30 Kasım 2022

Ali Alper ÇETİN

Bolu dağlarından kükreyen bir ses dökülür gümbür gümbür Anadolu’ya… Bu yiğitçe kükreyiş, Çamlıbel’in eteklerinden düz ovaya yaylım yaylım iner, ses verir çağlayanlarda:

korogluMert dayanır namert kaçar                            

Meydan gümbür gümbürlenir.

Şahlar şahı divân açar

Divân gümbür gümbürlenir.

  

Yiğit kendini övende

Oklar menzili döğende

Kılıç kalkana değende

Kalkan gümbür gümbürlenir.

  

Ok atılır kalâsından

Hak saklasın belâsından

Köroğlu’nun nârasından

Dağlar gümbür gümbürlenir.

  

Köroğlu’nun erkek sesi bu… Yıllardır, yüzyıllardır Anadolu’da yiğitliğin sembolü olan saza - söze dökülen ozan Köroğlu’nun…

Köroğlu’nun hayatı araştırmacılar arasında bugün de tartışma konusu olarak sürüp gitmekte…. Kimi onaltıncı- onyedinci yüzyıllarda Bolu dağlarında yaşayan ve halkın sevgisini kazanmış bir ozan, yiğit bir Celâlî der, kimi de onu Selçuklular devrinde Horasan’dan Anadolu’ya gelerek zalim Bolu Tekfuruna karşı Müslüman halkı koruyan bir kahraman olarak tanır. İşin bu yönüyle tarihçiler uğraşadursun asıl önemli olan; Köroğlu’nun millî kültürümüz içindeki destanî kişiliği yani olağanüstü yiğitlikleri, mertliği, cesareti, gücü, savaşlardaki hüneridir. Köroğlu’nu öteki destan kahramanlarından ayıran bir yönü daha var: Ozanlığı. Destan kahramanlarından çoğunu ozanlar ile getirir. Oysa Köroğlu, belinde kılıç, kolunda kalkan olduğu hâlde atının terkisinde sazını da taşır. Kendi destanını kendisi dile getirir. Böylesi az yiğitte görülmüştür.

Kimliğiyle ilgili iki ayrı tartışma var. Birincisi 16 ve 17'nci yüzyılda yaşadı. Yeniçeri ocağından yetişen bir şair. 1578-1590 arasındaki Osmanlı-İran savaşlarına katıldı. Bir tür ordu şairidir.

Diğeri ise; Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar geniş bir alana yayılmış destansı ve türkülü halk öyküsündeki Kahraman Köroğlu.

Yazar Turgut Güler; “Ahmed Yesevî, Yûnus Emre, Nasreddin Hoca, Sarı Saltuk gibi Köroğlu da Türklük Dünyâsı’nın tamâmında ortak kültür değeri sayılmıştır. Bunun tabiî bir netîcesi olarak birbirinden çok farklı Köroğlu anlatımları ortaya çıkmıştır. Bırakın uzak Türk diyârlarındaki Köroğlu ayrılıklarını, sâdece Anadolu coğrafyasında bir düzineye yakın değişik Köroğlu karşımıza çıkıyor.” diyor.

İkinci Köroğlu Bolu Gerede çevresinde yaşadı. Asıl adı Ruşen Ali. Devlete karşı ayaklandı. Sivas-Tokat yolu üzerindeki Çamlıbel'e yerleşip eşkıyalık yaptı. Ama adîl bir eşkıya idi.

Bir başka söylentiye göre de Bolu Beyi'nin seyisi Yusuf'un oğlu Ruşen Ali asıl Köroğlu'dur. Bolu Beyi, babası Yusuf'un gözlerine mil çektirdi. Ruşen Ali, babasını acılarını dindirmek için Aras Irmağı'na götürdü. Ama ilaç olacak köpükleri kendisi içip yiğitlik ve şairlik gücü kazandı. Çamlıbel'e yerleşip babasının intikamını almak üzere Bolu Beyi'ne karşı savaş açtı.

“En güçlü rivayet ise; XVI. Yüzyıl da Gerede'ye bağlı Dörtdivan kasabasında doğduğudur. Asıl adı Ruşen Ali olup, Köroğlu adı ile ünlenmiştir. Seyis Yusuf'un oğludur. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmeyen bir eski efsane kahramanı olan Köroğlu'nun adını alan bir şairimizdir. Bu şairin III. Murat zamanında (1574-1595) Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katıldığı (1578-1584) bilinmektedir. Bolu Beyi'nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan isyancı Köroğlu ile şair Köroğlu halk zihninde kaynaşmış durumdadır. Aslında çok daha eski bir efsane ve taşıdığı mitolojik unsurlar böylece tarihteki gerçek bir kişiye atfedilmiştir

Köroğlu hikâyesi Azerbaycan, İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Balkanlar'da da bilinir. Yeniçeri aşığı Köroğlu'nun şiirleri dil ve anlatım bakımından öykü kahramanı Köroğlu adına söylenen şiirlerden çok farklıdır.

Köroğlu ile ilgili ilk araştırmayı Pertev Naili Borotav  yaptı. Cahit Öztelli'nin de Köroğlu-Dadaloğlu ve Kuloğlu adlı yayınlanmış bir araştırması vardır.

Köroğlu, kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. Kötülüğün amansız düşmanıdır. Kılıç ve kalkan kadar saz ve sözün de ustasıdır. Kahramanlık türküleri söyleyen Köroğlu, halk şairlerinin mertlik ve yiğitlik sembolü haline gelmiştir.

C:\Users\alialpercetin\Desktop\KÖROĞLU\UNESCO_2.jpgKöroğlu Destanı: Bu destan Yaşar Kemal‘in Üç Anadolu Efsanesi yapıtında günümüz edebiyatına aktarılmıştır.

Köroğlu Destanı:  Türk dünyasının ortak değerleri arasında yer almaktadır. Türkmenistan’ın başvurusu doğrultusunda 2015 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesine girmiştir.

Köroğlu şiirlerinde genellikle yiğitlik, doğa sevgisi, dostluk ve aşk konularını işlemiştir. Söyleyişi coşkuludur ve dili oldukça sadedir. Şiirleri genellikle hikâyeler arasında yer alır. Bu şekilde yirmi dört hikâye vardır. En çok bilinen şiirlerinden bir örnek verecek olursak;

Karlı dağların ardından
Yel olup estiğin var mı
Tek başına bu çöllerde
Ordular bastığın var mı

 

Kargıyı ucundan salla
Düşman deme eyvallah
Her taraftan üç beş kelle
Terkiden astığın var mı

 

Köroğlu söyle şanından
Kuş uçurmaz divanından
Avuçla düşman kanından
Doldurup içtiğin var mı

 

Köroğlu halkı ezen, yetimlerin hakkını yiyen, adaleti bir tarafa itip, zulmü bayrak yapan Bolu Beyi’ne karşıdır. Bir hiç yüzünden babasının gözlerini oyduran Bolu Beyi’nden alınacak öç ve sorulacak hesabı vardır. Babasının yetiştirdiği kıratına atlar Çamlıbel’e çıkar. Kendisi gibi Bolu Beyi’nin hışmından kaçanlar, çevresinde toplanmıştır. Köroğlu bunlara kalkan olur, onların sevgisini kazanır. Bu sevgi ona daha çok cesaret verir. Bolu Beyi’nin toplu- tüfekli ordularına bir meydan eri olarak karşı çıkar:

Benden selâm olsun Bolu Beyi’ne

Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır.

Ok gıcırtısından kalkan sesinden

Dağlar sedâ verip seslenmelidir.

  

Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnınıza kara yazı yazılı.

Tüfek icat oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

  

Köroğlu düşer mi yine şanından,

Ayırır çoğunu er meydanından,

Kırat köpüğünden, düşman kanından

Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır.


