Konuk Yazarlar

Prof.Dr. Orhan ARSLAN

"Bu kimseler ki, eğer onlara yeryüzüne iktidar versek, namazı hakkını vererek eda ederler, arınmak için ödenmesi gereken bedeli öderler, iyi doğru ve yararlı olanı emreder, kötü yanlış ve zararlı olandan sakındırırlar. En nihayet işlerin sonucunu belirlemek Allah’a aittir (Hacc 22/41)."

1 Kasım 2015 Pazar günü de Milletvekili Genel Seçimleri yapılacaktır. İnsanlar siyasi kanaatlerine ve mensubu oldukları ve partilere göre gruplara ayrılıyorlar. Siyaset konuşmaya başlayınca ayırım başlıyor. 40 yıllık Müslüman dostlar, siyaset yüzünden düşman oluyorlar. Siyaset insanları kategorize ediyor

Hâlbuki Allah ve Vahiy herkesi muhatap alıyor. Vahiy insanlığa hitap ediyor. Kur’an “Ya Eyyühennas (Ey insanlar)” diyor, hiç kimseyi ayırmıyor; “İnnemel muminune ihvetün (bütün müminler kardeştir) diyor.

ALLAH EN BÜYÜK SİYASETÇİ

İlahi faaliyet en büyük siyasettir. Çünkü yönetme işidir. Kâinatın bir yöneticisi var ve bu büyük siyasettir. Onun için bu dinin; siyaseti ibadet, ibadeti, siyasettir.

Yaşadığımız her saat, her dakika bir seçimdir. Meslek seçimi, arkadaş seçimi, giyim kuşam, yeme içme seçimi; her gün, her saat binlerce seçimle karşı karşıya geliyoruz. Önümüze çıkan yollardan bunu değil, öbürünü tercih ediyoruz.

Herkes kendi sorumluluklarını üstlenerek, hür iradesiyle kendisi için belirlediği hayat yolunda özgürce devam eder.

DEMOKRASİ, İSLAM’A EN YAKIN OLAN YÖNETİM BİÇİMİ

Demokrasi, şu anda yeryüzünde uygulanmakta olan sistemlerin içinde İslam’a en yakın olan yönetim biçimi. Melik esması, Allah kâinatın kralı demektir. Ancak Allah tektir, yaratılmış çoktur, yaratılmış tekliğe yeltenirse Allah’tan rol çalmaya kalkar.

Melik sadece Allah’tır. Sınırlı bir varlık olan insan bu sınırsız iktidar gücünü kullanmaya kalkarsa, nasıl kullanacağını bilemez tiranlaşır ve çıldırır. Nemrutlaşma ve firavunlaşmanın altında bu yatar. En ahlaksız ve müptezel tip haline gelir; sınırsız iktidar gücü sınırsız bir ahlaksızlığa dönüşür.

Halkı sürü, kendini çoban görmeye başlar. Asker ve polisin değil, cumhurun gücüne inanır.

Allah kullarına adaleti, kendine rahmeti farz kıldığını aklına bile getirmez.

İNSANLAR ÜÇ TÜR BASKILI DAVRANIŞA, ÜÇ TÜR TEPKİ VERİRLER:

  1. Üstten bastırırlarsa turp gibi, şalgam gibi yerin altına büyürler,
  2. Alttan bastırırlarsa, lahana gibi marul gibi yerin üstüne büyürler.
  3. Üstten ve alttan bastırırlarsa kavun gibi karpuz gibi yana büyürler.

Nereden bastırırsanız bastırın, büyürler. Yeter ki kökü toprakta olsun. Onun için de bu büyümeyi kimse durduramaz. Çünkü bu topraklara bu tohumu Allah ekti. Çünkü insan Allah’ın umududur ve Allah insana emek vermiştir; O kulunu korur.

MÜKEMMELLİK YOK, O ALLAH’A MAHSUS

Nasıl ki mükemmellik Allah’a yakışırsa, kusur da kula yakışır. Bizler kuluz, kul kusursuz olmaz, kul hatasız olmaz. Hatasız kul olursa, kul olmaz. Kulun kulluğu için hata lazım. Onun için asıl olan hata yapmamak değildir. İyi insan, hatasız insan değildir, hatası sayılabilir insandır.

TC, TÜRKİYE CEMAATİ OLMAMALI

TC'nin açılımı, geçmişte olduğu gibi “Türkiye Cezaevi” olmamalıydı, “Türkiye Cehennemi” de olmamalıydı, günümüzde de “Türkiye Cemaati” olmamalı.

“Türkiye Cenneti” olmalı. Nasıl olur? Birbirimize, hoşgörülü olmaktan da öte tahammül ederek olur. Başkaları da olsun paylaşalım, beraber olalım. Sen senin savunduğu şeye davet et, ben de benim savunduğum şeye... Seninkini kabul eden sana gelsin, benimkini kabul eden de bana gelsin.

CUMHURİYET DE, İSLAM DA KADINI HAYATTAN ÇEKMEMİŞTİR

Bugünkü anlayış, kadını hayattan çekiyor, hayattan koparıyor, bunun da adını “din” koyuyorlar.

İslam, cins-i latif olan kadının, karşıt cinse şu mesajı vermesini istiyor: “Benimle irtibata geç fakat cinselliğim üzerinden değil, inselliğim üzerinden. Yani cinsel kimliğim değil, insan kimliğim, , dişiliğim değil kişiliğim üzerinden irtibata geç! Onun için de ben, senin karşına, dişiliğimi arkaya, kişiliğimi öne alıp çıkıyorum. Üstelik ben anneyim, Hayy Esmasının tecelligahıyım, Rahmet kaynağı Rahimim.”

CUMHURİYET VE İSLAM

İslam devlet nizamı vazetmez. Devletten vatandaşına Allah’ın emaneti olarak muamele etmesini ister; “hakikatı elinde, aklında ve masanın üzerinde bulundur” der.  Yani Hakkı, El Hakk olan Allah'ın Kelamını.

Son zamanlarda birileri İslamî vitrinlere taş attı, camı indirdi. "Vitrini böyleyse, arkadaki dükkânda kim bilir neler var” diye bakıyordu herkes. Fakat vitrine yatırım yapmaktan arkaya dükkân yapmayı unuttukları için, arkada dükkân da çıkmadı.

Onlar dükkân çıkmamasına sevindiler, bizler üzüldük. Bizim gerçek dükkânlarımızın önünde de vitrin yoktu. Dükkânı olanlar önüne vitrin yapmadılar, vitrini olanlar da arkaya dükkân yapmadılar. Onlar zannettiler ki, tüm sermaye o vitrinlerde. Fakat asıl dükkânın yani İslam’ın bu topraklarda açtığı dükkânların önünde de vitrin yoktu. Şimdi dükkânlara vitrin yapma zamanı geldi.

SON SÖZ

Bir askerlik cümlesi var: “Talimi savaş gibi yapanlar, savaşı talim gibi yaparlar” Yani eğitimi savaş gibi yapanlar, savaşı eğitim gibi yaparlar. Aynısı burada da geçerli. Biz bu provaları ahret gibi yaparsak, ahretimiz prova kadar kolay olacak.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun

Hayırlı cumalar diliyorum.

Ankara, 30 Ekim 2015

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

20802346