Yazarlarımızın Kitapları
Haser3Hasan ERDEM
Ötüken Neşriyat
 
Daha önce kaleme aldığı “Şar Dağının Kurtları”, “Argos Kalesi”, “Kızıl Atın Süvarisi”, “Balkan Şahini” ve “Otranto 1480” romanlarıyla Osmanlı Devleti dönemindeki akıncı beylerinin Balkanlardaki maceralarını anlatan Hasan Erdem, bu sefer Doğu Avrupa'da hâkimiyet kuran ve Avrupa'nın neredeyse tamamını nüfuzu altına alan Türklerin büyük başbuğu Atilla'yı ve onun korkusuz Hun savaşçılarını ele alıyor. 370 yılında Balamir komutasında Asya bozkırlarından batıya doğru yola çıkan Hun Türkleri yüksek hızları ve üstün savaş taktikleri ile önlerine çıkan kavimleri egemenlikleri altına alarak yollarına devam ettiler ve Volga Nehri'ni geçtikten sonra Karpatlar ve Tuna arasında kalan bölgeye yerleştiler. Cüssesi ve korkusuzluğu ile diğer Hun savaşçılarından ayrılan ve bu yüzden Atilla'nın Kalkanı olarak bilinen kahraman Suptar ve onun evlatlığı Ottigin'i merkeze alan romanda, Atilla'nın tahta çıkışından itibaren Hun Türklerinin bilhassa Romalılar ile giriştikleri kanlı mücadeleleri bulacaksınız.

Haser2Hasan ERDEM
Ötüken Neşriyat

“Kanlı bir gecenin ardından köyünün insanlarıyla birlikte ailesini de kaybeden ve koca dünyada yapayalnız kalan Afşin, güneş gün doğusundan doğmaya, ay ve yıldızlar parlaklığını yitirip solmaya başladığında yaş dolu gözleriyle gökyüzüne bakarak haykırdı. -Esirgeyen ve bağışlayan Rabbim adına yemin ediyorum ki zalimlerden ailemin intikamını alacak, ya da bu uğurda öleceğim. Bu andan sonra yaşamımın tek amacı intikam olacak.” Venedik Amirali Moçenigo ve Loredano'nun Türk sahil şehir ve kasabalarına yaptıkları tahribat ve katliamlara karşılık vermek için Fatih Sultan Mehmet Han'ın fermanı ile 1477 yılı Ekim ayında Kuzey Venedik'e “Kripoli akını” denilen müthiş bir akın yapıldı. Fatih'in fermanını alan Bosna sancakbeyi Turahanoğlu Ömer Bey, Venedik devletini yönetenlerin Türk akıncılarının geçmesine engel olmak için sınır boyunca kazdırdığı geniş hendekleri aştı ve komutasındaki 20. 000 akıncı ile Kuzey Venedik topraklarına girdi. Roman, Avrupa'yı dehşete düşüren Kripoli akınını ve dünyanın en iyi hafif süvarileri olan Türk akıncılarının bir ay boyunca Venedik şehri önlerinde yazdığı destanı anlatmaktadır.
Haser1Hasan ERDEM
Ötüken Neşriyat

Fatih Sultan Mehmet Han'ın Kızılelma'ya giden yolda fethedilmesi emrini verdiği Otranto'nun, Gedik Ahmed Paşa komutasındaki Türkler tarafından ele geçirilmesi, Avrupa'nın en ücra köşelerinde bile büyük bir şaşkınlık ve heyecana sebep olur. Kızıl Atın Süvarisi, Balkan Şahini, Argos Kalesi ve Şar Dağı'nın Kurtları romanlarıyla, Balkanlarda at koşturan ve Osmanlı askerî gücünün en önemli unsurlarından olan akıncı beylerinin mücadelelerini bize anlatan Hasan Erdem, Otranto 1480 Mahşerin Son Atlısı romanında da, kanlarının son damlasına kadar “devlet-i ebed müddet” için çarpışan korkusuz Türk akıncılarının, Otranto'ya yardıma giden Macar birliğini, Macar ovalarından İtalya sahillerine kadar amansız bir şekilde takiplerini anlatıyor. Bu amansız takipte; Budin'den yola çıkan ve yola çıktıkları andan itibaren Osmanlı casusları ve Türk akıncıları tarafından adım adım takibe alınan iki bin Macar süvarisinden sadece iki yüzü Otranto'ya ulaşabilmiştir. Otranto 1480 Mahşerin Son Atlısı'nda Türk casusu Doğan Bey ile gözü kara Afsin Bey komutasındaki iki yüz Türk akıncısının kendilerinin on katı bir kuvvete karşı destansı mücadelesini bulacaksınız.
SardagiMüttefiklerin asker sayısı neredeyse Türk ordusunun iki katından fazla olduğu için alınacak tedbirlerin konuşulduğu toplantıda çok ilginç fikirler ortaya atılıyordu. - Sultanım, yük develerinin tamamını canlı kalkan olarak ordunun ön saflarına yerleştirelim. Böylece hücuma kalkan düşman süvarilerinin bindikleri atların, şaşırmalarını ve kontrol edilemez hale gelmelerini sağlarız. Sarıca Paşa’nın bu teklifi karşısında Kütahya Sancakbeyi Şehzade Bayezid dayanamayarak hışımla yerinden fırladı ve bu fikre şiddetle karşı çıktı. - Osmanoğulları, düşmanla karşılaşmaktan korkuyorlar mı? Kadınlar gibi eşyaların, Fillerin, Develerin arkasına saklanarak mı Asya da sayıca ve silahça çok üstün orduların hakkından geldik.

balkansahiniHasan Erdem
ÖTÜKEN NEŞRİYAT
“Cenk meydanlarında kılıç elde vuruşurken ölmeyi onur sayan, koç yiğitlerim! Bizleri Balkandan atabileceklerini zanneden Haçlılara buranın cehennem kapısının eşiği olduğunu gösterelim!” Kuyruğu örgülü yağız atının başını çeviren Turahan Bey’in erkek sesinden etkilenen akıncılar, alev saçan bakışlarını yalın kılıç saldırıya geçen Haçlı askerlerine çevirdiler. Evrenuzoğlu İsa Bey’in akıncıları kar yağışından etkilenmesin diye yağlı bezlere sardıkları yaylarını ve sadaklarını açtılar. Rüzgârda savrulan kır sakallarını sert parmaklarıyla sıvazlayan İsa Bey, uzun mızraklı Haçlı süvarileri ok menziline girince “Atlarını hedef alın!” diye haykırdı. Türk okçuları dörtnala üstlerine gelen güçlü savaş atlarını hedef alarak yaylarını gerdiler... Devrilen ve yollarını tıkayan atlar da Haçlı süvarilerini durdurmaya yetmedi. Yaralı atları ezip geçen Haçlı süvarileri, saldırıyı bulundukları yerde hiç kımıldamadan bekleyen Türklerin ön saflarına ulaşınca, sanki kıyamet koptu….

Medeniyet Tasavvuru

Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik
Serdar UĞURLU
Eski Türklerin Dini

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

25679414