Kültür – San’at Yazıları

1499 Yılından beri Muradiye türbelerinin en büyük ve en görkemlisinde kardeşi Şehzade Mustafa ile birlikte yan yana yatan Cem Sultan, şair sultanlar içinde yazdığı şiirlerle şahsi duygularını ifade etmede en başarılı olanı kabul edilir.

1459 Yılında Edirne’de doğan Cem Sultan vefat ettiği 1495 yılına kadar maceralarla dolu bir hayat yaşadı. Fatih Sultan Mehmet Han’ın Çiçek Hatun’dan olma küçük oğlu Cem Sultan’ın çocukluğu Edirne sarayında geçti. Cem Sultan zamanının en ünlü bilginlerinin elinde yetişti, şiir ve edebiyatla çok küçük yaşlarında ilgilenmeye başladı. İyi bir şair olmasının yanı sıra, sıkı bir eğitimden geçirilerek iyi bir savaşçı olarak da yetiştirilen Cem Sultan, önce Kastamonu Sancakbeyliğine daha sonra da Konya valisi iken ölen ağabeyi Şehzade Mustafa’nın yerine Konya valiliğine tayin edildi.

Avcılık, atıcılık, her türlü silah eğitimi, süvarilik ve güreş ile uğraşan şehzade Cem, çocukluğundan beri aldığı eğitimler sayesinde sağlam gövdeli, fizik olarak da gösterişli bir genç olmuştu.

Hayatı romanlara ve filmlere konu olan bahtsız şehzadenin trajik öyküsü 1481 yılında İtalya seferine hazırlanan babası Fatih Sultan Mehmet Han’ın Gebze yakınlarında ölümünden sonra başladı. Fatih’in ölümünden sonra elini çabuk tutan Amasya Sancakbeyi Şehzade Bayezid, küçük kardeşinden önce İstanbul’a gelerek babasının ölümüyle boşalan Osmanlı tahtına oturdu.

Osmanlı tahtına kardeşinin yerine kendisinin lâyık olduğunu iddia eden Cem Sultan, Konya civarından topladığı dört bin askerle “Ya taht, ya baht,” diyerek sonu nereye varacağı belli olmayan bir maceraya atıldı ve küçük ordusunun önünde Bursa üzerine yürüdü.

“Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!” Diyerek Konya’dan yola çıkan Cem Sultan’ın harekete geçtiği haberini alan Sultan Bayezid iktidarını korumak ve devlet bütünlüğünü parçalamayı hedef alan tehlikeli gidişatı durdurmak için Ayas Paşa komutasındaki bir orduyu asi kardeşinin üzerine gönderdi. 28 Mayıs 1481 yılında İnegöl önlerinde yapılan savaşı Cem Sultan kazandı. Cem Sultan’ın ordusunu küçümseyen kibirli Ayas Paşa ve askerleri esir düştü.

Fatih’in ölümünden sonra doğan kısa süreli iktidar boşluğunda İstanbul’u savaş alanına çeviren yeniçerilerin İstanbul’da yaptıkları türlü edepsizliklerden haberdar olan ve bundan büyük rahatsızlık duyan Bursa halkı, galip ordusunun başında Bursa’ya giren, bakışları hüzünlü, son derce sevimli, cesur ve dinamik genç şehzadeyi sevgi gösterileriyle karşıladı. Cem Sultan, cesareti, gençliğinin çekiciliği ve affedici özelliği ile birkaç gün içinde Bursa’da yaşayan insanların sevgi ve saygısını kazandı. Bursa’da padişahlığını ilan eden Cem Sultan kendi adına para kestirip hutbe okuttu.

Sultan Bayezid, Bursa’da padişahlığını ilan eden ve kısa sürede çeşitli fermanlar yayınlayarak idareyi eline alan kardeşinin Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşma teklifini kabul etmedi. Sultan Bayezid iki kardeş arasında arabuluculuk yapan büyük halası Selçuk Sultan’a “Padişahların akrabaları olmaz,” diyerek halasının arabuluculuğunu sonlandırdı. Parçalanmak istenen devlet bütünlüğünü korumak ve iki başlılığa son vermek isteyen Sultan Bayezid ordusunu ardına takarak Bursa üzerine yürüdü.  Kendisini yok etmeye karar veren kardeşini Bursa’ya varmadan durdurmak isteyen Cem Sultan ve sadık savaşçıları da hazırlıklarını tamamladıktan sonra düzgün sıralar halinde Bursa kalesinden çıktılar. 20 Haziran 1481 yılında iki ordu Yenişehir ovasında karşı karşıya geldi.

İtalya seferinden dönen Kefe ve Otranto fatihi Gedik Ahmed Paşa, savaş başlamadan önce Yenişehir ovasına gelerek Sultan Bayezid’e bağlılığını bildirdi. Sultan Bayezid, araları iyi olmamakla birlikte elini öpüp, hediyelerini takdim eden Gedik Ahmed Paşa’ya güler yüz gösterdi ve Paşa’ya donanmış bir at ihsan etti.

Sabahın erken saatlerinde başlayan savaş öğle saatlerinde tüm hızıyla sürüyordu. Yaşamı için isyan eden, ölmektense egemen olmak için savaşan Cem Sultan, Gedik Ahmed Paşa’nın katılmasıyla daha da güçlenmiş olan kardeşinin ordusunu iki koldan sıkıştırmayı başarmıştı. At kişnemeleri, savaş naraları, kılıç şakırtıları, ok vızıltıları ve acı çığlıklarla inleyen Yenişehir ovasında, iki kardeş ordu arasında ölüm kol gezer olmuştu. Talih Cem Sultan’a gülecek gibiydi, ama Sultan Bayezid tarafından türlü vaatlerle kandırılan Cem Sultan’ın lalası Aştin oğlu Yakup Bey’in savaş alanında taraf değiştirmesiyle savaşın gidişatı bir anda tersine döndü. Aştin oğlu Yakup Bey’in askerleriyle birlikte karşı tarafa geçmesiyle kısa sürede ordusu bozguna uğrayan romantik şehzade savaş alanını terk edip yaralı olarak önce Eskişehir’e ve oradan da Konya’ya kaçmak zorunda kaldı. Savaş alanında kalan hazinesi ve şahsi eşyaları yağmalandı.

Yaşamı boyunca en yakınlarının sürekli ihanetine uğrayacak olan şair ve savaşçı Cem Sultan’ın Bursa’da ilan ettiği hükümdarlığı sadece on sekiz gün sürmüştü.

Galip ordunun vurucu gücünü oluşturan yeniçeriler, Bursa’ya girmeden önce Cem Sultan’a kale kapılarını açan ve genç şehzadeyi bağrına basan Bursa halkının cezalandırılarak, kentin yağmalanması için Padişah’tan izin istediler.

“Atalarımın başkentini yakıp, yıkan bir padişah olarak anılmak istemem,” diyen Sultan Bayezid, yeniçerilerin isteklerini tereddüt etmeden geri çevirdi. İstanbul yağmasının ve Vezir-i âzam Karamani Mehmed Paşa’nın katlinin cezasız kalmasından cesaret alan isyancı yeniçeriler “Atalarımın kentini bana bağışlayın!” diye ricalarda bulunan padişahlarının sözlerine kulaklarını tıkayıp duymamazlıktan geldiler. Sultan Bayezid, Bursa kalesinin önlerinde isyana kalkışan ve isteklerinde ayak direyen yeniçerilerin her birine bin akçe ihsan vermek suretiyle Bursa kentini yağmadan kurtardı.

(devam edecek)

KAYNAKÇA

Büyük Osmanlı Tarihi: Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı

Büyük Osmanlı Tarihi: Baron Joseph Von Hammer Purgstall

Osmanlı Tarihi: Alphonse De Lamartıne

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22753456