30 Kasım 2022

Türk mitolojisinde kurdun çok önemli ve dikkat çekici bir yeri vardır. Oğuz Kağan Destanı’nda onun ordusuna yön gösteren kutsal bir Bozkurt vardır. Türeyiş destanında Türkler bir kurttan türemektedirler. Destanlara daha birçok yansımasıyla kurtlar Türk kültürüne iyiden iyiye sinmiş durumdadırlar. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde onlara bugün bile büyük ölçüde saygı beslenmesi bunun izlerini takip etmemizi mümkün kılmaktadır. İslamiyet öncesindeki inanış unsurlarından günümüze uzandığını düşündüğümüz bazı uygulamalara ve inançlara Dörtdivan’da da rastlamaktayız.

Dörtdivan halk kültüründe kurtlarla ilgili atasözleri, inanışlar ve uygulamalar onlara derin bir saygı beslendiğini göstermektedir. Dörtdivan’da derlediğimiz şu atasözleri bu açıdan dikkat çekmektedir: “Gezen tilki yatan kurttan iyidir.”, “Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.”, “Susmayan it sürüye kurt getirir.”, “Yalcı köpekten kurtçu yavru doğmaz! (Tembel kimselerin çocukları çalışkan olmaz, anlamında söylenir.)”, “Kurt kışı geçirirmiş ama ayazı unutmazmış.”

Bu atasözlerinin bir kısmına başka yerlerde rastlamak mümkündür. Dolayısıyla bu sözler bize kültürümüzde, kurdun sadece ağıldaki veya otlayan hayvanlara saldıran bir “canavar” olarak görülmediğini ve onlara saygı duyulduğunu da düşündürmektedir.

Dörtdivan’da kurtlara dâir bazı inanışlar da vardır: Dörtdivan’da kurdun koku ve iz sürme yeteneğinin olmadığına ve onların bütün gücünün boyunlarında olduğuna inanılır. Anlatıldığına göre kurt, köpekten koku duyusuna karşılık boynunun gücünü ona vermek ister. Köpek insana sadık bir hayvan olduğu için insanlığa ve diğer hayvanlara zarar vereceği için bunu kabul etmez. Bu kısa anlatı efsânevî, hatta destanî bir özellik göstermektedir. Bu kısa anlatının bir destan parçasından günümüze uzanmadığını kim iddia edebilir!

Dörtdivan’da kurtlarla ilgili diğer inanışlar şöyledir: Yolda, yolculukta kurt görmek kişiye işinde uğur getirir. Tavşan görmek ise uğursuzluk getirir. Aç kalan kurtlara kışın gökten ete benzer yiyeceklerin atıldığına inanılır. Bu sonuncusu oldukça dikkat çekmektedir. Bu inanışın İslamiyet öncesine uzanan bir geçmişi olabilir.

Kurtlar bazen yaylada yayılan hayvanlara saldırmaktadır. Bu yüzden Dörtdivan’da kurtlarla ilgili bazı uygulamalara rastlamamız mümkündür. Buna göre yaylaya göç günü ahırdaki hayvanların boynundaki zincirler eşikliğe serilir. Tüm inekler ahırdan çıkarılır. Onları doğrudan yayla yoluna sürerler. Bunu hayvanlar su gibi gitsin, su gibi gelsin, yaylada kurt, ayı, canavardan korsun, diye yaparlar. Ayrıca hayvanlar telef olma tehlikesiyle karşılaşınca bunun önüne geçmek için ahırın eşikliğine, ahır kapısının altına kurt kafası gömülür. İnek eşikliği atlayınca ilk olarak onun üzerine basar. Böylece hayvanların telef olmasının önüne geçileceğine inanılmaktadır.

Kurtların hayvanlara saldırmasının önüne geçmek için başka bazı uygulamalar da öne çıkmaktadır. Kaybolan hayvanlar kurtlar tarafından telef edilmesin diye, bir mendile üzerine okunarak düğüm atılır. Buna “ağız bağlama” ve “kurtağzı bağlama” denir. Kurtlar kaybolan hayvanlara denk gelse bile ağzını açıp zarar veremezler. Eğer insanlar sürüye saldıran kurtların ağızlarını kapalı görürlerse onların süreye zarar veremeyeceklerini düşünürler. Aksi hâlde kurtlar hayvanların bazılarını kapabilecektir. “Ağız bağlama” işlemi yapıldıktan bir süre sonra düğüm çözülür. Çünkü insanlar bu düğüm hep öyle bırakılırsa kurtların aç kalacaklarını ve açlıktan öleceklerini düşünürler.

Dörtdivan’da “Katıntı savak savar!” diye bir atasözü vardır. Savak sıra, katıntı sürü anlamına gelir. Önceden az koyunu veya keçisi olan (10-15 civarı) kişiler, koyunları çok olanın sürüsüne bunları katarmış. Ne hikmetse kurtlar da koyunu çok olanın değil de az olanın yani katıntının koyununu kaparmış. Bu yüzden bu söz söylenmiştir.

Bolu’nun sadece Dörtdivan ilçesinde değil, diğer bazı başka ilçelerinde de kurtlar etrafında oluşmuş inanış ve uygulamaların var olduğu bu kısa araştırma yazısı hazırlanırken tespit edilmiştir. Söz gelimi Kıbrıscık’ta Dörtdivan’dakine benzer bir şekilde kurtların kafasının evin avlusunun girişine gömüldüğü ve kurdun azı dişinin boyuna takıldığı söylenmektedir.

Dörtdivan’da kurtlar etrafındaki inanış ve uygulamaların daha fazla ve çeşitli olduğu tahmin edilebilir. Kurtlar, Dörtdivan’ki yaşayışın önemli bir parçasıdır. Hatta burada Anadolu’nun başka yerlerinde kurtlar hakkında artık kaybolmuş hürmet duygusunun devam ettiğini ve bunun da bazı atasözleri ve uygulamalarda karşımıza çıktığını düşünmekteyim.

DR. YASİN ŞEN

Yazar Hakkında:

Yasin ŞEN

Yazarın diğer makalelerinden: