11 Ağustos 2022

Toplumda sadece gözle görünen sorunlar değil aynı zamanda hemen hissedilmeyen ama zamanla etkisini gösteren sanat-edebiyat, kültür sorunları da düşünen insanın dertleri arasında yer alır, almalıdır. Aslında bunlar toplum hayatından ayrı düşünülemez. Sorunların birbirini etkilediği bunlar sayesinde toplumsal hayatın şekillendiği gerçeği de bir kenara konamaz. En azından bunun için “eleştiri” kavramına -eksileri ve artılarıyla-, özellikle de güncel dayatmaların getirdiği siyaset üstü bir anlayışla bakılabilir. 

İnsanlar kavramlarla düşünür. Ama kavramlara yüklediği anlamlar ya da o kavramı nasıl anladığı daha da öne çıkar. Bunun için sanatta, edebiyatta, özel olarak da şiirde daha önceleri, geçmişte ‘eleştiri’ yerine “kritik”, “tenkit” gibi kelimeler de kullanılmıştır. 

Bir toplumsal sorun karşısında veya bir edebiyat eseri ile ilgili “Eleştiri” dendiği zaman sadece dikkat kesilmekle kalınmaz, yüzlerden memnuniyetsizlik duyguları da yansır. Çünkü eleştiri günlük dildeki kullanımlarının en az yüzde doksan beşinde “yergi” anlamına gelir. Dolayısıyla genel bir görüş içerisinde kusurları, yetersizlikleri sayıp dökme gibi durumları akla getirir. Böyle bir anlayışın hâkim olduğu yerlerde eleştiriye haklı olarak sıcak bakılmamıştır. Özellikle bunun için eleştirenlerin/eleştirmenlerin pek sevildiği görülmemiştir.

Eleştiri, bizim toplumumuzda, sanat/edebiyat sayfalarında bazen yapıldığı gibi “övgü” hiç değildir. Çünkü eleştiri ile övgüyü, hatta eleştiri ile yergiyi hiç karıştırmamak gerekir. Suat Taşer; “eleştiriden korkan kendinden korksun, yaptığından korksun”, derken Oscar Wilde, sanatta eleştiri konusunda düşüncelerini şöyle açıklar: “Sanat, bir kişilikten kaynaklanır, bu nedenle de ancak bir kişiliğe açıklanabilir ve ikisinin buluşmasından doğru yorumlu eleştiri ortaya çıkar…” Eleştirmen bazen acı söyleyen/yazan dost gibidir. Hoşa gitmese de eleştiri hep işe yarayandır.

Çukur aynanın, tümsek aynanın görüntüleri düz ayna gibi doğru yansıtmadığı gibi sadece “övgü” veya “yergi” olarak ifadeleri içinde barındıran sözlere, yazılara “eleştiri” gözüyle bakılmaması gerekir. Oysa iyi ve doğru yapılan bir eleştiri içi de dışı da dosdoğru yansıtan düz aynaya benzer, kırıp dökmez, beğenilse de beğenilmese de hataları, eksiklikleri, çarpıklıkları, güzellikleri objektif olarak yansıtır. Bizim konu edindiğimiz “eleştiri” budur.

Eğer şiirde eleştiriden bahsedilecekse, başta şiir olmak üzere konu ile ilgili bazı kavramların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Çünkü bir kavramın ne olduğu ortaya konmadan onun eleştiri, inceleme veya tahlilinden söz etmek eksik olur. Bir şiir eleştirilirken “inceleme” ve “tahlil” gibi kavramlara da başvurulmakta veya bu kavramlara yüklenen anlam içerisinde “eleştiri” söz konusu olabilmektedir… Eleştiri aynı zamanda söz üzerine söz söylemek diye de tanımlanabilir.

Türk Dil Kurumunun tanımında “İncelemek” denilince, Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırmanın anlaşılması gerektiği, “tahlil” ise; çözümleme, inceleme, tahlil etme olarak açıklanmaktadır.

Eleştiri  de; Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit... Bir sanat yapıtının, iyi ve kötü yönlerini inceleyerek bir yargı ile belirten yazı türü, şeklinde tanımlanmaktadır.

Eleştiri veya diğer adı ile tenkidi; “Bir sanat ya da düşünce eserini tanıtırken, zayıf ve güçlü yönlerini belirtme, bir yazarın gerçek değerini yansıtma amacıyla yazılan yazılara” eleştiri (tenkit) denir tanımının yanında bir şeye kıymet biçme, o şeyi kıymetlendirme de eleştiri tanımı içerisinde yer alır. 

T. Eagleton, Şiir Nasıl Okunur adındaki eserinde “Edebiyat eleştirisinin tarihsel bakımdan yüksek noktalarına bakmak, hem edebiyat eserlerinin liflerine ve dokusuna hem de kültürel bağlamlarına yönelik bir tür çifte dikkate tanıklık etmek anlamına” geleceğinden bahseder. Sonra da bunun bir bakıma açıklamasını yapar: “Dil hem kültür hem de kültürün –edebiyat eseri ve insan topluluğunun- bilinç kazandığı vasıtadır; bu bakımdan, edebiyat eleştirisi de bizi biz yapan vasıtanın yoğunluğu ve karmaşıklığına yönelik bir duyarlılıktır.”

Eleştirinin amaçlarını; Sanat eserini okuyucuya, dinleyiciye, izleyiciye yakınlaştırmak, açıklamak, daha kolay anlaşılır kılmak ve sanatçıya yol göstermek olarak ifade edenler bulunmaktadır. Bunun yanında farklı görüşler de ileri sürülmektedir elbette. Mesela İngiliz yazar Matthew Arnold’a göre eleştirinin amacı, bütün eserler arasından en okunmaya değer, en önemli olanları bulup çıkarmak, okuyucunun ilgisini onlara çekmektir… Tolstoy’a göre ise;” gazetelerin, dergilerin bolluğu, ilanların aldatıcılığı arasında okuyucunun iyi eserleri arayıp bulması çok zorlaşmıştır, bu nedenle eleştirinin bu türü en önemlisidir.” Tolstoy’dan bugüne geçen zaman içerisinde birçok şeyin değiştiği, basılı ve dijital yayınların giderek arttığı düşünülürse şimdilerde eleştiriye çok daha fazla ihtiyaç olduğu anlaşılacaktır.

Konu ile ilgili benzer birçok şeyler söylenmiştir. Neticede eleştirinin amaçlarından biri, belki de bugün için, en önemlisi, sanat eserini ölçmek, değerlendirmektir, “iyi”yi “kötü”den ayırmaktır… Bir diğer amacı da sanatçıya yol göstermektir; başka bir deyişle, estetik kurallarını, ölçütleri, yöntemleri tespit etmektir.

Bütün bu açıklamalardan sonra eleştiri için; sanatların kurallarını araştıran, ölçütlerini bulan, ölçütlerin uygulanabilmesi için gerekli yöntemleri biçimlendiren, elde edilen temel bilgilere göre eserleri ölçüp biçerek değerlendiren, açıklayan sanat şeklinde bir açıklama da getirilebilir. Fakat burada “ölçüt” dikkat çekmektedir. Çünkü Ölçüt, tartışma götürür bir husustur. Şartlar, dönemler, kültürler, aynı tür de de olsa farklılıklar işin içine girer. Yani bu konuda objektif olmak, dostluk düşmanlık gibi ön yargılara kapılmamak da gerekir.

Eleştirmen her zaman için geçerli ve doğru ölçütleri olan, değerlendirmesini objektif olarak yapan insan değildir. Bunun için bazen eleştiriler eleştirildiği gibi eleştirmenler de eleştirilir. Dolayısıyla eleştirinin de eleştirmenin de sevilmeme sebeplerinden biri bu olsa diye de düşünülebilir. Ancak bütün bunlar eleştiriden vazgeçilmesini gerektirmez. Karanlıkta çöp yığınlarında biten gülü görmemiz için kuvvetli fenerlere, iyi-kötü milyonlarca yayın yapılan dünyada zaman kaybetmeden iyi eserlerden haberdar olmamızı sağlayacak olan eleştirmenlere her zaman ihtiyaç olacaktır.

Yazar Hakkında:

İhsan KURT

Yazarın diğer makalelerinden: