26 Eylül 2022

Turgut GÜLER

Akıp giden zamân içinde Türk cemiyetini derinden etkileyen önemli yaşayış değişiklikleri kaydedilmiştir. Bunları kronolojik sıraya koyarak alt alta yazmak dahî, uzun metrajlı listeler ortaya çıkarır. İslâm dinini kabûllenişimiz gibi, hacimli ve gölgesi uzun ikinci bir değişim virajı, Tanzîmât hareketi olmuştur. Siyâsetden edebiyâta, dinî cemaatlerin yeni hüviyetlerinden demokrasi denemelerine kadar, hepsi de müstakil araştırma, inceleme konusu olacak sâhalara bol malzeme dağıtan Tanzîmât, netîce îtibâriyle büyük vatan parçalarının kaybına yol açmıştır. En iyimser tahmînle, bugünkü Türkiye topraklarının 15 katı kadar özbeöz Türk yurdunu, yâd ellerde bıraktık.

Vatan kaybının konuşulduğu yerde, lâfı başka semtlerde dolaştırmak, en edebli fiili kullansanız bile, mugâlâtaya kapı açar. Bu yüzden, vatandan ötesi teferruâtdır. O zamân, bu sonucun alınmasına sebep teşkîl eden değişim hareketinin, Kutadgu Bilig’deki dört esâsa uyup uymadığını görmek, belki bâzı ipuçları yakalamamıza vesîle olur.

1839’dan 1918’e kadar yaşadıklarımız hakkında, Yûsuf Has Hâcib’in – milletinin hislerine tercümân olarak – koyduğu adâlet, eşitlik, faydalılık ve insan haklarına uygunluk prensiplerinin hiçbiri geçer not vermiyor. Yâni, Tanzîmât hareketi, Kutadgu Bilig derslerinden sınıfta kalmıştır.

Yahyâ Kemâl’in, kendisini harâbî (rind) olmakla ithâm eden Ziyâ Gökalp’a;

                        “Ne harâbî, ne harâbâtîyim
                       Kökü mâzîde olan âtîyim”

Mısrâlarıyla verdiği cevâp, büyük şâiri, Yûsuf Has Hâcib’le aynı yerde buluşturur.

Kültür değişmelerinin sosyolojik etüdü, bizde oldukça yeni.  Diğer bütün sosyoloji başlıkları gibi, kültür (hars) bahsinde de öncülüğü Ziyâ Gökalp yaptı. 1923’de yayınlanan ve Cumhûriyet’in el kitabı muâmelesi gören Türkçülüğün Esasları, çok ciddî uygulamalara kaynak olmuştur. Ancak, başta klâsik Türk mûsıkîsi ve Osmanlı târîhine bakışı olmak üzere, Gökalp’ın tenkîd alan görüşleri de bu eserle okuyucuya ulaşmıştır. Türkçülüğün Esasları’nın, hâlâ isâbet noktasında duran bölümü, Dilde Türkçülük’tür.

"Kültür Değişmeleri” söz kalıbını kendi adıyla birlikte andıran Mümtaz Turhan, Erol Güngör gibi bir hayrü’l-halef bırakarak da mes’elenin akademik devamlılığını sağlamıştır. Onlar, yaptıkları işin ağırlığını önce nefislerinde terâziye koyan nâdir dimâğlardandı. Bugün bulunduğumuz çizgi, Mümtaz Turhan’a da, Erol Güngör’e de fersahlarca uzakta. Lâkin suyun durulması için iyice bulanmasını uman ârifler misâli, gözümüze tutulacak ışık huzmesini bekliyoruz…

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: