Kültür – San’at Yazıları


Hasan ERDEM

1495 yılında Napoli’de vefat eden Cem Sultan, kral Ferdinand’ın sarayının bahçesine defnedilir. Kardeşinin ölüm haberini alan Sultan Bayezid, Cem adına gıyaben cenaze namazı kıldırır ve ülkede üç gün matem tutulmasını buyurur, fakirlere 100.000 akçe sadaka dağıttırır.

O günlerde Avrupa’da ise Cem Sultan’ın cesedi mesele olur. Cem Sultan’ın cesedi Papanın isteği üzerine Napoli’den Gaeta’ya oradan Castelle Dellova’ya nakledilir. İki sene sonra, tabut tekrar yola çıkarılır ve önce Lecce’ye, daha sonra ise Giacomo Pigmatelli vasıtası ile Osmanlı ülkesine gönderilir. Cem Sultan’ın Na’şı, Mudanya yoluyla Bursa’ya götürülür ve Muradiye Külliyesi’nde defnedilir. (1499)

O tarihten beri Muradiye semtindeki türbelerin en büyük ve en güzelinde büyük biraderi Şehzade Mustafa ile birlikte yatan Cem Sultan, şair sultanlar içinde yazdığı şiirlerde şahsi duygularını ifade etmede en başarılı olanı kabul edilir.

1459 yılında Edirne’de doğan Cem Sultan sürgünde vefat ettiği 1495 yılına kadar maceralarla dolu bir hayat yaşadı. Çocukluğu Edirne sarayında geçen ve zamanın en ünlü bilginlerinin elinde yetişen, şiir ve edebiyatla çok küçük yaşlarında ilgilenmeye başlayan Cem Sultan iyi bir şair olmasının yanı sıra iyi bir savaşçı olarak ta yetiştirilmiş, fizik olarak da gösterişli bir genç olmuştu.

Hayatı romanlara, filmlere konu olan bahtsız şehzadenin trajik öyküsü 1481 yılında İtalya seferine hazırlanan babası Fatih Sultan Mehmet Han’ın Gebze yakınlarında ölümünden sonra başladı.

Fatih’in ölümünün ardından elini çabuk tutan Amasya Sancakbeyi 2. Bayezid İstanbul’a gelerek yeniçerilerin de desteği ile Osmanlı tahtına oturdu.

Osmanlı tahtına ağabeyinin değil kendisinin layık olduğunu iddia eden Cem Sultan Konya ve civarından topladığı dört bin asker ile sonu nereye varacağı belli olmayan bir maceraya atıldı ve “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” diyerek askerlerinin önüne düşüp Bursa üzerine yürüdü.

İktidarını korumak isteyen 2. Bayezid, Ayas Paşa komutasındaki bir orduyu vakit geçirmeden kardeşinin üzerine gönderdi.

28 Mayıs 1481 tarihinde İnegöl önlerinde yapılan savaşı Cem Sultan kazandı ve Bursa kalesine yöneldi.

Fatih’in ölümünden sonra doğan kısa süreli boşlukta yeniçerilerin İstanbul’da yaptıkları türlü edepsizlikleri duyan ve bundan rahatsız olan Bursa halkı, ordusunun başında kentlerine giren sevimli ve dinamik genç şehzadeyi sevgi gösterileriyle karşıladı.

Cem Sultan, Bursa’daki daha ilk gününde cesareti, gençliğinin çekiciliği ve affedici özelliğiyle Bursa halkının sevgi ve saygısını kazanmasını bildi. Bursa’da padişahlığını ilan eden Cem Sultan kendi adına hutbe okutarak akçe bastırdı.

İki başlılığa bir son vermek isteyen Sultan Bayezid, kısa sürede çeşitli fermanlar yayınlayarak Anadolu’da idareyi eline alan kardeşinin Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşma teklifini kabul etmedi.

Parçalanan devlet bütünlüğünü yeniden sağlamak ve iktidarını korumak isteyen Sultan Bayezid ordusunun başına geçerek İstanbul’dan Bursa üzerine yürüdü.

20 Haziran 1481 tarihinde Yenişehir ovasında iki ordu karşı karşıya geldi. Savaş öncesi Sultan Bayezid tarafından türlü vaatlerle kandırılan Cem Sultan’ın lalası Aştinoğlu Yakup Bey savaş başladıktan sonra taraf değiştirince bozguna uğrayan bahtsız şehzade yaralı olarak önce Eskişehir’e ve oradan da Konya’ya kaçtı, savaş alanında kalan eşyası ve hazineleri yağmalandı.

Romantik bir şair olan Cem Sultan’ın Bursa’da ilan ettiği hükümdarlığı sadece on sekiz gün sürmüştü.

Galip ordunun vurucu gücünü oluşturan yeniçeriler Bursa’ya girmeden önce yine olay çıkardılar, padişahtan, Cem Sultan’a kapılarını açan ve şehzadeyi bağrına basan kentin yağmalanmasını istediler. Sultan Bayezid yeniçerilerin isteklerine “Atalarımın başkentini yakıp yıkan bir padişah olarak anılmak istemem” diyerek geri çevirdi.

Aylar önce gerçekleştirdikleri İstanbul yağmasının cezasız kalmasından cesaret alan isyancı yeniçeriler Bursa önlerinde “Atalarımın kentini bana bağışlayınız!” diye ricalarda bulunan padişahlarının sözlerine kulaklarını tıkadılar, ricalarını duymamazlıktan geldiler, isteklerinde direttiler.

Sultan Bayezid Bursa’yı yağmadan kurtarabilmek için yeniçerilere yüklü bir fidye ödemek zorunda kaldı. Her yeniçeri, kente girmeden önce yağmadaki olası payına karşılık Osmanlı padişahı Bayezid’ten biner akçe aldılar. Böylece Bayezid, Bursa’nın fidyesini ödeyerek kenti yeniçerilerin yağmasından kurtarabildi.

Not 1: Kültür ve sanat hayatımız açısından da önemli bir şahsiyet olan Cem Sultan hem şair, hem de şair hâmisi idi. Onun on yaşında Kastamonu’da şiir yazmaya başladığı rivayet edilir.

Not 2: Oğlu Oğuz Han’ın öldürülmesi üzerine yazdığı kasideden bir beyit. “Bir kılına verseler virmezdim Oğuz Hanımın / Genc-i Karun ile bin bin mülket-i Osman felek.”

(Oğuz Han’ımın bir kılına Karun hazinesini ve bin bin Osmanlı mülkünü verseler vermezdim ey felek.)

KAYNAK

OSMANLI TARİHİ: Alphonse de Lamartıne

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

20708068