30 Ocak 2023

Harcıalem bilgi, malümat şöyledir:

Macellan dünyanın çevresini dolaşan ilk deniz yolunu bulmuş, böylece adı tarihe geçmiş ünlü bir Portekizli denizcidir. Endonezya’ya batıdan gidebilmek amacıyla çıktığı keşif yolculuğunda, Güney Amerika’nın güney ucunda, bugün kendi adını taşıyan boğazı da bulmuştur.

Macellan, 1480’de, Portekiz’in Sabrosa şehrinde doğdu. Soylu bir ailedendi. Küçük bir çocukken, saray hizmetlerinde bulunmak üzere kralın yanma verilmişti. 25 yaşına gelince donanmada görevlendirildi. Fas’ta Araplarla (Araplarla DEĞİL; MÜSLÜMANLARLA ve o Müslümanların pek çoğu Arap DEĞİL, Müslüman olmuş Berberilerdi) yaptığı bir çarpışmada yaralandı, hayatının sonuna kadar sakat kaldı.

…Böylece, Macellan’ın gemileri, Amerika kıtasının güneyine doğru yol almaya başladı. 1520 ekim ayında gemiler geniş bir boğaza girdiler. Macellan’ın küçük gemileri, bu girintili-çıkıntılı esrarengiz boğazda 22 gün ilerledi, en sonunda batıdaki okyanusa ulaştılar. Macellan, burada suların Atlas Okyanusu’ndan daha sakin olduğunu görünce bulduğu yeni okyanusa, «sakin» anlamına gelen «Pasifik» adını verdi. Gemiler, Pasifik Okyanusu’nda (Büyük Okyanus’ta) 98 gün yol aldılar. Yolculuk gittikçe güçleşiyordu. Gemilerde yiyecek kalmamış, tayfaların çoğu hastalanmıştı. En sonunda kara göründü. Burası, anlaşıldığına göre, bugünkü Mariana Adaları’ydı.

Macellan, karaya çıkarak, hasta adamlarının iyileştirilmesini, yiyecek elde edilmesini sağladı. Buradan ayrıldıktan sonra batıya doğru yoluna devam etti, birkaç gün sonra Filipin Adaları’na vardı. Orada adadan adaya dolaşıyor yerlilerle iyi geçinmeye çalışıyordu.

 

SAVAŞTA ÖLÜM

1521 yılının 27 nisanında, bir kabile başkanına yardım etmek için onun düşmanlarıyla savaşırken öldürüldüBir YALAN daha.

Gerçek şöyle:

Macellanı, Müslümanlara yaptığı kötülüklerden dolayı, cezalandırmak için Filipin’li, LABULADU adında kahraman bir Müslüman öldürdü. Filipin’liler, Labuladu’yu Milli Kahraman olarak kabul ederler. 

Portekizliler, Müslümanlara, Magrib (Fas) den geldikleri için, Magrib kelimesinin bozulmuş şekliyle MORO derlerdi. Bundan dolayı, Filipinlerde rastladıkları Müslümanlara da MORO diyorlardı.

Müslüman Türk çocuğu okulda, yetişme çağında Avrupa’lı Macellan’ı gerçek olarak tanıyor mu? yoksa, Avrupalı’nın, “sömürgelerinde tanıttığı gibi” mi tanıyor? 

Okullarımızda okutulan tarih kitapları, Emperyalistlerin; sömürge yaptıkları ülkelerde, tarihi, kendi istedikleri, anlattıkları gibi anlatmıyor mu? 

***

Vaskö dö Gama Ümit Burnu’ndan geçerek Hind Okyanusuna çıkıyor, rehberi Ahmed bin Macid. İnternetteki bilgi:

Arap asıllı Ahmet Bin Macit isimli denizci Hint okyanusunun haritasını Piri Reis’ten on yıl daha önce çıkartmıştı.

Baharat ticaretiyle ilgilenen, denizciliğe ve coğrafyaya olan merakıyla bilinen Ahmet bin Macit, Arap yarımadası ve Hindistan’a yolculuklarıyla ünlü, ayrıca deneyimli bir haritacıydı. Vasco da Gama’dan çok önce Ümit burnuna yapmış olduğu ziyaretlerden ötürü, bu yolculuk­la ilgili bir hayli deneyime sahipti. Vasco da Gama’nın gemisinde ona rehberlik yapmaya razı olduğunda, onun kullandığı gemi­cilik araç ve gereçlerini Vasco ve adamlan ilk kez  görüyorlardı. Bu ekip çalışması sırasında Porte­kizli denizci, pusulanın ve usturlabın nasıl kulla­nılacağını yanındaki Arap rehberinden öğrendiAhmet bin Macit’in harita yapımı ve denizci­lik bilgisi, Vasco da Gama için bulunmaz bir fırsattı. Asya kıtasına ve Afrika’ya artık güvenle gidebileceğine ikna olmuştu. Arap rehbere sadece keşif amacı taşıdığını söyleyen Vasco da Gama, bu sayede onun güvenini de kazanmıştı.

Vasco da Gama, Bartolomeo Dias’dan on yıl sonra “Fırtınalar Burnu”nu (Ümit burnu) aştı ve Afrika’nın doğu kıyısı boyunca yukarıya doğru çıkıp Hindistan’a ulaştı.

Yeni yerlerden daha hızlı ve ucuza mal edilen her türlü zenginlikle Avrupa’nın bir anda çehresi değişti. Vasco da Gama ve adamlarının daha faz­la zenginliğe kavuşabilme arzusuyla giriştiği yağ­macılığın hızı gün geçtikçe artıyordu. Yol boyunca karşısına çıkan Arap gemilerini yakan Vasco da Gama, oldukça acımasız bir politika izlemeye başlamıştı. Kalküta’ya vardığında kenti top ateşine tutturarak Hinduları öldürttü.

Şu olaylar HİÇ ANLATILMIYOR ve Türk çocukları BUNLARI BİLMEDEN yetiştiriliyor:

Vaskö Dö Gama, 1502 yılında Hac görevi için Mekke’ye gitmekte olan 700 Müslümanın bulunduğu gemiyi Umman Körfezinde durdurdu ve hepsini, gemiyle birlikte YAKTI!!!

Vasko dö Gama, bir seferinde, Doğu Afrika’da 300 cami yıktı !!!

Donanmasıyla Mozambik’e vardığında: “Şimdi, Müslümanları kuşattık, sadece ipi çekmek kaldı”  dedi !!!

Hacdan dönmekte olan hacıyı 380 taşıyan gemiye rastladı, hepsini gemiyle birlikte YAKTI !!!

Vasko dö Gama Kalküta’ya ulaştığında, şehri topa tuttu!!!

Vaskö dö Gama, esirlerin ellerini, burunlarını, kulaklarını kesip dişlerini kırdıktan sonra gemiye doldurup hepsini gemiyle birlikte yaktı !!!

***

Türk çocuğu, Osmanlı’nın, 16. Yüzyılda, doğudan gelecek olan hac yolcularının güvenliğini sağlamak için, Hind Okyanusu’nda, Portekiz haydutlarıyla savaştığını, Piri Reisi, Seydi Ali Reisi, Murad Reisi, okul kitaplarında okuyup öğrenir mi?

İnternette şu kadarcığı anlatılmış:

Gittiği yerlerde Müslüman gemilerine karşı, özellikle hacdan gelen zengin gemilere karşı korsanlık yapmış, Calicut, Mombasa, ve Malindi gibi liman şehirlerinde, yerel halkla savaşıp, bu şehirleri topa tutmuştur.

***

Okul kitaplarında NE ÖĞRENEREK YETİŞTİRİLİYORUZ?

Keşifler! 

Her şeyden önce, isim yanlış: keşif; bilinmeyen bir şeyin bulunması, açığa çıkması demek. 15. Yüzyıl sonları ve 16. Yüzyılda Avrupa’lı haydutların yaptıkları ise, zaten var olan, Amerika kıtasındaki “Avrupa’lının bilmediği” Aztek, Maya, İnka uygarlıkları ve doğuda pekala bilinen, Avrupa’lı cahillerin bilmediği Müslüman milletler ve uygarlığıdır.

Gerçek Bağımsızlık, okul kitaplarımızdaki bilgilerin, olayların, Avrupalı’nın gözüyle “çarpıtılmış olarak” verilmesiyle değil, Tanzimat artığı zihniyetten kurtulup, gerçekte olduğu gibi verilmesiyle başlar.

***

01 Aralık 2022

Yazar Hakkında:

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet Maksudoğlu, Eskişehir’de Kırım kökenli bir âile içinde doğdu. İnkılâp İlkokulunu, Eskişehir  Lisesini ve Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini bitirdi. İzmir İmam-Hatîp Lisesi’nde Meslek Dersleri Öğretmeni olarak Arapça, Farsça, İngilizce ve Hadîs öğretti. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm Târihi Asistanı oldu. Tunus’ta doktora tezi ile ilgili malzeme topladı, dilbilgisini bildiği Arapça'nın pratiğini yapmak imkânını buldu. Dördüncü sınıfına kabûl edildiği Burgiba Yaşayan Diller Enstitüsü Arapça Bölümü’nü bitirdi. Türkiye’ye dönüp İstanbul, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde belge inceledi. "Tunus’ta Osmanlı Hâkimiyeti" konulu doktorasını verdi. İngiltere’de, University of Cambridge’de Faculty of Oriental Studies’de Türkçe öğretti, orientalistlerin nasıl yetiştirildiklerini gördü. Türkiye’ye dönüp Diyânet İşleri Başkanlığına bağlı olarak İzmit, Ankara ve İstanbul’da vâizlik yaptı. Marmara Üniversitesi'nde 1983 yılında Yardımcı Doçent, 1986 da Doçent ve 1995 yılında Profesör oldu. İzinli olarak gittiği Malezyadaki International Islamic Universty’de 4 yıl (1991-95) Târih ve Medeniyet Bölümü başkanlığı yaptı, Osmanlı Târihi öğretti. Orada iken yazdığı Osmanlı History adı geçen üniversite tarafından bastırılıp (1999) textbook olarak kullanıldı. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde bir yıl daha öğretim üyeliği yaptıktan sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi kurucu dekanı olarak Eskişehire gitti. 2004-2005 öğretim yılında izinli olarak gittiği Kazakistan’ın Türkistan Beldesindeki Hoca Ahmed Yesevî Milletlerarası Türk-Kazak Üniversitesinde, Hollanda Rotterdam Milletlerarası İslâm Üniversitesinde bir dönem öğretim üyeliği yaptı.

Yazarın diğer makalelerinden: