30 Kasım 2022

Sağlıklı bir evliliğin ilk adımı eş seçimiyle başlar. Uygun bir seçim; size yaşam boyu mutluluk getirebileceği gibi; yanlış seçim yaşamınızı kâbusa çevirebilecektir. 

Sokrat'ın "Ne suretle olursa olsun evleniniz. İyi bir eş bulursanız çok mutlu olursunuz. Fena bir eşe düşerseniz filozof olursunuz.” Sözünde bile, evliliğin bekârlığa üstün tutulabileceğine değinilmiştir.

Kızlarda Yirmi, erkeklerde yirmi beş yaş ideal evlenme yaşlarıdır. İklim çabuklaştırması, kırsal kesimlerdeki ekonomik ve geleneksel zorlamalar evlenme yaşını öne aldırdığı gibi; yine ekonomik faktörler ve kariyer uğraşları da evlenme yaşını öteleyebilmektedir.

Büyük yaş farkı ile evlenmeler; hayranlıklardan ileri gelmiş olsa da; hatta arada çocuklar da olsa yıkılmaya mahkûmdurlar. Çünkü kıskançlık, genç taraf isteklerinin yerine gelemeyişi ve çevrenin kışkırtmaları sürekli bir rahatsızlık yaratmaktadır.

Yakın akraba evliliğinin; TIP açısından sakıncalı olduğu da bilinen bir gerçektir. Evlilikte doğruluğu kanıtlanmış en ideal evliliklerin; tanıdık çevreden ve ahlaklı bir aileden seçmenin daha uygun olduğu görülmüştür. Maddi durum, meslek türü, öğrenim; görgü derecesi ve inanç gibi faktörlerin de etken olduğu belirlenmiştir.

Mutlu bir evliliğin sağlanması bu aşamada başlamakta ve evlilik sürecinde de şu hususların çok önemli olduğu görülmüştür:

*Evlenme öncesinde gösterilen yakın ilginin ömür boyunca ve azaltılmadan sürdürülmesi,

*İyi-Kötü, Varlıklı-Varlıksız, Kederli-Neşeli günlerde birlikte olunması,

*Eşler birbirlerine karşı eşit haklara sahip olduklarını ve her iki taraf akrabalarına da eşit davranmak gerektiğini akıllarından hiç çıkarmamalıdırlar,

*Evde ve dışarıda kıyafetlerine, konuşmalarına ve davranışlarına dikkat etmelidirler,

*Tartışmaları kısa kesmek, barışmak için eski kusurlardan çok; geçmiş iyilikleri hatırlamak, aileleri tartışmaya katmamak gibi akıllı davranışlar da eşlere mutluluk getirir.

Bu konuda kişisel gözlemimi de sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim: Türk kadınının pek çoğu kocayı bulduktan sonra kendini dağıtıyor. Türk erkeği ise eski kötü alışkanlıklarından bir türlü vazgeçemiyor.

Boşanma; her ne kadar evlilikte süregelen işkencenin son buldurulması olarak tanımlansa da şu Japon atasözü sanırım bu konuda söylenecek son söz olmalı:

İLK EŞİNİ TANRI,

İKİNCİ EŞİNİ ARKADAŞLARIN, 

ÜÇÜNCÜ EŞİNİ ŞEYTAN GÖNDERİR.

Yazar Hakkında:

İbrahim BAYKAN

Yazarın diğer makalelerinden: