Kültür – San’at Yazıları

Güneş günün ilk ışıklarını yeryüzüne sunmaya başlamıştı. Gece boyunca at süren Cem Sultan ve maiyetindekiler Anamur tepelerinde bir an durup parıldayan denizi seyrettikten sonra tepeden aşağıya indiler ve doğruca limana yöneldiler. Rodos şövalyelerinin gemileri ortalıkta görünmüyordu. Cem Sultan ve kırk yoldaşı öğlene kadar kızgın güneşin altında beklemek zorunda kaldılar. Güneşin iyiden iyiye yakmaya başladığı saatlerde Anamur limanına beş yelkenli yanaştı. Limana giren yelkenlilerin en büyüğü olan (Muhteşem Kudüs) adlı yelkenliye Cem Sultan’ın hazinesinden geriye kalanlar ile değerli eşyaları yüklendi. Atlar bin bir zorlukla da olsa şövalyelerin bayraklarının dalgalandığı yelkenlilere bindirildi. Eşyaların yüklenmesinden sonra Cem Sultan ve maiyetindekiler de yelkenlilere binince yelkenliler demir alıp yola koyuldular. Akdeniz’in hırçın sularında bir beşik gibi sallanan yelkenlinin küpeştesine dayanan ve kutsal Anadolu topraklarına son defa bakan Cem Sultan’ın göz çukurlarında yaşlar birikmeye başlamıştı. Çünkü kardeşine karşı yürüttüğü iktidar mücadelesini kaybetmiş ve babasının düşmanlarına sığınmak zorunda kalmıştı. Bu da onu derinden yaralamıştı.

İkinci günün sabahında Rodos adası görüş mesafelerine girdi. Ana yelkenli, Saint Michel ve Saint Jean kuleleri arasında kalan rıhtıma yanaştı. İskeleye dayanan bir merdivenle Cem Sultan ve maiyetindekiler yelkenliden indiler. Ada yöneticileri, şövalyeler, papazlar ve Rodos halkı Cem Sultan’ı görmek için rıhtımda toplanmıştı. Şövalyelerin reisi Pierre D’ Aubusson, Cem Sultanı saygıyla selamladı ve kendisine gereken ihtiramı gösterdi.  Rıhtımdan kalacağı hana kadar uzanan yol boyunca yerlere kırmızı Türk halıları serilmişti. Sıra sıra dizilmiş olan halk Fransızca şarkılar söyleyip, Cem Sultan’ı çiçek yağmuruna tuttular.

Rodos’ta beş hafta kalan Cem Sultan bu süre zarfında ada da bulunan Türk esirleri satın alıp kölelikten kurtardı ve maiyetine kattı. Beşinci haftanın sonunda, Sultan Bayezid’in adaya çıkarma yapmasından korkan şövalyeler Cem Sultan ve maiyetini Fransa’ya götürdüler ve 16 Ekim 1482 de Nis şehrinde karaya çıkardılar. Karaya çıktığında Macaristan üzerinden Osmanlı topraklarına geçmeyi ümit eden Cem Sultan bu sefer de şövalyelerin ihanetine uğradı. Çünkü ağabeyi Sultan Bayezid şövalyelerin reisi ile anlaşmış ve Cem Sultan’ın hiçbir tarafa salıverilmemesi için her sene şövalyelere kırk beş bin altın vermeği taahhüt etmişti. Fakat bundan talihsiz şehzadenin haberi yoktu. Cem Sultan Nis’te dört ay kaldı. Nis’te veba salgını çıkınca şövalyeler Cem Sultan’ı Savua dukalığına götürdüler. Cem Sultan burada henüz on beş yaşında olan Savua dukası Prens Şarl ile tanıştırıldı. Rumeli’ye geçmesine bir türlü izin verilmeyen Cem Sultan genç prensten yardım istedi. Cem Sultan’a acıyan Prens Şarl, şehzadeyi kurtarmak için hazırlıklar yaparken bunu haber alan şövalyeler şehzadeyi oradan uzaklaştırdılar. Rodos şövalyeleri, Cem Sultan’ın Macar kralının yanına gizlice göndermiş olduğu iki sadık adamını da yolda yakalayıp yok ettiler ve sonra maiyetindeki adamlarını da yanından ayırıp Rodos’a gönderdiler.

Sassanage şatosuna götürülen Cem Sultan burada Baron Jean de Sassanage’nin kızı Helen ile tanıştı. İki genç ilk görüşte birbirlerine aşık olmuştu. Kalbini güzel Helen’e kaptıran genç ve yakışıklı Cem Sultan gökyüzündeki ay ve yıldızları, yeryüzündeki dağları, taşları, çiçekleri, otları, ağaçları, kuşları yeniden keşfeder olmuştu. Sürgünde aşkla tanışan romantik şehzadenin aylar sonra günleri mutlu bir şekilde geçip giderken Cem Sultan’ın kaçırılmasından korkan şövalyeler bu mutlu günleri sonlandırdılar ve şehzadeyi oradan alıp zorla Baislamy şatosuna naklettiler. Cem Sultan burada annesine ve Memluk sultanı Kaytbay’a bir mektup yazdı. Annesine aylardır yaşadıklarını, Kaytbay’a ise kuzeyden bir isyan başlattığında güneyden kendisini desteklemesini beklediğini yazdı. Ağabeyine karşı giriştiği askeri ve politik mücadelelerde sürekli başarısız olduğu halde hâlâ bir yolunu bulup Venedik üzerinden Macaristan’a geçebileceğini umut ediyordu.

Bu sıkıntılı günlerde Osmanlı devletine savaş açmaya karar veren Papa, Macar ve Napoli kralları Fransa’da bulunan şehzadeyi koz olarak kullanmak istediler. Ancak hem Sultan Bayezid’ten hem de Kahire’de bulunan şehzadenin annesi Çiçek Hatun’dan ve karısından para sızdıran aç gözlü şövalyeler ellerindeki hazineyi kaptırmamak için Cem Sultan’ı oradan da alarak Burganeuf’de yaptırdıkları yedi katlı şatoya naklettiler. Yıllar boyunca adeta bir hapis hayatı yaşatılan Cem Sultanı, aralarında anlaşan Fransa kralı VIII. Şarl ile Papa VIII. İnosan şövalyelerin elinden kurtardılar. Bunun için de Rodos şövalyelerine yüklü bir miktar altın ödediler ve onlara bazı imtiyazlar tanıdılar. Şövalyelerin elinden alınarak 13 Mart 1489 da Roma’ya getirilen Cem Sultan, resmi merasimle Papa’ya takdim edildi.

Fransa’da yedi yıl boyunca Rodos şövalyeleri tarafından şehir şehir dolaştırılan Cem Sultan, Papa’dan özel bir görüşme istedi. İsteği kabul edilen bahtsız şehzade, Papa’ya ailesini çok özlediğini ve bir an evvel Mısır’a geri dönmek istediğini söyledi. Ancak Papa, uzun zamandır ailesinin yanına dönmek için yanıp tutuşan şehzadeye Mısır’a gitmesinin şu anda mümkün olamayacağını çünkü Macar kralının kendisini Rumeli hududunda görmek istediğini ve bunun için de öncelikle Hıristiyan dinine girmesi gerektiğini belirtti.

Duydukları karşısında bir an için olduğu yerde taş kesilen Cem Sultan zorlukla da olsa kendisini toparlamayı başardı. İçinde fırtınalar kopan şehzade kendisine din değiştirmeyi teklif eden Papa’yı öfke dolu bakışlarıyla süzdü ve ellerini açarak “Allah birdir ve Muhammed onun elçisidir. Ne Osmanlı padişahlığı ve ne de dünya saltanatı için dinimi asla terk etmeyeceğim,” dedi.

(DEVAM EDECEK)

 

KAYNAKLAR

BÜYÜK OSMANLI TARİHİ: Ord. Prof. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI

BÜYÜK OSMANLI TARİHİ: Baron Joseph Von Hammer Purgstall

OSMANLI TARİHİ: Alphonse de Lamartıne

 

  

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

20708262