27 Haziran 2022

Yardımlaşma ve bağış; bizim hem dinimizin hem de aldığımız terbiyenin bir gereğidir. Önemli olan bunların gerçek sahiplerine ulaştırılmasıdır.

Bir kısım vakıf ve dernek yöneticileri aracılığı ile yaptığımız yardım ve bağışların maalesef yerine tam olarak ulaşmadığını duyuyoruz ve görüyoruz.

Bunlara bu fırsatı vermemenin tek çaresi; yapacağınız yardımı; lütfen üşenmeden kendiniz birebir gerçek ihtiyaç sahibine yapınız. Biz insanoğlu çok şeyde olduğu gibi bu konuyu da başkalarına havale ediyoruz. Hal bu ki; bunun hiç de zorluğu yok.

Öncelikle kendi akraba ve yakın çevrenizde mutlaka tanıdığınız muhtaç kişiler vardır. Şayet yoksa gidersiniz bir eğitim kurumuna kurum yöneticilerinin yönlendireceği kişilere yardımınızı doğrudan yaparsınız. Gidersiniz bir mahalle muhtarına; ihtiyaç sahiplerine ulaşabilirsiniz. Bunu da yaparken asla bir şova dönüştürmemek gerekir.

Maalesef biz; tüm bunları bir zahmet gibi görüyor; oturduğumuz yerden giriyoruz internete bir parmak hareketi ile bağış yaptığımızı zannediyoruz. Bu davranışımızla aslında bu tür hortumculara yardım ve yataklık yaptığımızın farkında bile değiliz. Ancak bunları yargıya intikal ettiğinde öğreniyoruz. O zaman da iş işten geçmiş oluyor.

Benim çocukluğum yoksullukla geçti. Hiç unutmam Ortaokul yıllarında bir öğretmenimiz birkaç arkadaşımla birlikte bizi bir mağazaya götürdü tepeden tırnağa donatılmıştık. Hangi hayırseverdi bilmedik. Ne O bizi gördü ne biz O'nu.

Şundan çok eminim ki; her birimizin gardıropları giymediğimiz giysilerle dolu; senede yaz ve kış olmak üzere iki kez kullanmadıklarımızı seçerek bir başkasının kullanmasını sağlamakla hayırlı bir iş yapmış oluruz. Bunu yaparken de çok eski ve yıpranmış olanları ayırt etmemiz önemlidir. Ayrıca temizletip vermek onurlu bir davranış olduğu gibi karşıdaki insan da rencide edilmemiş olur.

Sonuç olarak lütfen yapacağımız yardım ve bağışlarda tembellik etmeyelim; gerçek ihtiyaç sahiplerini kendimiz bulalım. O zaman yardım gerçek amacına ulaşmış olacaktır. Bunu yapmanın zamanı sadece kutsal aylardaki dini duygularımızın kabardığı anlarda değil her zaman yapmalıyız.

Yazar Hakkında:

İbrahim BAYKAN

Yazarın diğer makalelerinden: