Kültür – San’at Yazıları

Yenişehir ovasında birbirinin boğazına sarılan iki kardeş ordunun savaşından Sultan Bayezid’in ordusu galip çıkmıştı. İhanete uğradığı için yenilen Cem Sultan, yeniçerilerin kılıçlarından canını kurtarmayı başaran askerleriyle Ermeni Derbendine çekildi. Aştin oğlu Yakup Bey’in desteği ile Cem Sultan karşısında kolay bir zafer kazanan Sultan Bayezıd, vakit geçirmeden Otranto fatihi Gedik Ahmed Paşa’yı Cem Sultan’ı takip edip yakalamakla görevlendirdi.

Ermeni Derbendine çekilen bahtsız şehzadenin kendi adamları tarafından çadırları yağmalanıp, geri kalan eşyaları ve giysileri de talan edildi. Kendisinin ve son derece sadık bir avuç yoldaşının can güvenliğini tehlikede gören Cem Sultan kendi askerlerinden gizlenerek gece karanlığında Eskişehir’e doğru yola çıktı. Cem Sultan ve altmış yoldaşı hızlı bir yürüyüşle Eskişehir’e oradan da Konya’ya kaçmayı başardılar. Aslında kaçışlarını kolaylaştıran Gedik Ahmed Paşa olmuştu. Çünkü Cem Sultan’a sempati duyan ve Sultan Bayezid ile arası bozuk olan Otranto fatihi üstlendiği görevi savsaklamış, takibi yavaşlatarak kaçışlarını kolaylaştırmıştı.

Cem Sultan’ın çadırlarını yağmalayan askerler ise Sultan Bayezid’e gelerek Cem Sultan’a karşı ayaklandıklarını ve ödüllendirilerek, bağışlanmalarını dilediler. Bayezid, kardeşine ihanet eden askerlere layık oldukları gibi ödüllendirileceklerini söyledikten sonra muhafızlarına işaret edip etraflarını sardırdı ve oracıkta hepsini ağaçlara astırdı. Olup bitenleri korku dolu bakışlarla izleyen halka doğru dönen Sultan Bayezid “Şehzadelerin aralarındaki sorunlara karışanların sonu budur. Bu haşaratlar nasıl oluyor da benim kardeşimin kutsal başına el kaldırmaya cesaret edebiliyorlar?” Dedi.

Osmanlı tahtı için kardeşine karşı giriştiği mücadeleyi kaybeden ve yol yorgunluğuyla bitkin düşen talihsiz şehzade Konya’ya varınca iki gün iki gece uyudu. İki gün sonra Gedik Ahmed Paşa’nın Konya’ya yaklaştığı haberini alınca annesi Çiçek Hatun’u, eşini ve iki çocuğunu yanına alan Cem Sultan, üç yüz adamı ile tekrar yollara düştü ve Tarsus üzerinden Suriye’ye geçti. Sınırı geçerken kafası karmakarışıktı ama Halep ve Şam’da beklemediği bir ilgi gördü. Kahire’ye ulaşan Cem Sultan, Memluk Sultanı El- Eşref Seyfeddin Kaytbay tarafından hükümdarlara mahsus teşrifatla karşılandı. Kendisine ve yoldaşlarına mükellef ziyafetler çekildi. Memluk Sultanı Kaytbay, elinde siyasi bir koz olarak kullanmayı düşündüğü Cem Sultan ve ailesi için baş vezirinin sarayını tahsis etti ve mevkiine uygun bir maiyeti de buyruğuna verdi.

Aylar sonra Cem Sultan, Kahire’den kardeşine bir mektup gönderdi ve sıkıntılarından bahsetti. Sultan Bayezid hükümdarlık iddiasından vazgeçmesi şartıyla kendisine her yıl bir milyon akçe ödeme yapacağını bildirdi, ama mağrur Cem Sultan bunu kabul etmedi.

Yenişehir ovasında kardeşine yenildiği gün dramatik sürgün hayatı başlayan Cem Sultan, hareketsizlikten Kahire’de sıkılıyordu. Durgun bir su gibi kokuşmaya başladığını düşünen Cem Sultan, Annesini ve ailesini yanına alarak Mekke’ye gitti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra Kahire’ye geri döndü.  /Cem Sultan’ın bu dönemden sonra yazdığı şiirlerinde saltanat kavgasından vazgeçtiği, iç huzuru taç ve taht’a tercih ettiği görülür. /

