YAZARLAR

Ayşe SAMİHA

Türk Milleti’nin târih yolculuğundaki en önemli menzillerinden, pek çok Osmanlı Sultanı’nın Dersaadet’in fethinden sonra bile sadrına başını yaslayıp sînesinde demlenmeye devam ettiği, Koca Sinan’ın “Ustalık eserimdir” dediği şâheseri kucağında taşıyan, pek çok tâlihsiz işgal ve acı günler geçirmiş de olsa, her akşam vakti batan ikindi güneşinin mahzun akisleriyle kederini dağıtıp Meriç, Tunca ve Arda üzerinden her dem yeniden doğan Edirne’de, dünyaya gözlerimi açmışım.

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarım burada, yazları uzun ve sıcak, kışları bol karlı günlerde bahçeli ve bol kedili evimizde geçti. Erzurum’un soğuğunu aratmayacak cinsten soğuklar olurdu evvelden, saçaklar hep buz tutardı.

Fransızca ve İngilizce’yi burada orta öğretim sıralarında öğrendim. Anglo Francan ekolünü tâkip eden milli eğitim sistemimizin ilk hümanistler diye bize takdim ettiği İlâhi Komedya’nın yazarı Dante’yi de burada tanıdım, ilk gençlik şiirlerimi de yine burada yazdım. Hatta Trakya’nın ayçiçeklerine bakarak ilk resim denemelerimi de burada yaptım…

Günler akıp geçti ve on yedi yaşımda Pâyitaht’ın yolları göründü, yani üniversiteli olduk. Marmara Üniversitesi’nde yabancı diller; İngilizce ve ardından Nottingham Üniversitesi’nde “Eğitimde Liderlik ve Yönetim” alanında yüksek lisans eğitiminden sonra eğitimci olarak göreve başladım.

İnsan hayatında alın yazısı hükmünde gelişmeler olur. Bosna’ya taşınıp orada beş yıl yaşamak da öylesi bir tecelliydi benim için.  Birinci Cihan Harbi öncesi Rumeli’de at sırtında cenk etmiş cedlerimin diyârına geliş, dirilişe açılan bir kapı oldu; bir rahmet kapısı âdeta… Bosna’nın dağları, Boşnak Teyze’leri, mavi gözlü, sarı saçlı çocukları ile ele ele beş yılım geçti… Ve dağlarda öğrencilerimle yürüyüş yaparken gördüğümüz geniş bahçeli evinin tahta kapısında selâm verdiğimiz elma yanaklı Boşnak Teyzemi bugün hâlâ unutamam… Türk olduğumuzu duyunca ellerini vurup, “Durun!” deyip bahçesinden kopardığı elmaları bize ikram edişini de… Müteşekkirâne bir edâ ile “Türk askerleri bize savaşta çok yardım ettiler, buyrun, buyrun!” deyişini de…

İnsan yaşarken yaşadığı yerin dilini, kültürünü, âdetlerini de öğreniyor. İşte Boşnakça, Hırvatça ve Sırpça da artık dilimiz gibi oluvermişti bu topraklarda yaşarken… Sırt çantası ile adım adım Rumeli ziyâretleri esnasında Makedonca bile konuşur bulursunuz kendinizi ve hatta Bulgarcayla dahî anlaşabilirsiniz haritanın daha aşağılarına inince…

Rumeli’yi menzilim ve de ata diyârım diye bağrıma basmışken bir rüzgâr esti ve beni Güney Doğu Asya kıyılarına savurdu. Ammâ insanın kendi gök kubbesi, her nereye gitse peşi sıra gider, bırakmazmış onu… Öyle de oldu. Şimdi Singapur’da sekiz yıldır Japonlarla çalışıyor, eğitim programı ve öğretmenlikten arta kalan zamanlarımda bu diyarlara gelmiş atalarımın izlerini sürüyorum… Singapur’daki günlerimi elimden geldiğince Millî Kütüphane’nin müdavimi olarak geçiriyorum.

İnsan yaşadığı yerin dilini ve kültürünü de kolayca öğrenir demiştik ya, işte Japonca da şimdilerde tüm canlılığı ile hafızama zerk olmakta… Türkçe ile aynı aileden gelen Japoncanın kendi ülkemde yabancı dil dersi olarak okutulması gençlerimizin ve ülkemizin geleceği açısından hayırlı olacaktır diye düşünüyorum.

İşte târih boyunca kâh şarkın, kâh garbın dâvâsında önemli yere sâhip olan Trakların yurdundan çıkıp geldiğim bu ülkede kendi gök kubbemin hayaliyle, Türk’e dâir pek çok hâtıra ve hayatları, muson yağmurlarının gölgesinde kaleme alıyorum… Selâm olsun yurduma! Belki bir kuşkanadına takılıp gider selâmım ve Türk mimarlığının şâhikası olan Selimiye Camii’ne varır, oradan da Tunca, Meriç ve Arda boyunca köklerime, belki de cedlerime ulaşır, kim bilir?

Ayşe Samiha

 

 
Başlık
Türk Kurtuluş Savaşi’nin Güneydoğu Asya’da Etkileri
Anadolu’dan Güneydoğu Asya’ya Esen Hürriyet Rüzgârları: Millî Mücâdele İle Türk İnkılâbı’nın Güneydoğu Asya’daki Etkileri
Orwell’den Doğu Türkistan’a Kurgunun Esrârengiz Örtüşmesi
Koca Fâtih’in Yanına Pehlivan Duruşlu Bir Yeniçeri Muhâfızı Yakışır
Şehîd Ressam Hasan Rıza Bey’i̇n Azîz Hâtirâsı
Uygur Türkleri Üzerindeki Çin Zulmü
Korkut Ata İle Hasbihâl
Bir Aşk Hikâyesine Lâtifeler ORFEUS VE YURİDİS
Kırmızı-Beyaz: Japon Millî Rûhunun Nesiller Arasında Aktarılması: UNDOUKAI 運動会: SPOR GÜNÜ
Japonlar ve Japon Eğitim Sistemine Bakış 日本と教育
Yeniden Baharlar Açar, Bosna'da
Bi̇r Srebrenica Hâtırası
Fâtih’in Fermânı-Ahdnâme ve Fransisken’lerin Fâtih Sevgisi Fethin Şanlı Hâtırası Önünde 565 Yıl
Toprağım, Sevdâya Dâir
Târîhî Türk-Japon Dostluğunun Mihenk Taşı Ertuğrul Firkateyni Ve 1890’dan Günümüze Târîh’e, Edebiyât’a ve Dil’e Ulaşan Yansımalar
Sözde Soykırım Manifestosu ve Türk Gencine Düşenler
Singapur’daki Rainbow Centre İsimli Özel Bir Eğitim-Terapi Merkezi’nin Hepimize Âit Başarı Dolu Hikâyesi “Beni Gerçek Renklerimle Görün”
Balkanlar’da Nal İzlerinden Beyaz Perdeye
“Parole in libertà” ile “Rumeli’nin Figânı” Arasında Fütürizmin Nabzında Edirne’nin Düşüşü ve “Sesler”
“Manastır’ın Ortasında Var Bir Havuz” Manastır’dan Millî Mücâdele’ye Kurtuluş Savaşı’ndan Halkın Kalbine Kâzım Dirik Paşa
Yürek Sesimiz, Millî Kimliğimiz “Türkülerimiz”
Barselona-Katalonya Referandum Krizinin Artçılları
Kadîm Bir Türk San’ati Edirnekârî ve Bir Edirnekârî Ustası
Büyük Taarruz ve Türk’ün Zaferi Ardından İşgalcilerin Kısık Sesleri
Mîmâr Sinan, Her Hâldeki Duruşu İle Milletimize Gurûr Veren, Pek Büyük Bir Uluğ Türk’tür.
Güneydoğu Asya’da Türk İzleri Maley Edebiyâtı Üzerinde “Türk” Etkisi
Edirne Asker Hastahânesi Şehîdliği
Bir Yer Bilirim, Orada Demir Mâdeni Var, Eritir Kendimize Yol Açarız!
Güneydoğu Asya’da Türk İzleri Pâyitaht’tan Malezya’ya Gönderilen İki gelin ve İki mîras: Rukiye Hanım ve Hatice Sultan
Güneydoğu Asya’da Türk İzleri Singapur’da İlk Muvazzaf Türk Başkonsolosu Ahmed Ataullah Efendi
Anadolu’dan Güneydoğu Asya’ya Esen Hürriyet Rüzgârları: Millî Mücadele’nin ve Türk İnkılâbı’nın Güneydoğu Asya’daki Etkileri
Rüzgârların Aşağısındaki Topraklar - Tahtü’l-Rih’ten Pâyitâht’a Târih Notları ve Güneydoğu Asya’da Türk İzleri
Anadolu’nun Selçuklu ve Osmanlı Medeniyetini Yâre de Ağyâre de Göstermek Gerekmez miydi?”
Çanakkale’den Hasretle... Şehîd Üsteğmen Sabri Efendi’den eşi Naciye Hanım’a…
İstanbul’un Kutlu Fethi ve Fethin Mânevi Mihmândârları- Şehsüvâr-ı Cihângir Fâtihnâme’ye dâir
Dersaadet’ten Güney Afrika’ya Gönderilen Sıra Dışı Bir Âlim: Ebu Bekir Efendi

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

16269144