Kültür – San’at Yazıları

Ahmet URFALI  

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Ferruh Ağca tarafından yazılan; ‘’Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı Metin-Aktarma-Notlar-Dizin-Tıpkı Basım ‘’ başlıklı kitap, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsünce yayımlanarak Türkoloji dünyasına kazandırıldı.

Oğuz Kağan’ın destani kişiliğiyle Hun Hakanı Mete’nin tarihsel kimliği arasındaki benzerliklere bakılarak tarihçiler, Oğuz’la Mete’nin aynı şahsiyet oldukları kanaatine varmışlardır.

Oğuz Kağan Destanı, M.Ö. 209-174 tarihleri arasında hükümdarlık yapan Hun hükümdarı Mete’nin hayatı üzerine kurulmuştur. Tüm Türk destanlarında olduğu gibi bu destanın da ilk şekli günümüze ulaşmamıştır.

Destanda Oğuz’un; doğuşu, kağan oluşu, Türk birliğini kuruşu; ölümünden önce de ülkesini oğulları arasında paylaştırması anlatılır. Ebul Gazi Bahadır Han’ın Secere-i Terakime’sinde Hun-Oğuz Destanıyla (Mete Destanı) ilgili bölümler bulunmaktadır. Uygur harfleriyle yazılı olan özgün nüshası Paris kütüphanesindedir.

Bugün, elimizde Oğuz destanının üç farklı biçimi bulunmaktadır:

XIII. ile XVI. yüzyıllar arasında Uygur harfleriyle yazılmış ve İslâmiyet’ten önceki inancı yansıtan varyantın ilk örneği temsil ettiği kabul edilebilir.

XIV. yüzyıl başında yazıldığı bilinen Reşîdeddîn’in Câmi üt-Tevârih adlı eserinde yer alan Farsça Oğuz Kağan Destanı İslâmi varyantların ilkini temsil etmektedir.

Oğuz Kağan Destanının üçüncü varyantı ise XVII. yüzyılda Ebü’l-Gazî Bahadır Han tarafından Oğuzlar arasındaki sözlü rivayetlerden ve önceki yazmalardan faydalanarak yazılmıştır.

Oğuz Kağan Destanı, Türk milleti tarafından o kadar çok sevilmiştir ki, İslam öncesi edebiyatımıza ait olmasına rağmen, İslamiyet’e geçişimizden sonra da rivayetleri toplanarak kayda alınmıştır.

Oğuz Kağanın adı, Batı Türklerinin de ismi Oğuzlarla özdeşleşmiştir. Oğuz Kağan, Türk hükümdarlık silsilesinde çok önemli bir yere sahiptir. Türk hükümdarlarının Oğuz Kağan soyundan gelme zorunluluğu bulunmaktadır. Oğuz Kağan, bütün Türklerin atası olarak kabul görmüştür.

Oğuz Kağan’ın söylediği;

"Daha deniz, daha müren,
Güneş tuğ olsun, gök kurıkan"  Sözündeki, ‘’güneşin bayrak, gökyüzünün çadır olması’’ dünya barışını kurmada bütün insanlığı ‘’bir ‘’ görmenin adımı olarak bilinmektedir.

 Eski Türkçe’de mühim araştırmalar yaparak yayımlayan Prof. Dr. Ferruh Ağca’nın ; ‘’Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı Metin-Aktarma-Notlar-Dizin-Tıpkı Basım ‘’ adlı eseri, sekiz ana bölümden meydana getirilmiştir: Giriş, Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanının Yazım ve Dillik Özellikleri, Metin, Aktarma, Notlar, Dizin, Kısaltma ve Kaynaklar, Tıpkıbasım…

Ağca, bütün bu bölümleri bilimsel bir bakış açısıyla ele alarak ayrıntılı bir biçimde izah etmiştir. Bu alanda daha önce yapılan araştırmalara da atıflar yaparak eserini zenginleştirmiştir.

Eserin Giriş bölümünde; Oğuz Kağan Destanı Hakkında,  Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı, Uygur Harfli OKD ile İlgili Çalışmalar, İzlenen Yol ve Yöntemler, OKD’ndaki Uygur Alfabesi, Har f Çevrim ve Yazı Çevrim İşaretleri, Kısaltmalar ve İşaretler adlarını taşıyan altı başlıkta gerekli açıklamalar yapılmıştır. Ağca, Yazmanın özellikleri alt başlığında; ‘’Uygur alfabesinin kursiv yazı türü ile yazılmış olan OKD, mevcut nüshalar içerisindeki en muahhar nüsha olarak değerlendirilmektedir. Toplam 42 varaktan ibaret olan yazmada, son varak hariç her bir varakta dokuz  satır vardır. Son varakta ise 7 satır vardır. Böylece Uygur Harfli OKD’da toplam 376 satır bulunmaktadır.’’ (s.5) Bilgisini vermektedir.

