Kültür – San’at Yazıları

İstanbul’un Türkler tarafından fethinin ardından Bizans imparatorluğunun Yunanistan ve adalarda kalan toprakları Cenevizliler, Sicilyalılar, Venedikliler ve Floransalılar tarafından paylaşıldı. Çok eski çağlardan beri varlıklarını sürdüren antik Yunan kentleri, Venedikli, Ragusalı, Cenevizli ve Floransalı aç gözlü tüccarlar tarafından paramparça edildi ve Yunanistan’da adı bilinmeyen küçük küçük diktatörlükler türedi.

Bizans İmparatorluğu yıkıldıktan sonra eski Yunan uygarlığının başkenti olan Atina, önce Villehardouin adında bir Fransız’ın sonra da Floransalı ünlü bir tüccar aile olan Acciaitoli’lerin eline düştü. Atina’ya hükmeden Floransalı tüccar Rainer genç yaşta ölünce arkasında dul bir kadın ve küçük yaşta bir çocuk bıraktı. Osmanlılara bağımlı olan Atina dukalığının yönetimini üzerine alan genç dul ilk iş olarak Osmanlı hükümetine bir heyet gönderip çocuğuna vasi olduğunu bildirdi.

Kocasının ölümünden aylar sonra genç ve güzel dul kadın Atina’ya ticaret anlaşmaları yapmak için gelen yakışıklı bir Venedikli tüccarla tanıştı. Yakışıklı tüccar Palmerio’ya ilk görüşte aşık olan genç dul, aşık olduğu adamın evli olduğunu öğrenince adamdan vazgeçmek yerine ona Venedik’te bulunan karısını boşaması halinde kendisiyle evleneceğini ve bütün servetini de ona vereceğini söyledi. Ödülün büyüklüğünün büyüsüne kapılan tüccar Palmerio ilk gemiye atlayıp Venedik’e döndü ve karısına boşanmak istediğini bildirdi. Venedikli zengin bir asilzadenin kızı olan kadın, kocasının boşanma isteğini reddetti. Karısını ikna edebilmek için günlerce dil döken Palmerio istediğine güzellikle ulaşamayacağını anlayınca bir fırsatını bulup karısını zehirledi.

Güzeller güzeli dul düşes ile evlenebilmek için karısını öldürmekten çekinmeyen Palmerio hemen Atina’ya döndü. İki sevgili günlerce süren eğlencelerden sonra Atina’da yapılan büyük bir törenle evlendiler.

Atina halkı düşeslerinin Venedikli bir tüccarla evlenmesini tasvip etmedi. Atina halkı gibi Rainer’in yeğeni Franco’da bu evliliği onaylamamıştı. Daha Rainer’in öldüğü gün Atina dukası olmayı kafasına koyan Franco halkın arasına girerek ateşli konuşmalar yapmaya başladı. Neticede her geçen gün dilini sertleştiren Franco ve sadık adamlarının yoğun çabaları sonunda Atina halkını ayaklandırarak büyük bir isyan çıkarmayı başardılar. Düşes ve yeni eşi mutluluklarına gölge düşüren bu büyük isyanı şiddet kullanarak bastırdı.

Başlattığı isyan kanla bastırılınca kendisine ölümüne bağlı sadık adamlarının yardımlarıyla Atina’dan kaçan Franco, hemen İstanbul’un yolunu tuttu. İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Han’ın huzuruna çıkan Franco Atina’da olup bitenleri Türklerin kudretli sultanına uzun uzun anlattı.

Fatih Sultan Mehmet Han, dört dörtlük bir komutan olan Mora sancakbeyi Turahanoğlu Ömer Bey’e bir ferman gönderdi. Fatih, Turahanoğlu Ömer Bey’e Atina’ya girmesini, bu rezilliklere bir son vermesini ve düşes ile oğlunu tutuklayıp zindana atmasını buyurdu.

Fatih’in fermanını alan Ömer Bey, sipahilerinin önüne düşüp Atina üzerine yürüdü. Düşesin yeni kocası Palmerio, Ömer Bey Atina’ya girdiğinde bir yolunu bulup kentten kaçtı. Atina’ya giren Turahanoğlu Ömer Bey, düşes ve oğlunu tutuklatıp zindana attırdı. Ömer Bey, Atina’da düzeni tesis ettikten sonra kentin yönetimini de Franco’’ya devretti ve görevini yerine getirmiş insanların gönül rahatlığı ile Mora’ya geri döndü.

Rainer’in yeğeni Franco, Türklerin desteği ile nihayet istediğine kavuşmuş ve düşeslerine kırgın olan Atinalıların büyük sevinç gösterileriyle karşılanmıştı,  ama sevinci uzun sürmeyecekti.

Ömer Bey’in eline düşmekten kurtulan düşesin kocası Palmerio’da Franco gibi yaptı ve İstanbul’a, Fatih Sultan Mehmet Han’ın huzuruna koştu. Fatih’in huzurunda karısının suçsuzluğunu ve haklarını savundu. Palmerio’yu dinleyen Fatih, Atina problemini kökünden halletmek için Atina dukalığını ortadan kaldırmaya ve Atina’yı Türk topraklarına katmaya karar verdi.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın vermiş olduğu bu kararla da Mora Sancakbeyi Turahanoğlu Ömer Bey’e yeniden Atina yolu görünmüş oldu.

Hemen harekete geçen ve Atina’yı kuşatan Ömer Bey, Atina despotu Franco’ya bir elçi gönderip şehri teslim etmesini ve zindandaki düşes ve oğlunu da derhal serbest bırakmasını bildirdi. Franco kenti teslim etmediği gibi zindandaki düşes ve oğlunu cellâtlarına boğdurdu.  Kadim Yunan kenti Atina’yı kan dökmeden ve yakıp yıkmadan fethetmek isteyen Ömer Bey, kenti teslim etmemekte direnen Franco’yu ikna edebilmek için hemen hemen her gün Atina despotuna elçiler gönderdi. Atina despotu Franco’nun inadını kıramayan ve hayal kırıklığına uğrayan Ömer Bey, sipahilerini hücuma kaldırmadan önce son defa şansını denemek istedi.  Yeni bir elçiler heyeti oluşturdu veson defa Depot Franco’ya gönderdi. Ömer Bey’in elçileri, Türk sultanının kendisine Atina yerine Attika yarımadasındaki Teb ve Beoti kentlerinin yönetimini vereceğini, bununla da yetinmeyip Atina’yı terk ederken ailesinin fertleri ile birlikte hazinelerini de yanında götürebileceğini söyleyince Franco direnmekten vazgeçti. Zaten halkının çoğu kuşatma sırasında kentten kaçmıştı. Franco, Atina’nın kapılarını açıp Ömer Bey’e kendi elleriyle kenti teslim etti. Sözünde duran Ömer Bey’de Atina’ya girdikten sonra Franco ve ailesini zindana atmak yerine serbest bıraktı.

(Aslında Atina despotu Franco’ya, verilen vaatlerden Fatih Sultan Mehmet Han’ın haberi bile yoktu. Bu vaatler Ömer Bey’in siyasi bir manevrasıydı ve başarılı olmuş, Atina’nın fethi tek ok atılmadan, kılıçlar kınından çıkmadan, hiç kimsenin burnu kanamadan gerçekleştirilmişti.)

Aristo, Eflatun ve Sokrates gibi büyük filozoflar, Herodot, Tukidides ve Ksenefon gibi tarihçiler yetiştirmiş olan Atina’nın fethinden kısa bir süre sonra Fatih Sultan Mehmet Han, Atina’ya geldi ve doğruca kentin en yüksek tepesi olan Akropolis’e çıkarak Atina’nın koruyucu tanrıçası Athena’ya adanmış görkemli Parthenon’u ve diğer tapınakları gezdi. Akropolis’den Atina kentini ve geniş Pire limanını seyreden Fatih, gözlerinin önünde uzanan muhteşem manzaradan çok etkilenmişti. Fatih Sultan Mehmet Han yanındakilere döndü ve “Din ve devlet böyle bir yerin fethedilmesinden dolayı Turahan’ın oğluna nasıl müteşekkir olmasın.” Diyerek Turahanoğlu Ömer Bey’e iltifatta bulundu.

Atina’da birkaç hafta kalan Fatih Sultan Mehmet, halkla temaslarda bulundu ve dertlerini dinledi. Öncelikli olarak Latin kilisesinin Yunanlılar ve Yunan manastırları üzerinde uyguladığı baskıyı ortadan kaldırdı, Ortodoks Yunan halkını baskıyla Katolik yapmaya çalışan Latin din adamlarını Atina’dan derhal uzaklaştırdı. İlkçağlardan kalma bazı tapınakları ve bazı kiliseleri cami haline getirdi.

Atina’nın fethinin ardından yürüyüşe geçen Osmanlı orduları sıra dağları iki koldan aşarak Mora yarımadasının tamamını ve Venedik devletinin sınırlarına kadar bütün Adriyatik kıyılarını fethedip Osmanlı İmparatorluğunun topraklarına kattılar.

KAYNAKLAR

BÜYÜK OSMANLI TARİHİ: Ord. Prof. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI

BÜYÜK OSMANLI TARİHİ: Baron Joseph Von Hammer Purgstall

OSMANLI TARİHİ: Alphonse de Lamartıne

 

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

20708097