Günler, ibadetle, şiirle sessiz sakin geçip giderken etrafındakiler de boş durmuyordu. Yandaşları Cem Sultan’a “Artık bir hacı olduğunu ve hacı sıfatının şanını arttıracağını, kardeşiyle giriştiği iktidar savaşında ona güç kazandıracağını, Anadolu’ya geçip yeni bir isyan başlatmasını ve hakkı olan tahtı kardeşinden geri almasını,” söyleyerek aklını çelmeye çalışıyorlardı. Romantik şehzade, tutkulu beklentiler içindeki yandaşlarının aylardır süren tahriklerine uzun süre direnemedi. Memluk Sultanı Kaytbay’a giderek Talihini yeniden denemek istediğini, başarılı olabilmesi için kendisine yardım etmesini rica etti. Memluk Sultanı, genç, yakışıklı ve çekici şehzadeyi sevmeye başlamıştı. Ayrıca sınır komşusu olan güçlü Osmanlı devletiyle de arasını bozmak istemiyordu. Bu yüzden taht hırsı yeniden depreşen Cem Sultan’ı korkunç bir yanlışlık yapmaktan vazgeçirmeye uğraştı. Cem Sultan “Yazgımda ne varsa ona razıyım,” dedi. Kaytbay uzun uzun nasihat etmesine rağmen başarılı olamayınca Cem Sultan’a asker vermeyip, sadece hazinesinden belirli bir miktar altın verebileceğini söyledi.

Annesini, karısını ve çocuklarını Memluk sultanına emanet eden Cem Sultan 6 Mayıs 1482 de Kahire’den Halep’e geçti. Sınırı geçen ve Osmanlı topraklarına geri dönen Cem Sultan, Karamanoğlu Kasım Bey ve Ankara Sancakbeyi Mehmet Bey’le birleşip yeni bir isyan başlattı. Konya’yı kuşatan Cem Sultan, ne yaptı ne ettiyse Hadım Ali Paşa’nın inatçı direnişini kıramadı ve bir zamanlar valilik yaptığı kalenin surlarından içeri giremedi. Hayal kırıklığına uğrayan ve Konya’dan Ankara’ya yönelen Cem Sultan bu sefer de Ankara’yı kuşattı. Sivas Sancakbeyi Süleyman Paşa, Ankara’nın imdadına koştu. Cem Sultan, Süleyman Paşanın üzerine Mehmet Bey’i gönderdi. Yapılan savaşta Mehmet Bey öldürüldü ve askerleri dağıldı. Sultan Bayezid’in ordusunun başında İstanbul’dan yola çıktığını ve Mehmet Bey’in yenildiğini haber alan Cem Sultan ve Kasım Bey kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldılar. Askerlerini Ankara önlerinden çeken asi şehzade ve Kasım Bey Akşehir’den geçtiler ve Aksaray’ı kuşattılar. Aksaray’daki askerler ve halk, öncekiler gibi Bayezid’e sadık kalarak Cem Sultan’a ve Kasım Bey’e yüz vermeyip karşı koydular,  kaleyi teslim etmediler.

Her yerde yenilgiye uğrayan Cem Sultan’a ağabeyi Sultan Bayezid bir elçi gönderdi ve boşuna kan dökülmesine sebep olmamasını ve Kudüs’de oturup şehzadeliğindeki geliri ne ise onun yine gönderileceğini bildirdi ise de Cem Sultan kardeşinin bu cömert teklifini yine geri çevirdi.

Mülkündeki iç karışıklıkları bir son vermek isteyen Sultan Bayezid teklifini kabul etmeyen kardeşini yakalama görevini Hersekzade Ahmed Paşa’ya verdi. Ahmed Paşa, padişahının buyruğunu yerine getirmek için hemen harekete geçti ve Anadolu topraklarında gece, gündüz hiç durmadan devam eden müthiş bir kovalamaca başladı.

“Hayatım yaralı bir çakalın kuyruğunu peşinde sürümesine benzemeye başladı!” diyen ve Anadolu’da tutunamayacağını geç de olsa anlayan Cem Sultan, Osmanlı topraklarını terk edip Akkoyunlu hükümdarının yanına gitmeyi düşünüyordu. Fikrini Kasım Bey’e de açtı. Eski topraklarını geri almaktan başka bir niyeti olmayan Karamanoğlu Kasım Bey, kaçmaktan yorulan Cem Sultanı bu fikrinden vazgeçirdi ve şansını bir de Rumeli’de denemesini söyledi. Romantik şehzade, Kasım Bey’in telkinlerine kandı ve adamlarından Frenk Süleyman’ı Rodos şövalyelerinin reisine göndererek yardımını istedi.

Bahtsız şehzade Cem Sultan deniz yoluyla Rumeli’ye geçmek için Rodos şövalyelerinden yardım isteyerek hayatının en büyük hatasını yaptı, ama bunun farkına vardığında iş işten geçmişti.

(DEVAM EDECEK...)

 

KAYNAKLAR

BÜYÜK OSMANLI TARİHİ: Ord. Prof. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI

BÜYÜK OSMANLI TARİHİ: Baron Joseph Von Hammer Purgstall

OSMANLI TARİHİ: Alphonse de Lamartıne

                                                                                                                                                      

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

20708774