Eserin, ‘’Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanının Yazım ve Dillik Özellikleri’’ adını taşıyan ikinci bölümünde; OKD’nın Yazım Özellikleri, OKD’nın Dillik özellikleri, OKD’nın Söz Varlığı, OKD’nın Yazılış Tarihi ve Ait Olduğu Çevre olmak üzere dört alt başlık bulunmaktadır. Ağca, OKD’ın söz varlığı hakkında;’’Metnin söz varlığını iki şekilde değerlendirmek gerekir. Bunlar

dan biri, metindeki Türkçe Kökenli sözcüklerin beslendiği kültürel çevrenin farklılığıdır. Diğeri ise metindeki yabancı kökenli sözcüklerdir.’’ Dedikten sonra Sanskritçe, Soğdca, Çince, Arapça, Farsça ve Moğolca olmak üzere altı dilden  sözcük alındığını örnekleriyle açıklar.

‘’OKD’nın 14. Yüzyılın sonları ile 15.yüzyılın başlarında Moğolların hâkim olduğu Çağatay dil alanının coğrafyada, Oğuz ve Kıpçak ağızlarının  da karışımıyla yazıldığını ifade etmek mümkündür.’’(s.61) diyerek OKD’nın yazıldığı tarihi ve çevreyi belirtir.

OKD’nın Metin bölümünde transkripsiyon ve transliterasyon işaretleriyle okunması, her bir varak ve satır numarası belirtilmektedir. Her satırın transkripsiyonu yazıldıktan metnin transliterasyonu verilmektedir.

Aktarma bölümü, OKD metinlerinin Türkiye Türkçesine çevrilmiş hâlidir. Ferruh Ağca, bu bölümde okuyucunun konuyu daha iyi anlayabilmesi için parantez içinde genel üslubu bozmayacak şekilde ilaveler yapmıştır.

Notlar, Dizin, Kısaltma ve Kaynaklar ve Tıpkı Basım bölümleri, başlıklarına uygun olarak düzenlenmiştir

Prof. Dr. Ferruh Ağca; uzun araştırmalar, gayretler sonunda büyük bir başarıya imza atarak Türk milletinin tarih, kültür ve ülkü dünyasına yeni katkılar sağlayacağına inandığım bu muazzam eseri meydana getirmiştir. Kendisini kutlar, başarılarının devamını dilerim.

OKD’nın kaleme alındığı yüzyılın Türkçe özelliklerini, Türk milletinin yüksek ülkülerini yansıtan bir bölümünü buraya almak istiyorum:

carlıg birdi takı tedi kim

men sin-ler-ge boldum kagan;

alalıŋ ya takı kalkan;

tamga biz-ge bolsun buyan;

kök böri bolsun-gıl uran;

temür cıda-lar bol orman;

av yirde yörüsün kulan;

takı taluy takı müren;

kün tug bol-gıl kök korıkan,

tep tedi. (s.73-74)

çerig-ler-niŋ ara-lar-ı-da

köp telim boldı uruşgu.

il künler-niŋ köŋül-ler-i-de

köp telim boldı kaygu. (s.80)

aytdı kim

ay sen munda beg-ler-ge bolgıl başlık

ma m(e)ŋlep saŋa at bolsun Kagar-luk

tep tedi (s.90)

aytdı kim

kaŋa {kaŋa} birle ölüg-ni tirig y(ö)rügür-sün,

Kaŋalug s(a)ŋa at bolguluk, kaŋa belgür-sün

tep tedi (s. 94)

takı tedi kim

[ay og]ul-lar köp m(e)n aşdum,

uruşgu-lar köp men kördüm,

cıda bile köp ok atdum,

aygır b(i)rle köp yörüdüm,

duşman-lar-nı ıgla-gurdum,

dost-lar-umnı m(e)n külgürdüm,

kök teŋri-ge men ötedim,

sen-ler-ge bire men yurdu[m

tep tedi] (s. 104)

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

37264684