27 Temmuz 2021

1.

Uzak yollardan turnalar geldi haberleri hüzünden yana

Yorgunluklarını dinlendirdiler gönlümün duldasında

Ses verdi ötelerden ötüşlerine muştularını yükleyen kuşlar

Dağların ardından gülümsedi yaz çiçeklerine şafak

Şimdi öksüz kaldı vuslatına hayâller kurduğum sevinç

Sen gelmedin benim yangınım büyüdü kurak bozkırımda

Yasak bir busenin özlemiyle hüznün alacası düştü gözlerime

Yalnızlığıma sığındım efsunlu sözlerini koynuma koyup

Hasretin eskitirken sığınılmış kucağında tedirgin tahammülümü

Dillerde dolaştı uzun bekleyişimin hüzzamdan faslı

Sen gelmedin ardın sıra sürükleyip saman yolunu

Yağmurlar geldi toprağın üstüne bahçelerde cümbüş başladı

İnce bir gülüşün için ezberledim bütün sevda şiirlerini

Efsanemizi okusun diye ipek kanatlı meleklere verdim belleğimi

 Suskunluğumun tanımı bil kanadı kırık bir güvecinin çırpınışını

Sen gelmedin umutlandırdığın baharda kar yağdı gönül evime

2.

Geceleyin ayın gülümsemesi senin gözlerinden bir hatıraydı

Gözlerindi kara sevdama merhamet ve bağışını cömertçe sunan

Ben meczup bir müptela oldum suretim girince gözlerine

Şimdi geçmişimden bozlaklar okuyor suyu titreten rüzgâr

Senden mahrum ve sana mahkûm oluşumun farkında mısın?

Oysa ben mûkim bir konuk olmak isterdim kirpiğine asılı

Güller açardı güzelliğine gamze getirirdi gecikmiş gençliğim

İstanbul gurbetinde böyle mi unutulur yankısı uğuldayan sırlar

Bin yıl beklerim seni Eyyübi sabırları sarıp yarama

Yine de yetmezse ömrüm geldiğini görmeye ve baharını yaşamaya

Benim yerine beklesin diye o büyük kavuşmanın vaktini

Kendime vekil kılıp vasiyet ederim ulu çınarın taze sürgünlerini

3.

İşte ıssız bir ardıcın gölgesinde çoğalıyor kederim

Yaban gülleri teselli arıyor hüznüme derin koyaklarda

Yüreğim kıyılıyor bir bozlağın hıçkıran ezgisinde

Seni her hatırlayışım artırıyor içimdeki sızıyı

Geç kalan ben miyim bu aşkın ilhamını almaya

Savrulan saçlarınla seher yeli söylesin sakladığın son sözü

Gülistan içinde gül-i rânâsın güzellik getirirsin gülüşünle

Esaret ülkesinden bir yorgun can kanatlanır duyunca adını

Sana bağlanmak hürriyettir ışığına koşarken soluk pembe bir zamanda

4.

Sen olmayınca hüzün doluyor bozkıra ve ağıt oluyor her söz

Türküler çiçeklerini döküyor sararıyor geçmiş ve gelecek zaman

Marazi bir azabın ümit nakışlı yoksulluğunda esir alınıyor hayâllerim

Karanlığın uğrusu çöküyor üstüme sen olmayınca

Niçin hüzünler durağıdır bozkır sevdalarının yanılmış akibeti

Ve armağanı niçin bir alevin buğusudur gelip içime oturan

Sana söylemiştim bozkır gecelerinin aşikâr ayazların yurdu olduğunu

Ve gönüllere ayrılıkları getirdiğini estikçe kara yelin

Ezgileniyorsa kulağında bir gurbetin türküsü benden bil

Gülkurusu bir akşam vakti özlemimdir sana mahzunluğumdan 

Yağmur çiseliyorsa İstanbul’un üstüne hıçkırıklara boğulmuş

Benden bil martıların telaşını ve denizde yansıyan saçlarındaki buseyi

5.

Aydınlık gülüşünle mühürlenir kalbim uzun geceden sonra

Sen gelirsen sen

İçimdeki ırmak coşar güller açar bozkırımda 

Sen gelirsen sen

Rüzgârın dilinde bir türkü olur adın yıldızlar uyanır

Sen gelirsen sen

Işığını pervanelerden önce ben koşarım 

Sen gelirsen sen

Özgür kanatlarıyla bir kuş uçar sevincime

Sen gelirsen sen

6.

Günlerce düşler kuruyorum gurbetten gelişine

Ayrılık köşesindeki kökümden büyütüyorum dallarını

Dalların içimde çiçekleniyor sen elimden tutunca

Yeni sesler doğuyor harfler çoğalıyor seni anlatmaya

Duygularım göğün yedi katında şiirler okuyor gözlerine

Çünkü gözlerindir bana bağışını cömertçe sunan

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden