İnanç ve Kalp

Türk Medeniyeti’nin gönlünü Pir-i Türkistan Hace Ahmet Yesevi kurmuştur, kurmaktadır. İnancımızın kalbini o şekillendirmiştir.

Burada Hace Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet’inden sırayla hikmetleri okuyacaksınız. Hikmetler size Türk Medeniyeti’nin kalbini açacaktır.

Arada da o kalbi diğer şekillendirenlerden, Niyazi Mısri’den, Bizim Yun’us’tan, Şeyh Galip’den deyişler, gazeller, şiirler…

Türk Medeniyeti, Akıl, kalp ve inanç medeniyetidir, yeniden kurulurken de öyle kurulacaktır.

GAZEL: Beni Candan Usandırdı

Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı 
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı 

Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan 
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı 

Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım 
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı 

Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su 
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı 

Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen 
Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı 

Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil 
Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı 

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır 
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

SU KASİDESİ

Saçma ey göz, gözyaşımdan gönlümdeki ateşe su 

Çünki bu denli tutuşan ateşe olmaz çâre su 

Bu renk gök kubbenin rengi mi bilemem 
Yoksa akan gözyaşlarımın rengi mi bu su 

Keskin bakışlarından gönlüm olsa parça parça 
Çünki zamanla parçalar yarar taşı bile su 

Korkuyla söyler gönül, ok kirpiklerinin sözünü 
İhtiyât ile içer her kimde olsa yara su 

Bahçıvan sulamak için gülşeni çekmesin zahmet 
Bir gül açılmaz yüzün gibi, bin güle verse su 

Senin yüzüne benzer bir hat çizemez hattat 
Kağıda bakmaktan inse gözlerine kara su 

Yanağını hatırlarken kirpiklerim ıslansa ne olur 
Boşa değil gül temennisiyle dikene vermek su 

Gam günü esirgeme hasta gönlüme bakışlarını 
Sevapdır vermek karanlık gecede hastaya su 

Gönül! Bir bakışınla, dindir ayrılık hasretimi 
Susuzum bir kez bu sahrâda benim için ara su 

Zahidler Kevseri arzular, ben senin dudağını 
Sarhoşa şarab içmek hoş gelir ayığa su 

Senin Ravzana her dem durmadan akmakta 
Âşık olmuş galibâ o hoş endamlı dosta su 

Toprak olup su yolunu tutsam Ravza’ndan 
Çünkü rakîbimdir orası akmasın o yana su 

Onun elini öpemeden ölürsem eğer dostlar 
Testi yapın toprağımı sunun onunla yâra su 

Servi serkeşlik ederse kumrunun niyazına 
Gidip ayağına vazgeçirsin yalvararak su 

İçmek ister bülbülün kanını meğer bir hile ile 
Gül budağının mizacına girip de kurtara su 

Pak fıtratını aşikar kılmış ehl-i âleme 
Tâbi olmuş Ahmed-i Muhtâr’ın yoluna su 

İnsanlığın gerçek efendisi seçkin inci deryası 
Onun mucizeleri kötülerin ateşine döker su 

Kılmak için tâze o nübüvvet gül bahçesini 
Mucizendendir ki akıtılmış sert taştan su 

Mucizen bir sonsuz derya imiş bu alemde 
Yetmiş ondan binlerce âteşperst hanesine su 

Hayret ile parmağın ısırır kim işitse bunu 
Parmağından verdiğin şiddet günü Ensâr’a su 

Dostu yılan zehiri içse olur ona âb-ı hayât 
Düşmanı su içse yılan zehrine döner su 

Değince damlası, dalgalanır bin rahmet deryası 
Abdest almak için serpilince gül yanağa su 

Ayağının tozuna varmak için hiç durmadan 
Başını taşdan taşa vurup gezer âvâre su 

Zerre zerre eşiğinin toprağına ister salmak nûr 
Dönmez ol dergâhdan olsa bile paramparça su 

Zikri na’tının tekrarını dermân bilir günahkâr 
Kimi sarhoş ayılmak için yüzüne serper su 

Yâ Habîballah yâ Hayru’l beşer âşıkınım 
Yanıp dudağı kurumuşlar ister bir damla su 

Sensin o Mirac gecesinde keramet deryası 
Feyzinin damlası yetermiş sabit ve seyyara su 

Güneş çeşmesinden halka halka feyz iner 
Lazım olsa kabrini tazeleyen mimâra su 

Korku salmış cehennem ateşi yanık gönlüme 
Var ümîdim ihsan bulutundan serpe o nâra su 

Seni överek inciye dönmüş Fuzûlî sözleri 
Nisan yağmurundan olmuş birer inci su 

Mahşer günü gaflet uykusundan uyanıp 
Gözyaşına hasret uykusuz göz dökünce su 

Ümidim odur ki mahrum olmayım mahşerde 
Vuslat çeşmesinden vere susamış bana su 

BERCESTELER

Döğülmeye söğülmeye koğulmaya billâh 
Hep râzıyım ammâ ki efendim senin olsam 
* * * 
Eylesen tûtîye tâlim-i edâ-yı kelîmât 
Sözü insan olur ammâ özü insan olmaz 
* * * 
Ey dil ki hecre doymayıp istersin ol mehi 
Şükr et bu hâle yoksa gelir yüz belâ sana 
* * * 
Cevr odı yaktı beni yanımda durma ey gönül 
Bir tutuşmuş âteşem kurb-ı civârımdan sakın 
* * * 
Edemem terk Fuzûlî ser-i kûyın yârin 
Vatanımdır vatanımdır vatanımdır vatanım 
* * *
Ey Fuzûlî câna yetmişem gönülden şükr kim 
Bağladım bir dil-bere kurtardım ancan cânımı 
* * * 
Cân u dil kaydını çekmekten özüm kurtardım 
Cânı cânâneye ettim dili dildâra fedâ 
* * * 
Ah eylediğim serv-i hırâmânın içindir 
Kan ağladığım gonce-i handânın içindir 
* * * 
Dostum âlem seninçün ger olur düşmen bana 
Gam değil zîrâ yetersin dost ancak sen bana 
* * * 
Esîr-i gurbetiz biz senden özge âşinâmız yok 
Ayağın kesme başınçin bizim mihnet-serâlardan 
* * * 
Kıldı zülfün tek perişan hâlimi hâlin senin 
Bir gün ey bî-derd sormazsın nedir hâlin senin 
* * * 
Ne yanar kimse bana âteş- i dilden özge 
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı 
* * * 
Cân u ten oldukça menden derd ü gam eksik değil 
Çıksa can hâk olsa ten ne can gerek ne ten bana 
* * * 
Avâreler felekzedeler mübtelâlarız 
Alemde bir muhabbete kalmış gedâlarız 
* * * 
Hâlî etmiştir mahabbet beni benden dostlar 
Ayb kılman âlemde görseniz bî-pervâ beni 
* * * 
Demen kim adli yok yâ zulmü çok her hâl ile olsa
Gönül tahtına andan özge sultân olmasın yâ Rab 
* * * 
Tutuştu gam oduna şâd gördüğün gönlüm 
Mukayyed oldu ol âzâd gördüğün gönlüm

 

 

 

Medeniyet Tasavvuru

Neşet TOKU
Hukuk Üzerine
Saadettin Yağmur GÖMEÇ
Eski Türk Dininin Temel Özellikleri
Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

27543342