Kültür – San’at Yazıları

Mahan durağından kalktı göçleri

Dua içre yedileri üçleri

İslam’ın özünden gelir güçleri

Bulunmaz yürekte niza ay ana

Türk milleti, devletinin devlet-i ebed-müddet olduğuna inanır her zaman.

Ve kendi varlığını devletine armağan ederek fena fid’devlet prensibine bağlı olarak yaşar.

                    Her şey yine bir göçle başladı.

Kutlu Kayı, Mahan’dan kalktı ve gelenek olduğu üzre hayvanlarıyla beraber yürüdü batıya.

Önce Horasan’a, oradan Ahlat’a geçti. Kayı’nın beyi Gündüz Alp ölünce, aşiretin yönetimini oğlu Ertuğrul Bey ile eşi Hayme Ana aldı.

Hayme Ana, örneğini tarihte sıkça görülen adı, eşi İlteriş Kutluğ Kağan ve oğlu Bilge Kağan ile birlikte onalına, devlet yönetiminde söz sahibi olan İLBİLGE Hatun gibi bir görev üstlenmiştir.

Hayme Ana; önder, komutan, derleyici ve devlet kuruculuğu gibi pek çok özelliği şanlı kişiliğinde birleştirmiştir.

Hayme Ana, Kayı Boyu’nu kendilerine yaylak olarak verilen Domaniç’e ve kışlak olarak verilen Söğüt’e getirerek yerleştirmiştir.

                    Ertuğrul’un ocağıdır bu toprak

                    Oğuz ağacından bir güzel yaprak

                    Meydanlarda şimşek gibi çakarak

                    Al bayrağı kanla çize ay ana

Hayme Ana, oğlu Ertuğrul Bey’i büyük olma, cihana hükmetme ülküsüyle yetiştirmiş, torunu Osman Bey’in elinden tutarak, geleceğin güçlü devletinin nasıl kurulacağını Domaniç Dağı’nın yüce tepelerini göstererek hayal ettirmiştir.

Karakeçili aşireti, Hayme Ana’yı “aşiret anası” Ertuğrul Bey’i “büyük ata” kabul ederler.

Hayme Ana, ölüm döşeğinde oğullarına torunlarına, soyuna seslendi:

                    “Oğul.

                     Anayurttan ayrılalı yıllar geçti. Deli rüzgârlar önünde oradan oraya savrulduk.

                    Beylik otağını kurduğumuz şu yaylalar artık son durağımız,

                                                                               son konağımız olsun

                    Oğuz’un yurtlarına diktiğimiz ağaçların kökleri kara yerin derinliklerine, dalları gökyüzünün yüceliklerine uzasın.           

                    Ak-boz atlara binip yağı üstüne yel gibi vardıkta Kadir Tanrı

                              Gözü pek yiğitlerimizi korusun.

                   Göğsü kaba yerli kara dağlar gibi duran erlerimiz ile; kır çiçekleri gibi saf ve temiz,     

                  Ak yüzlü, ala gözlü kızlarımız Kutlu Kayı Boyu’na gürbüz evlatlar versin.

                 Altın başlı otağlarımız Çarşamba Yaylasını bürüsün.     

                 Kayı’nın ve diğer bütün boyların oğullarını Ertuğrul’umla bir tutarım.

                 Onların hepsini soyumuz için Hakk’ın kutsal birer emaneti bilirim.

                 Oğul,

                Boyundan-s oyundan olsun olmasın insanlara adil davran.

                Adaletten ayrılma ki insanların birlik ve dirlik kazansın. Yurdunda, obanda herkes gezsin.

               Ululuk isteyen töreden ayrılmasın. Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur.

               Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol oğul.

              Ekşi koruk, sabırla tatlı üzüm olur.

              Oğul,

              Beylik dermekle, ağalık vermek iledir. Sofranı ve keseni yoksullara açık tut.”

dedi.

Ve gözlerini görevini yapmış insanların duyduğu huzur içerisinde kapattı.

Öğütler, dualar büyük kuruluşun işaret taşları oldu.

Şeyh Ede-balı; “insanı yaşat ki devlet yaşasın.” sözü ile devletin odağında “insan” olması gerektiğini belirtti.

Konar-göçer bir aşiret sevgiyle, adaletle, hoşgörüyle cihan-şümul devleti kurdu. Namık Kemal’in dizelerinde canlanır tarih.

                    Biz ol nesl-i kerîm dûde-i Osmaniyânız kim

                    Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

                    Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd’ü içtihâdız kim

                    Cihangirâne bir devlet çıkardık ki aşiretten

          (Biz, o Osmanlılar boyunun ulu soyundanız; mayamız, bütünüyle şahadet

kanıyla karılmıştır. Biz o yüce hamiyetli, çalışkan ve güçlü kişileriz ki bir küçük aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet meydana getirdik.)

Yine Mehmet Akif aynı mealde şu beyiti yazmıştır:

                    O birkaç Hayme halkından cihangirâne bir devlet

                    Çıkarmış, bir zaman dünyayı lerzan eylemiş millet.

          (O millet, birkaç çadır halkından cihanı fetheden bir devlet çıkarmış, bir zaman dünyayı titretmiştir.)

Dursun Fakı, ilk hatip ve kadısıydı Kayı’nın. Okuduğu ilk hutbe ile göçerlerin yeni devletinin kurulduğu duyuruldu âleme.   

                     Hükümde eşitlik hassas bir tartı

                     Adalet olmazsa devlet olmaz

                     Buyruğuna koşup ulu hakanın

                    Birlik göstermeyen millet olamaz

                    Göl gibi kımız sağ dağ gibi et yığ

                    Nasipten başkaca kısmet olamaz

                     Elinden tut yoksul ile mazlumun

                    Sofrasın açmayan şöhret olamaz

                    Karasevdalısı olup toprağın

                    Yurttan daha güzel nimet olamaz

                    Geçmişi unutma yarını keşfet

                    An’dan daha üstün müddet olamaz

                    Başa tutup Tanrı emrini her an

                    Doğruluktan öte ziynet olamaz

                    Ayrılıkta azap vardır bilince

                    Kör fitneden beter illet olamaz

 Sen bir Alp’tin, yoldaşlarınla yalın kılıç savaş meydanlarına daldığında.

          Yelesi rüzgârlı bir aslandın.

          Öz canını ülküsüne kurban vermeye and içmiş bir adaktın.

 

 

 

 

 

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

37265052