu cami ayrıca Dörtdivan köylerinde Alaca Mescid diye de bilinmektedir.) 1780 senesine ait bir belgede cami Baba Hızır Camii diye kaydedilmiştir. Bu belgede camide hatip olarak görev yapan Mustafa oğlu Veli ismindeki şahsın evlatsız öldüğü bildirilmektedir. Hasan Halife isminde bir şahsın yazdığı bu arzıhalde hatipliğin kendisine verilmesi talep edilmektedir. Bunun üzerine bizzat devrin padişahı Sultan I. Abdülhamid Han tarafından kendi el yazısıyla “İzn-i hümâyûnum olmuşdur.” şeklinde bir kayıt düşürülmüştür. Bunun üzerine hatiplik Hasan Halife adındaki bu şahsa verilmiştir.[1]

Burada Baba Hızır’ın kim olduğu hususu meselesi de nisbeten ortaya çıkmaktadır. Çavuşlar Camii ile ilgili bir başka belgede caminin adı Alaca Mescid olarak kaydedilmiştir ve yine burada, Baba Hızır Medresesi’nden söz edilmektedir. Öyleyse caminin hemen yanında bugün hiçbir kalıntısı kalmamış bir Baba Hızır Medresesi’nin var olduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumda cami, medrese ve Baba Hızır yakınlığı ortaya çıkmaktadır.

Cami içinde bulunan mezarın Dörtdivanlı Hilmî’ye ait olmadığı kesinleşmiştir. Cami imamı İsmail Tezel bir araştırmacının bu mezarın Hızır Reis adında birine ait olduğunu söylediğini nakletmektedir. Caminin imam-hatibi İsmail Tezel mezarla ilgili bir belge aradığını fakat şimdiye kadar herhangi bir belgenin eline geçmediğini nakletmektedir. Şimdilik, ihtiyat kaydıyla bile olsa cami içindeki mezarın Baba Hızır’a ait bir makam olduğunu söyleyebiliriz.

Dörtivan’da bulunan Baba Hızır’la ilgili isimlendirmeler Çavuşlar Camii’nin bulunduğu sokağın isminden ibaret değildir. Dörtdivan’a bağlı Çardak Köyü’nde önceleri Baba Hızır Camii denen bir cami daha bulunmaktadır. Bu cami, Dörtdivan’da Çardak Camii olarak bilinse de köyde, halk arasında genel olarak Baba Hızır Camii olarak bilinmektedir. Bu caminin tarihî bir yapı olduğu da anlaşılmaktadır. Caminin temelinde yazılı taşlar bulunduğunu Ali Rıza Ünlü, Gerede Tarihi kitabında söylemektedir. Hatta Ünlü, biraz kazarak bu taşlardan birini ortaya çıkarmış, çıkan yazının suretini kitabına koymuştur. Bu, Roma döneminden kalmış ve Latin alfabesiyle yazılmış bir kitabedir. Ayrıca Ali Rıza Ünlü, caminin önünde bulunan üç adet işlemeli, resimli sütun başlıklarından söz etmektedir. Bu taşların yarısı toprak altında, yarısı da duvar temelinde bulunmaktaymış. Bir zamanlar geniş kalabalıklar Cuma namazlarını burada kılıyormuş. Zaten Ali Rıza Ünlü de kitabında, bu camiden “Cuma Camii” olarak söz etmektedir.[2] Fakat cami halk arasında hâlen Baba Hızır Camii olarak bilinmektedir. Yalnız Çardak Köyü’nde Baba Hızır’a atfedilen herhangi bir mezar bulunmamaktadır.

Sonuç olarak Dörtdivan’ın Baba Hızır’a atfedilen makam ve camiler vardır. Burada Çavuşlar Camii içerisindeki kabrin Baba Hızır’a ait bir makam olduğunu söylemek mümkün görünmektedir. Ayrıca Çardak Köyü’ndeki cami de bir “Baba Hızır Makamı” olarak anılabilir. Fakat burada bir zamanlar bir mezarın bulunup bulunmadığı tetkik edilmelidir. Kanaatimizce Baba Hızır ve Hızır-İlyas kültürüyle ilgili araştırmalarda Dörtdivan’da bulunan ve Baba Hızır’a atfedilen makam ve camilerin dikkate alınması gerekmektedir.

kirmizilar.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kirmizilar.com

 

 

 

Dipnotlar

[1] Halilullah Özcan, “Dörtdivan’la İlgili Birkaç Vesika”, DİVANKAV Bülteni, S. 11, Ağustos 2008, s. 10.

[2] Ali Rıza Ünlü, Tarih Boyunca Gerede, Osmanlıcadan Akt: Ömer Cevahircioğlu, Haz. Adem Çevik, İstanbul 2000.

Yazar Hakkında:

Yasin ŞEN

Yazarın diğer makalelerinden: