7 Mayıs 2021

 

İnsanlığın uzun zamanlardan beri üzerinde düşünüp taşındığı, fakat tam bir hüküm veremediği konuların en başında rüyalar gelmektedir. “Rüyâ nedir?” sorusuna verilebilecek cevaplar henüz açıklık kazanmamıştır. Biz burada konunun Türk Edebiyatındaki yerini incelemek istemekle beraber rüya konusundaki araştırmalara ve bazı yorumlara da temas etmek istiyoruz.

Rüya yerine kullanılan başlıca kavramlardan biri Türkçe düş, diğeri ise Arapça vâkıattır. Her iki kelimenin de rüyaların sahip oldukları mertebeleri haber vermesi açısından büyük önemi vardır. Düş kelimesi Türkçede düşüncenin de kökünü meydana getirmektedir. Dolayısıyla rüyaların düşüncelerimizle yakından ilgisi bulunmaktadır. Düşündüklerimiz rüyalarımızdan, rüyalarımız ise düşündüklerimizden ayrı değildir. Nasıl insan hareketlerini meydana getiren sebeplerin başında düşünceler gelirse aynı şekilde rüyalar da başlamak istediğimiz, devam eden veya sonuçlanan fiillerimizden, tefekkürümüzden, niyetlerimizden ayrı değildir. Bu açıdan bakılacak olunursa rüyaların insan hayatına doğrudan etki eden bir yanı vardır. Aynı yorumları biraz genişletmek suretiyle vâkıat kelimesi için de yapmak mümkündür. Vâkıat, olan, gerçekleşen durumlar için kullandığımız bir kelime olmak yanında rüyaları da ifade etmektedir. Rüyaların gerçekleşmiş bir durumu ifade eden bir kavramla anılmış olması onlara verilen önemi de göstermektedir.

Rüyalar üzerine yapılan araştırmalar ve tarifler her geçen gün değişmektedir. Çünkü rüya insanlığın yoruma ve çözüme hâlâ en muhtaç kavramlarından birisidir. Rüyanın en önemli yanı onların masallar gibi sembollerin diliyle konuşmalarıdır. Bu sebeple rüyaların sembolleri kullanan diğer türler ve ifade alanları gibi yoruma çok açık bir yanı vardır. Rüyalar ve sembollerin buluşması onları masallar, şathiyeler ve menkıbeler gibi sembolleri kullanan bazı edebî türlere yaklaştırmaktadır. Özellikle masallar kullandıkları sembolizm bakımından rüyalara yaklaşmaktadır.

Rüyaları ve masalları birbirine çok yakın bulanlar hatta rüya sembolizminin temel ögelerini masallarda ve fabllarda arayan araştırmacılar vardır. Rüyaların halk kültüründen ögeler içerdiğini söyleyen Manly P. Hall, rüya sembolizminin neredeyse kesin olarak folklordan türediğini ifade eder.[1]

Yapılan araştırmalara göre uyku bize, insanın bu âlemle olan kozmik bütünlüğünü hatırlatan bir imkân sunmaktadır. Yine buna göre yaratılış sürecinde daha aşağılara inildikçe dinlenmiş olma hâli artarken uyku da azalmaktadır. Ayrıca diğer canlılarda, insanlarda olduğu gibi uyku hâlinde bilincin tamamıyla ortadan kalkmadığına dâir bulgular var. Hatta daha aşağıdaki hayat formlarında uykuya ihtiyaç duyulmadığı söylenmektedir. Bu durumda uyku kendi varlığıyla kozmik âlem arasında çatışma bulunan varlıklarda daha fazla ihtiyaç duyulan bir keyfiyet arz etmektedir.[2]

Manlly P. Hall, insanın uykuya bu kadar ihtiyaç duymasını ve diğer canlılardan daha fazla uyumasını tabiatın ve evrenin işleyişine zarar verici bir şekilde dâhil olmasına bağlamaktadır. Hâlbuki diğer canlılar ve hayvanlar bu işleyişe zarar vermedikleri veya çok az zarar verdikleri hâlde dünyanın ve kozmik âlemin düzenine ve yaşamın devamlılığına önemli katkılarda bulunmaktadırlar:

“Hayvanlar -ve özellikle de doğanın daha aşağı krallıkları- içgüdü ile öylesine tutarlı bir uygunluk içinde yaşar ki, onu ihlal ettikleri çok nadir görülür. İnsan ise, durmadan onu ihlal eder ya da onu öylesine konumlandırır ki, ona bağlı kalamaz. Böylelikle, yaratıkların doğa ile herhangi olağan bir çatışmaya girmediği yerde sinir sistemi çok az yıpranır ve bu nedenle de bildiğimiz anlamda uykuya daha az ihtiyaç olur. Hayvanlar bir hayli süre dinlenir, ancak tek gözü açık dinlenme gibi muhteşem bir huyları vardır. Bir kedi çok sessiz olabilir ve siz de onun saatlerce uykuda olduğunu düşünebilirsiniz, ancak olağandışı en ufak bir belirtide, kedinin gözü derhal açılır. Bu onu sarsmaz ve uyandırmaz, o yalnızca çevresi hakkındaki bilincini asla kaybetmemiştir. Aynısı pek çok hayvan için de doğrudur. Bazı hayvanlar, motor sistemlerinin bütünüyle rahatlamasına ihtiyaçları olmadığını gösterecek şekilde ayakta uyur. Bir hayvan dinlenebilir ve bütünüyle rahatlamış gibi görünebilir ancak insan uykusuyla bir tuttuğumuz o özel koma benzeri bir duruma geçmezler.”[3]

Rüyalar, Masallar, Mitoslar kitabında, hahamların yaptığı tartışmaları içeren kaynak demek olan Talmud’da geçen “Yorumlanmamış bir rüya okunmamış bir mektuba benzer.” sözlerine yer veren Erihc Fromm, onların dilini neden çözmemiz gerektiğini şöyle açıklar: “Gerçekten de mitos ve rüyalar, kendi kendimize gönderdiğimiz mesajlar gibidirler. Eğer bu dili anlayamazsak, insanlığın daha doğaya hükmedemediği çağlardan bize aktarılan önemli bilgileri kavrayamaz ve kendi öz benliğimize giden o gizemli yolu keşfedemeyiz.”[4]

Onları dikkate değer bulanlar bir yana rüyaları insanın saf ve katıksız gerçekliği olarak kabul edenler de vardır. Biz rüyaları edebiyatın kaynakları arasında gördüğümüzü ifade etmeliyiz. Edebî metinlerin de çoğu zaman tıpkı rüyalar gibi sembollerle konuşması ve yine rüyalar gibi yoruma çok açık olmaları bu kavramla edebî metinleri buluşturan ortak yanlardan birisidir. Rüyalar üzerine önemli araştırmaları bulunan E. Fromm, rüyaların gerçekliğini şu sözleriyle dile getirmektedir: “Eğer rüya görüyorsak, bu rüya yüzde yüz ‘gerçektir’ ve uyanık halimizin gerçekleri gibi tam olarak geçerlidir. Rüyada ‘sanki, imiş’ gibi durumlar yoktur. Rüya, gerçek bir yaşayıştır. Bir adım daha ileriye giderek şunu da sorabiliriz: ‘Gerçek nedir?’ Rüyada gördüklerimizin değil de, uyanık iken gördüklerimizin gerçek olduğunu nasıl iddia edebiliıiz?”[5]

Sonuç olarak rüyaların kendilerine özgü bir gerçekliği ve çözümlenmesi gereken bir dünyaları vardır. Biz, bu dünyayı çözümlemekten ve rüyaların temsil ettiği bilgelikten uzak düştük. Hâlbuki rüyalar bizimle konuşuyor. Yaratıcı ve evren, bize rüya diliyle mesajlarını sunuyor. İnsanın daha iyi tanınması ve anlaşılması rüyaların da anlaşılmasını zaruri kılmaktadır.

 

Dipnotlar

[1] Manlly P. Hall, Rüya Sembolizmi, Çev.: Özge Esirgen, Mitra Yayınları, İstanbul 2011, s.

[2] Manlly P. Hall, a. g. e., s. 21.

[3] Manlly P. Hall, a. g. e., s. 22.

[4] Erihc Fromm, Ruyalar Masallar Mitoslar (Sembol Dilinin Çözümlenmesi), Çevirenler: Aydın Arıtan-Kaan H. Ökten, Arıtan Yayınevi 2. Baskı, İstanbul, s. 21.

[5] Erihc Fromm, a. g. e., s. 15.

Bu kategorideki Makalelerden