30 Kasım 2022

Ali Alper ÇETİN

Anadolu Selçuklu Devleti’nin son devirlerinde, Sultan Veled, Yunus Emre, Âşık Paşa gibi Türkçe yazıp Türkçe söyleyen şairlerimiz arasında Gülşehrî’yi de anmak, Anadolu’yu aydınlatanlar arasında ona yerini vermek gerek…

Onüçüncü yüzyılın sonlarıyla ondördüncü yüzyılın ilk yarısında yaşadığını bildiğimiz Gülşehrî’nin asıl adı Ahmed’dir. O çağlarda bir bilim ve tasavvufî şehri olarak tanınan Kırşehir’de doğduğu, ömrünün sonuna kadar burada yaşadığı söylenir. Kırşehir’in ilk adı Gülşehir olduğu için Gülşehrî takma adını almış, bu adla tanınmıştır. İslâmî ilimlerin yanı sıra matematik, mantık ve felsefeyle de uğraşmıştır.

Gülşehrî’nin Kırşehir’de Ahi Evran’dan sonra kurulan Ahilik teşkilâtının başında bulunduğunu, bu teşkilâtın yayıcılarından olduğunu ve ustası Ahi Evran’ın etkisinde kaldığını şiirlerinden öğreniyoruz:

           Elli yıl ben ansız durmadım
           Yaza yaban durgun görmedim

Diyerek tam elli yıl, Ahi Evran’la kaldığını, onsuz yapamadığını söyleyen Ahmed Gülşehrî, birçok şiirinde onu över.

Gülşehrî, Mevlânâ’nın etkisinde kalmıştır. Sultan Veled’in isteği üzerine Kırşehir’de bir zaviye kurarak Mevlevilik’i yaymaya çalıştığı söylenir. Bunu ise Gülşehrî’nin şu mısralarında görüyoruz:

Şeyh Mevlana Celaleddindurur
Kim cihanda bir aliy’yüt-tayidurur
Görmedik bir er cihandan gitmedi
Ol Celaleddin cihandan gitmedi...

Mantıkut- Tayr’da yer alan bu dizelerinde, Gülşehrî’nin kent halkının saydığı şeyh olduğu anlaşılmaktadır.

Gülşehrî’nin, Ahi Evran hakkında yazdığı risaleden başka, onu Türk edebiyatının Türkçesi güçlü bir şairi olarak tanıtan eseri Mantıkut-Tayr olmuştur. Diğer adıyla Gülşenname mesnevisidir.

“Kuş dili” anlamına gelen Mantıkut-Tayr, tanınmış mutasavvıf Feridun Attar’ın aynı adla bilinen Farsça eserinin Türkçeye manzum çevirisidir. Ahmed Gülşehrî, bir tasavvuf eseri olan Mantıkut-Tayr’ı, daha başka kaynaklardan ve özellikle Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden aldığı hikâyelerle süslemiş, kendi tasavvuf görüşlerini de katarak orijinal bir eser haline getirmiştir. Gülşehrî, bu eserinde Türk diline hayrandır. Türkçenin Farsça ve Arapçadan üstün, tatlı bir uyuşumu olduğunu, bunu belirlemek içinde “Kuş Dili” eserini yazdığını söyler.

Mantıkut-Tayr (Kuş Dili) eserini 1317 yılında tamamladığından, ölümü bu tarihten sonraya kabul edilir.

Altıyüz seksen yıl önce, Türk dilinin hor görüldüğü, Arapça yazıp söylemenin hüner sayıldığı devirlerde, Anadolu’nun göbeğinde bir bilim adamının, bir şairin çıkarak (Türkçe) diyerek kükreyişi, Türkçeye kucak açışı, onu özlemle bağrına basması büyük yiğitlik, büyük vatanseverliktir. Gülşehrî, çağdaşı Yunus Emre’yle hemşehrisi Âşık Paşa’yla birlikte, bu büyüklüğü göstermiştir.

