25 Temmuz 2021

Okumak bir idrak etme uğraşıdır. İdrakin sonunda düşüncelere dalma, düşüncelerden fikirlere yelken açma uğraşı. Birçoğumuz da bu gaye ile ve gayeye ek bir hayat tecrübesi arzusu ile okuruz, okuturuz. Nurettin Topçu’da fikirleri ile gayeye ulaşmış, bir dönemin gençlerine çerağ olmuş ve bugün dahi o aydınlatma vazifesini sürdürmektedir.

Topçu, ahlakı ile bütünleşmiş şahsiyeti, manevi kuvvetiyle bezenmiş fikirleri ile birçok eserler ortaya koymuş, bu eserlerle yılları aşmış, birçok konferans vermiş, devrin araftaki gençlerine rehber olmuş ve yine yetiştirdiği birçok talebesiyle birlikte bugün fikri ve hatırası ile yaşamaya devam etmektedir. Mistisizmin tadı ile tarihi tecrübeleri eserlerinde birleştiren Topçu; bunu yaparken sosyolojiden felsefeye, tarihten edebiyata değin geniş bir yelpaze ekseninde okumalar yapmış, yaptığı okumaları zihninde damıtarak atiye miras bırakmıştır.

Topçu bahis konusu olan eserlerinin yanında biraz evvel bahsettiğimiz okumaları ve de mühim tavsiye eserleri ile de günümüze ışık tutmaya devam etmektedir. Bugün biz Dergâh Dergisi[1]’nin son sayısındaki ‘Okudukları ve Okuttuklarıyla Nurettin Topçu’ adlı makaleden yola çıkarak Topçu’nun belki de fikir dünyasının dip noktalarını oluşturan eserlere ve de müelliflere ulaşmaya gayret edeceğiz.

Topçu bilindiği üzere Mevlana ve Yunus Emre’yi birer ilham kaynağı edinmiştir. Bunun dışında hakkında müstakil bir eser de ortaya koyduğu Akif [2], onun fikir dünyasında ve belki de adalet ve hak isyanında ilham aldığı isimlerden biri idi. Hatta başucu kitabı olan Safahat’e verdiği kıymeti şu anektod ile ortaya koyar: 27 Aralık 1968’de Remzi Oğuz Arık için tertip edilen bir toplantıda yine Akif’i anlatması beklenirken, Arif Nihat Asya’nın da içinde bulunduğu bu topluluğa sakin sakin Safahat'i okur, daha sonra da usulca başını kaldırıp ‘Teşekkür ederim, ben de çoktan beri okuyamamıştım. Bilvesile sayenizde bir kez daha onu hatırlamış olduk’ der.[3]

Topçu, Türk edebiyatının birçok mühim ismi ile ilgili de müspet yorumlarda bulunmakla birlikte sohbetine katılan dostlarına ve talebelerine de bu isimleri ve eserlerini sıklıkla dile getirmiş, eserlerini önermiştir. Refik Halit Karay, Peyami Safa, Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Yakup Kadri, Halide Edip, Falih Rıfkı gibi birçok isim onun tavsiyeleri ve övgüleri arasındaki yerini alıyor.

Elbette burada Topçu’nun özellikle ideolojik kalıplardan son derece uzak kalarak farklı dünya görüşlerine, farklı isimlere olan ‘hörmet’i, esasında bilgiye olan tutkunluğu ve saygısı ile de paralellik arz ediyor. Misal, onun nazarında Refik Halit ile Sabahattin Ali edebi anlamda aynı değerdedir ve ‘Topçu’ya göre Sabahattin Ali Anadolu’nun kalbine de en çok yaklaşan hikâyecilerden biridir.’[4]

Topçu Sorbonne’de okuduğu yıllarda elbette içindeki merak duygusu ile Batı’nın önde gelen mütefekkirlerini de yakından takip etme imkânı bulmuştu. Özellikle Rus ve Fransız klasiklerinin üzerinde büyük bir ihtimam gösteren Topçu; ‘1935’te beyaz perdeye aktarılan ve başrollerden birini Charles Laughton’ın oynadığı Sefiller’i (Les Miserables) Fransa’da izler ve çok etkilenir.’[5]

Yine Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’i, Goethe’nin Faust’u, Dante’nin İlahi Komedya’sı, Shakespeare’in piyesleri ve Andre Gide’in Dar Kapı adlı kısa romanı Topçu’nun sürekli vurguladığı eserler arasında yerlerini alıyorlar.

Topçu özellikle Alman romantizminin kurucuları arasındaki Gothe’ye de ayrı bir ilgi gösterir. ‘Mutlaka okunması gerektiğini söyler. Alman romantizminin Gothe ile ciddi bir atılım yaptığını anlatır, sözlerine Kant’ın da onu okumuş olduğunu ekler.’ [6]

Topçu tüm bu isimleri okurken, dost meclislerinde yer yer heyecan ile yer yer büyük bir ciddiyetle bu isimlerden bahsederken evvela bilginin, tecrübenin gücüne, büyüsüne inanarak faaliyette bulunuyordu. Hak bildiği yolda yalnız ilerlerken aynı zamanda yanında sessiz kahramanlar ile omuz omuza vererek yolun meşakkatine dayanıyor, yolun uzunluğunun verdiği yorgunluğu üzerinden atıyordu. Topçu örneklerini gördüğümüz üzere ideolojik rüzgârlara kapılmadan hem Türk edebiyatının hem de Batı edebiyatının ve fikriyatının yakın takipçisi olmuş idi. Topçu’yu Topçu yapan merhalelerden biri de sanıyoruz bu bilgi temelli arayış ve araştırma istidadı olsa gerek.

KAYNAKLAR

[1]Galip Çağ, ‘Okudukları ve okuttuklarıyla Nurettin Topçu’, Mart 2016, Dergâh Dergisi

[2] Nurettin Topçu, Mehmet Akif, Dergâh Yayınları

[3] Çağ, a.g.m., s. 22.

[4] Çağ, a.g.m., s.23

[5] Çağ, a.g.m., s. 22

[6] Çağ, a.g.m., s.22

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden