7 Ekim 2022

Ali Alper ÇETİN

Büyük Selçuklu Devleti’nin ünlü sultanı Alparslan’ın Anadolu’da hüküm süren Bizans’ı, 1071 Malazgirt Zaferi’yle dize getirmesi, Anadolu Türklüğü’ nün başlangıç noktasıydı. Kilit açılmış, Anadolu’ya yol görünmüştü. Türk akıncıları şehirler, kasabalar fethediyor, Anadolu’da yeni bir Türk Devletini hızla kurabilmek için çalışıyorlardı. Sonunda bu da oldu. Konya’da nüveleşen Anadolu Selçuklu Devleti, kısa süre içinde büyüdü, genişledi, güçlü, siyasi bir birlik oldu.

Orta Asya Horasan Türk bölgesi, Moğol akınlarının da etkisiyle Anadolu’ya akıyordu. Oğuz Boyları küme küme Anadolu’ya geliyor, şehirler, kasabalar kuruyorlardı. Bunlarla birlikte dervişler, bilginler, şeyhler de kendi fikirlerini yaymak için Anadolu’da elverişli bir ortam bulmuşlardı. Bunlara “Horasan Erenleri” deniyor, gittikleri her yerde, halktan saygı ve sevgi görüyorlardı. Daha çok Anadolu Türkmenleri arasında dolaşan, onlarla görüşüp konuşan Horasan Erenleri, devletin dilini Arapça, Farsça olmasına karşılık, Türkçe söylüyor, Türkçe yazıyorlardı. Bu devirde (Çarhnâme) adlı, Anadolu’da Türkçe ile ilk manzum eserini yazan Ahmed Fakih de Horasan’dan Anadolu’ya gelen ve Konya’da yerleşen Horasan erenlerindendi.

Hoca Ahmed Fakih ya da Sultan Hoca Fakih adıyla tanınan mutasavvıf, Türkçeci bu şairin doğum yılı kesin olarak bilinemiyor. Onüçüncü yüzyılın başlarında Konya’ya geldiği, ünlü bir hukukçu iken sonraları çoşkun bir sofi olduğu söylenir. Şehir içinde şöhreti artınca, bakmış olacak gibi değil, başını alıp dağlara çıkmış, yıllarca kendini bilmez halde dağlarda, ormanlarda yaşamış. Sonra bulup şehre getirmişler. Söylentilere göre Horasan illerinde, tanınmış bir velî, eline bir çam meş’alesi alarak Anadolu’ya fırlatmış:

--- Diyâr-ı Rûm’da gerçek bir velî varsa bu ateşi tutsun? demiş.

O sırada, Hoca Ahmed Fakih, Konya’da, kapısının önünde abdest alıyormuş. Başını havaya kaldırdığı zaman bir de ne görsün, kuyruklu yıldız gibi bir ateş sağıp gelir. Elindeki su dolu ibriği hemen havaya kaldırarak ateşi su ile karşılamış, Horasan’daki velî’ye anlamlı bir cevap vermiş…

Bunun gibi, Ahmed Fakih hakkında veren yazılı kaynaklar, ne yazık ki, çeşitli efsaneler ile dolu…Bu arada onun, Mevlânâ’nın babası Sultan’ül-Ulema (Alimlerin-bilginlerin sultanı) ile Konya’da görüştüğü ve ondan “fıkıh” ilmini öğrendiği de söylenir.  O günlerde Mevlânâ çok gençti, o da babasının derslerine devam ediyordu. Bir gün Ahmed Fakih, Konya’da dükkanın önündeki peykede otururken, Mevlânâ’nın caddeden geçmekte olduğunu görmüş, hemen ayağa kalkarak halka haykırmış!...

- Yol veriniz! Ayaklı hazine geçiyor!..Bu genç, geleceğin gönül meş’alesi olacak, kainatı aydınlatacak. Onu saygılayınız…

Ahmed Fakih’in en büyük değeri, o güne değin Anadolu’da Türk diliyle hiçbir eser verilmemişken, bu alanda öncülğü onun yapmasıdır. Belki ondan önce, Anadolu’da yazılmış Türkçe eserler vardır, fakat bugüne kadar dek elimize geçenler arasında ilk yazılı eser Ahmet Fakih’in yazdığı 83 beyitlik “Çarhnâme” olmuştur. Bu yönden, büyük önem taşımaktadır. Çarhnâme, dünyanın ve dünya zevklerinin geçici oluşundan bahseden, ibâdet etmeyi ve alçak gönüllü olmayı öğütleyen tasavvufî bir risaledir. Söz gelimi:

Bilir misin niçin geldin cihana
Seni kulluk için yarattı Sultan

 

Yavuz sanmaya kardaş  kardaşını
Hakikattir bu sözüm bana inan

 

İşittinse sözüme kulak tut
Gidermegil sözümü kulağından

 

Nasihat tutar isen dinle sözüm
Hünerin var ise gel işte meydan

 

Beyitleri eserin dili hakkında bir fikir vermekte, Yunus Emre’den de 100 yıl önce 800 yıllık bir Türkçeyi bize getirmektedir. Evet, Ahmed Fakih’in Çarhnâme adlı Türkçe eseri zamanımızdan 800 yıl önce yazılmış ve Türk edebiyatının temel taşı sayılmıştır.  Çarhnâme’nin asıl metninin 100 beyit olduğunu araştırmacılarımız yazar. Çarhnâme üzerinde bilginler, kılı kırk yaran geniş araştırmalar yaparak eserin gerçek değerini ortaya koymuş ve Çarhnâme’yi: (pek canlı Türkçe söz ve şekilleri bol bol bulunduran, Anadolu’da Türk kültürü ve edebiyatının en büyük eseri…) olarak nitelendirmişlerdir.

Tanınmış mutasavvıf ve ilk Türkçeci şairlerimizden Ahmed Fakih, 1221 yılında Konya’da vefat etmiş ve bugünkü türbesine gömülmüştür. Türbesi üzerindeki taş kitabede 795 yıl önce yazılmış şu sözler okunmaktadır: ( Bu mezarda, pek ulu, pek büyük, gerçeği arayan ve bulan üstün insan…Ahmed Fakih yatmaktadır…)

Ahmed Fakih’in açtığı Türkçecilik çığırı kısa bir süre sonra, meyvelerini vermeye başlamış, Türk diline karşı duyulan sıcak ilgi, gittikçe çemberini genişletmiştir. Ahmed Fakih’ten sonra yetişen Yunus Emre, bir şiirinde:

Sultan Seyyid Necmeddin
Fakih Ahmed Kutbeddin

 

Mevlânâ Celâleddin
Ol kutb-u cihân kanı?

 

diyerek, Ahmed Fakih’i çağında da aramış, bu büyük ilim kutubunun özlemini çekmiştir.

Ahmed Fakih, Anadolu’ya doğan bilgi güneşlerinden biri olarak Anadolu’yu aydınlatanlar arasında daima anılacaktır.

Yazımızı, onun 800 yıllık Türkçesi ve şu beyitleriyle tamamlıyoruz:

Bu dünyaya niçün pek yapışırsen
Seni andan koparır çarh-ı devran

 

Kaza yayı ecel okların atar
Sana dahi dokunuser ol oktan

 

Bizi korktuğumuzdan kurtar ey Hak
Bize ayruk tapıtma anda hicran

 

 

Kaynakça

Wikipedia
www.turkedebiyati.org
www.edebiyatogretmeni.org

Önder Mehmet, Anadolu’yu Aydınlatanlar. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 1998 Ankara

 

 

Yazar Hakkında:

Ali Alper ÇETİN

Ali Alper ÇETİN

Ali Alper ÇETİN

1955 yılında Ceyhan’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ceyhan’da tamamladı. 1980 yılında Çukurova Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makina bölümünü başarı ile bitirerek Makina Mühendisi unvanını aldı. Devlet Lisan Okulu İngilizce bölümünden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü “İşletme Yönetimi” dalında Yüksek Lisansını tamamladı. Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) İşletme Yönetimi eğitimi alarak kariyer yaptı.

Memuriyete 1980 yılında Orman Bakanlığı Ankara Merkez Atölyesinde Atölye Şefi olarak başladı. Makina İşletme Şefi iken 1982 yılında DSİ Genel Müdürlüğüne intisap etti. 1983 yılında Isparta da askerlik görevini ifa etti. DSİ Genel Müdürlüğünde Mühendis, Kısım Şefi, Başmühendis, Şube Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Halen DSİ Genel Müdürlüğü Makina, İmalat ve Donatım Dairesi Başkanlığında Daire Başkan Yardımcısı olarak görevini sürdürmektedir.

Birçok konuda mesleği eğitimlere katıldı. Türk Tarımı, Çevre ve Erozyon, Mühendislik Hizmetleri, İçmesuyu, Yerel Yönetimler konusunda araştırmalar yaptı. Fransa’ da İçmesuyu ekipmanları ve Çelik konusunda teknik incelemelerde bulundu. Avusturya’da İş Makinaları ile eğitime katıldı.

Mesleki konularda yayımlanmış çok sayıda teknik makaleleri mevcuttur. Kültür Sanat, sosyal, güncel makaleler yazmaya devam etmektedir. Bölge gazetelerinde köşe yazarlığı yaparak birikimini okuyucularla paylaştı. Sivil Toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Çukurova’nın ( Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye) problemleri konusunda projeler geliştirdi, çözüm önerileri getirdi. Çukurova’nın birlik ve beraberliği için büyük katkılar koydu. Sivil Toplumda “ Sivil İnisiyatif” in gelişmesinde etkin rol oynadı.

TMMOB Makine Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 11.Dönem (1988-1990) Yönetim Kurulu Sekreteri

TSE Makina Hazırlık Grubunda Raportörlük

TSE Özel Standartlar Hazırlık Grubu Daimi Komite Üyeliği

TSE Ambalaj Özel Daimi Komitesi Üyeliği

TSE Şehir İçi Yollar ve Kavşaklar Özel Daimi Komite Üyeliği

TÜRK KAMUSEN TÜRK ENERJİ-SEN 11 No’ lu Şube Başkanı

TÜRK KAMUSEN TÜRK ENERJİ-SEN Kurucu Üye ve Eğitim Genel Sekreteri

BASK Bağımsız Enerji –Sen Kurucu Üye ve Teşkilatlandırma Genel Sekreteri

Mühendislik Odalarında  “Meslekte Birlik ‘’ Kurucusu

KOSGEB Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Başkanlığı Kanunun hazırlanması ve etkin rol

SMMH Serbest Mühendislik Hizmetleri Yönetmenliği ve Tüzüğünün hazırlanmasında etkin katkı

Büyükşehir Belediyelerinde ilk Proje-Vize’yi başlatmanın öncüsü

Ceyhan Kültür Yardımlaşma Derneği Kurucu Başkanı (1991-1995)

Gıcık Dergisi ve Makina Bülteni Kurucusu, imtiyaz sahibi

Çukurovalılar Derneği Genel Başkanı (2008-2013)

Çukurovalılar Derneği Onursal Başkanı ( 2013- Halen)

DSİ Yayın Kurulu Üyeliği (2015- Halen )

Çukurova Lobisi Dergisi Kurucusu (Aylık, Bölgesel süreli-yayın ) imtiyaz sahibi gibi görevleri üstlendi.

Sayın Çetin; Sivil Toplum Kuruluşlarındaki hizmetleri ile Ülkemizin ve bölgemizin problemlerini kamuoyuna taşıyarak çözüm önerileri geliştirdi. KOSGEB-Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Başkanlığının kuruluş kanunun hazırlanması ve kuruluş çalışmalarında çok etkin rol oynadı. SMMH Serbest Mühendislik Müşavirlik Hizmetleri Kanuna büyük katkı koyarak, Türk Sanayine hatırı sayılır önemli hizmetler yaptı. Büyükşehir Belediyelerinde Proje-Vize uygulamasının öncüsü oldu.

Sayın Çetin, İngilizce bilmekte olup, evli 2 çocuk babasıdır.

 

 

 

Bu kategorideki Makalelerden