Feleknâme, Aruz-ı Gülşehrî (Aruz Risalesi), Kerâmât-ı Ahi Evran isimli eserlerinin de olduğu bilinmektedir. “Kudûrî Tercümesi” adlı eseri ise henüz ele geçmemiştir. Feleknâme adlı eserini Gülşehrî, o tarihlerde Anadolu’da hüküm süren İlhanlılar’dan Gazan Hân’a sunmuştur.

Gülşehrî’nin eserleri, hem eski Anadolu Türkçesi, hem de tasavvuf açısından büyük önem taşır. Türkçeyi ve aruz veznini iyi kullanan bir şair olan Gülşehrî, Yunus Emre’den sonra çağının en büyük şairlerinden biri olarak kabul edildiği gibi, Türkçenin ileri kültür dili hâline gelmesi için giriştiği çabalarla da tanınır.

Gülşehrî, kaç yıl yaşamış, ne zaman ölmüş bilinmez. Bilinen, ondan gelen, sararmış kâğıtlar üzerindeki sesler ve nefeslerdir. Kırşehir’in gül bahçelerini çok sevdiğini, gülleri “kendine yâr” eylediğini, bütün sözleri bir yana iterek “ Bülbül gibi gül sözü söylemeyi” istediğini anlatan şiirler onundur:

Her gülü kim kendime yâr eylerim
Her gice vasfını tekrar eylerim.
Her seher kim gül çemende açılan
Kamudan ilkin bana karşı güle.

Nevbahar oldu kim bülbül söyleye
Aşkını maşukuna şerh eyleye
Kamu sözü gel ki terkeyleyelim.
Bülbül gibi gül sözü söyliyelim…

Öyle ki, kendisinden beşyüz yıl sonra, onun açtığı Türkçecilik çığırından bir ozan Dadaloğlu gelecek, o da Gülşehrî gibi Kırşehir’in uçsuz-bucaksız gül bahçelerine bakarak şöyle seslenecektir:

                    Biter Kırşehir’in gülleri biter
                    Çağrışır dalında bülbüller öter
                    Ufacık güzeller hep yeni yeter
                    Güzelin kaşında keman görünür.

Gülşehrî, Kırşehir’in özlem dolu Özbağlarında, ana dili öz Türkçesiyle çevresinde toplanan ahilerle görüşüp bilişirken asla şeyhlik, sultanlık davasında bulunmamış, onlardan biri olarak onları konuşturmuş:

Ne derviş isteriz, sahip, ne sultan,
Ne dert işimize gelir, ne derman.

Ondördüncü yüzyılın Anadolu’da yetişen bu Türkçeci şairi, Yunus kadar arı-duru, Yunus kadar güçlü saymasak bile, onun yolunda ve izinde, ilk Türkçeciler arasında ona, önemli bir yer ayırmak zorundayız. Gülşehrî, Anadolu’yu aydınlatan aydın kişilerin başında şuurlu ve idealist bir Türkçeci olarak her zaman dile getirilecektir.

Gülşehri'nin türbesi

KAYNAKLAR

www.edebiyatogretmeni.org
www.turkedebiyati.org

www.diledebiyat.net

www.kirsehirlilerdernegi.com

Önder Mehmet: Anadolu’yu Aydınlatanlar, Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 1998 Ankara

                                                                                    

 

 

Yazar Hakkında:

Ali Alper ÇETİN

Ali Alper ÇETİN

Ali Alper ÇETİN

1955 yılında Ceyhan’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ceyhan’da tamamladı. 1980 yılında Çukurova Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makina bölümünü başarı ile bitirerek Makina Mühendisi unvanını aldı. Devlet Lisan Okulu İngilizce bölümünden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü “İşletme Yönetimi” dalında Yüksek Lisansını tamamladı. Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) İşletme Yönetimi eğitimi alarak kariyer yaptı.

Memuriyete 1980 yılında Orman Bakanlığı Ankara Merkez Atölyesinde Atölye Şefi olarak başladı. Makina İşletme Şefi iken 1982 yılında DSİ Genel Müdürlüğüne intisap etti. 1983 yılında Isparta da askerlik görevini ifa etti. DSİ Genel Müdürlüğünde Mühendis, Kısım Şefi, Başmühendis, Şube Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Halen DSİ Genel Müdürlüğü Makina, İmalat ve Donatım Dairesi Başkanlığında Daire Başkan Yardımcısı olarak görevini sürdürmektedir.

Birçok konuda mesleği eğitimlere katıldı. Türk Tarımı, Çevre ve Erozyon, Mühendislik Hizmetleri, İçmesuyu, Yerel Yönetimler konusunda araştırmalar yaptı. Fransa’ da İçmesuyu ekipmanları ve Çelik konusunda teknik incelemelerde bulundu. Avusturya’da İş Makinaları ile eğitime katıldı.

Mesleki konularda yayımlanmış çok sayıda teknik makaleleri mevcuttur. Kültür Sanat, sosyal, güncel makaleler yazmaya devam etmektedir. Bölge gazetelerinde köşe yazarlığı yaparak birikimini okuyucularla paylaştı. Sivil Toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Çukurova’nın ( Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye) problemleri konusunda projeler geliştirdi, çözüm önerileri getirdi. Çukurova’nın birlik ve beraberliği için büyük katkılar koydu. Sivil Toplumda “ Sivil İnisiyatif” in gelişmesinde etkin rol oynadı.

TMMOB Makine Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 11.Dönem (1988-1990) Yönetim Kurulu Sekreteri

TSE Makina Hazırlık Grubunda Raportörlük

TSE Özel Standartlar Hazırlık Grubu Daimi Komite Üyeliği

TSE Ambalaj Özel Daimi Komitesi Üyeliği

TSE Şehir İçi Yollar ve Kavşaklar Özel Daimi Komite Üyeliği

TÜRK KAMUSEN TÜRK ENERJİ-SEN 11 No’ lu Şube Başkanı

TÜRK KAMUSEN TÜRK ENERJİ-SEN Kurucu Üye ve Eğitim Genel Sekreteri

BASK Bağımsız Enerji –Sen Kurucu Üye ve Teşkilatlandırma Genel Sekreteri

Mühendislik Odalarında  “Meslekte Birlik ‘’ Kurucusu

KOSGEB Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Başkanlığı Kanunun hazırlanması ve etkin rol

SMMH Serbest Mühendislik Hizmetleri Yönetmenliği ve Tüzüğünün hazırlanmasında etkin katkı

Büyükşehir Belediyelerinde ilk Proje-Vize’yi başlatmanın öncüsü

Ceyhan Kültür Yardımlaşma Derneği Kurucu Başkanı (1991-1995)

Gıcık Dergisi ve Makina Bülteni Kurucusu, imtiyaz sahibi

Çukurovalılar Derneği Genel Başkanı (2008-2013)

Çukurovalılar Derneği Onursal Başkanı ( 2013- Halen)

DSİ Yayın Kurulu Üyeliği (2015- Halen )

Çukurova Lobisi Dergisi Kurucusu (Aylık, Bölgesel süreli-yayın ) imtiyaz sahibi gibi görevleri üstlendi.

Sayın Çetin; Sivil Toplum Kuruluşlarındaki hizmetleri ile Ülkemizin ve bölgemizin problemlerini kamuoyuna taşıyarak çözüm önerileri geliştirdi. KOSGEB-Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Başkanlığının kuruluş kanunun hazırlanması ve kuruluş çalışmalarında çok etkin rol oynadı. SMMH Serbest Mühendislik Müşavirlik Hizmetleri Kanuna büyük katkı koyarak, Türk Sanayine hatırı sayılır önemli hizmetler yaptı. Büyükşehir Belediyelerinde Proje-Vize uygulamasının öncüsü oldu.

Sayın Çetin, İngilizce bilmekte olup, evli 2 çocuk babasıdır.