C:\Users\alialpercetin\Desktop\KÖROĞLU\Koroglu_3.jpg

O engin bir sanat inceliği içinde, erkekçe mertçe Bolu Beyi’ne seslenen yiğit bir ozandır. Ayvaz adında bir de can dostu var. Derken her yiğit gibi Köroğlu da âşık olur. Hem de Bolu Beyi’nin bacısı Döne’ye… Gönlü rızasıyla onu kaçırır. Evlenirler… Nur topu gibi bir oğlu olur. Çoğu zaman Köroğlu gurbet ellere çıkar, sefer açar. O günlerinde gelip- geçene Çamlıbel’deki Döneyi sorar ve ondan haber bekler:

Karşıdan gelen piyade

Bizim eller yerinde mi?

Etekleri çemen olmuş

Karlı dağlar yerinde mi?

  

Çamlıbel’in koyağında

Sular akar ayağında

Şirin Döne yanağında

Siyah benler yerinde mi?

  

Köroğlu der öğündüğüm

Taşlar alıp döğündüğüm

Arka verip sığındığım

Koca çamlar yerinde mi?

Bütün bu olaylar, Köroğlu’nun kahramanlık hikâyelerini süsleyen çiçekler. Köroğlu bu çiçeklerin ortasında başı Çamlıbel’e yaslanan bir heykel gibidir.

Destanın sonunda Köroğlu; Bolu Beyinden öcünü alır. Bir zamanlar babasının gözlerini oyduran bu zalim adamın gözlerinin ışığı söner. Onun zulmünden kurtulan halka mutluluk gelir ve tütmez ocakları bundan böyle tüter olur. Köroğlu destanında “Kırat” ın yeri büyüktür. Kırat bir yolculuk sırasında Bingöl dağlarındaki “âbı hayat” denen “hayat suyu” nu içmiş, ölümsüzlüğe ulaşmıştır. Yine  Yazar Turgut Güler; “Köroğlu tam mânâsıyla bir “âşık”tır. Hem edebî tarz bakımından şiirler söyleyen bir âşık hem de hakikî mânâda sevdiğine âşıktır. Lâkin “Kırat”ına karşı hissettikleri, aşkın ötesindedir. Kırat olmazsa, Köroğlu da olmaz. Köroğlu demek, yarı yarıya Kırat demektir.” diye yorumluyor.

Kırat üstüne söylenen deyişlerinden biri de şöyledir:

Kır-atım meydan yerinde

Gezer horayı horlayı…

Bir kötü az bin kavgadan

Kaçar zorlayı zorlayı…

  

Kır-ata yakılır bunlar

Yiğit giyer demir donlar.

Ak gövdeden ala kanlar

Akar şorlayı şorlayı…

  

Köroğlu der al kanları

Yere serer çok canları

Eğri kılıç düşmanları

Kırar parlayı parlayı…

   

Köroğlu vatanını, özyurdunu, yurdunun insanlarını canından çok seven, halkın sevgisini kazanmış bir yiğit ve usta bir ozan olarak Anadolu’da yüzyıllar boyunca dile gelmiş, okunmuş söylenmiştir. O, Anadolu’nun yiğit sesi şahlanan heyecanıdır. Oyunda, türküde, sazda ve sözde Köroğlu, Anadolu’nun taa kendisidir Kültürümüzün yıldızlarındandır.

Er değildir beni götürüp taşmayan

Gönül değil bir nefeste coşmayan,

Köroğlu der yağız atlar aşmayan

Bizim eller, Çamlıbeller aşk olsun.


C:\Users\alialpercetin\Desktop\KÖROĞLU\Koroglu_4.png

Ali Alper ÇETİN

Araştırmacı

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Kaynakça:

www.biyografi.net.tr

www.turkedebiyati.org

Turgut Güler; Köroğlu Biziz - Kırmızılar

Mehmet Önder: Anadolu’yu Aydınlatanlar, Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 1998 Ankara

Yazar Hakkında:

Ali Alper ÇETİN

Ali Alper ÇETİN

Ali Alper ÇETİN

1955 yılında Ceyhan’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ceyhan’da tamamladı. 1980 yılında Çukurova Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makina bölümünü başarı ile bitirerek Makina Mühendisi unvanını aldı. Devlet Lisan Okulu İngilizce bölümünden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü “İşletme Yönetimi” dalında Yüksek Lisansını tamamladı. Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) İşletme Yönetimi eğitimi alarak kariyer yaptı.

Memuriyete 1980 yılında Orman Bakanlığı Ankara Merkez Atölyesinde Atölye Şefi olarak başladı. Makina İşletme Şefi iken 1982 yılında DSİ Genel Müdürlüğüne intisap etti. 1983 yılında Isparta da askerlik görevini ifa etti. DSİ Genel Müdürlüğünde Mühendis, Kısım Şefi, Başmühendis, Şube Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Halen DSİ Genel Müdürlüğü Makina, İmalat ve Donatım Dairesi Başkanlığında Daire Başkan Yardımcısı olarak görevini sürdürmektedir.

Birçok konuda mesleği eğitimlere katıldı. Türk Tarımı, Çevre ve Erozyon, Mühendislik Hizmetleri, İçmesuyu, Yerel Yönetimler konusunda araştırmalar yaptı. Fransa’ da İçmesuyu ekipmanları ve Çelik konusunda teknik incelemelerde bulundu. Avusturya’da İş Makinaları ile eğitime katıldı.

Mesleki konularda yayımlanmış çok sayıda teknik makaleleri mevcuttur. Kültür Sanat, sosyal, güncel makaleler yazmaya devam etmektedir. Bölge gazetelerinde köşe yazarlığı yaparak birikimini okuyucularla paylaştı. Sivil Toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Çukurova’nın ( Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye) problemleri konusunda projeler geliştirdi, çözüm önerileri getirdi. Çukurova’nın birlik ve beraberliği için büyük katkılar koydu. Sivil Toplumda “ Sivil İnisiyatif” in gelişmesinde etkin rol oynadı.

TMMOB Makine Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 11.Dönem (1988-1990) Yönetim Kurulu Sekreteri

TSE Makina Hazırlık Grubunda Raportörlük

TSE Özel Standartlar Hazırlık Grubu Daimi Komite Üyeliği

TSE Ambalaj Özel Daimi Komitesi Üyeliği

TSE Şehir İçi Yollar ve Kavşaklar Özel Daimi Komite Üyeliği

TÜRK KAMUSEN TÜRK ENERJİ-SEN 11 No’ lu Şube Başkanı

TÜRK KAMUSEN TÜRK ENERJİ-SEN Kurucu Üye ve Eğitim Genel Sekreteri

BASK Bağımsız Enerji –Sen Kurucu Üye ve Teşkilatlandırma Genel Sekreteri

Mühendislik Odalarında  “Meslekte Birlik ‘’ Kurucusu

KOSGEB Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Başkanlığı Kanunun hazırlanması ve etkin rol

SMMH Serbest Mühendislik Hizmetleri Yönetmenliği ve Tüzüğünün hazırlanmasında etkin katkı

Büyükşehir Belediyelerinde ilk Proje-Vize’yi başlatmanın öncüsü

Ceyhan Kültür Yardımlaşma Derneği Kurucu Başkanı (1991-1995)

Gıcık Dergisi ve Makina Bülteni Kurucusu, imtiyaz sahibi

Çukurovalılar Derneği Genel Başkanı (2008-2013)

Çukurovalılar Derneği Onursal Başkanı ( 2013- Halen)

DSİ Yayın Kurulu Üyeliği (2015- Halen )

Çukurova Lobisi Dergisi Kurucusu (Aylık, Bölgesel süreli-yayın ) imtiyaz sahibi gibi görevleri üstlendi.

Sayın Çetin; Sivil Toplum Kuruluşlarındaki hizmetleri ile Ülkemizin ve bölgemizin problemlerini kamuoyuna taşıyarak çözüm önerileri geliştirdi. KOSGEB-Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Başkanlığının kuruluş kanunun hazırlanması ve kuruluş çalışmalarında çok etkin rol oynadı. SMMH Serbest Mühendislik Müşavirlik Hizmetleri Kanuna büyük katkı koyarak, Türk Sanayine hatırı sayılır önemli hizmetler yaptı. Büyükşehir Belediyelerinde Proje-Vize uygulamasının öncüsü oldu.

Sayın Çetin, İngilizce bilmekte olup, evli 2 çocuk babasıdır.

 

 

 

Bu kategorideki Makalelerden