Gençlerin göçü

Sözün özü, 2017 ve 2018’de Türkiye’den giden genç göçmen rakamlarına bakarak rahatlıkla şunu söyleyebiliriz; Türkiye’nin verdiği göç büyük oranda beyin göçü ve bu, bir an önce önlem alınması, tersine çevrilmesi gereken bir dikkat göstergesi, bir alarm olarak önümüzde duruyor. Bunun orta vadede Türkiye’ye büyük bir zarar vereceği aşikâr.

*****

Özlem ALBAYRAK

Uzun bir süredir, genç, eğitimli vatandaşların Türkiye’den göç ettiği konuşuluyor. Bu konu köşe yazılarında yazılıyor, belgesellere konu oluyor, tartışma programlarında ve hatta kişisel sohbetlerde dile getiriliyor. Tanıdığım pek çok kişi yıllar boyunca, bunun Erdoğan’ın tavizsiz muhaliflerinin uydurduğu ya da abarttığı bir şayia olduğuna inanmayı tercih etti. Çünkü böylesi, zihin konforu sağlıyor, nerede hata yapıldığıyla yahut nasıl düzeltileceğiyle ilgili düşünce eforu gerektirmiyordu.

Oysa yurtdışına göçte sahiden yükselme var. 2016 yılından itibaren eğitimlilerin göç oranı yüzde 42,5 artış göstererek 250 binin üzerine çıktı. Bu kişilerin çoğunun 2016 yılında 15 Temmuz darbesi nedeniyle çıkarılan KHK’larla işlerinden uzaklaştırılanlar olduğunu varsayabiliriz. Dolayısıyla gidenlerin bir kısmının Türkiye’de devlete güvenlik tehlikesi oluşturabileceğinden, gitmelerinin daha hayırlı olduğunu bile düşünebiliriz.

Fakat bu durum, beyin göçü konusundaki sorunumuzun sadece üstünü örtüyor.

2017’de yurtdışına göçenlerin yüzde 14,4’ünü 20-24, yüzde 15,5’ini de 25-29 arası yaş grubu oluşturdu, TÜİK’in yayınladığı 2018 rakamlarında da manzara değişmedi, 2018’de Türkiye’den göç edenlerdeki artış Türkiye’ye göç edenlerdeki artışı geçti. Aynı yıl göç edenlerde yüzde 15,7 ile 25-29 arası yaş grubu ilk sırayı alırken, bunu yüzde 13,2 ile 20-24 arası yaş grubu izledi. Gidenlerin neredeyse yüzde 30’unu oluşturan 20-29 yaşları arasında bulunan bu genç göçmenlerin çoğunluğunun KHK göçmeni olmadığını varsayabiliriz. Çünkü 15 Temmuz nedeniyle yapılan KHK ihraçlarının daha çok orta yaş grubu çalışanlara yönelik olduğunu biliyoruz.

Sözün özü, 2017 ve 2018’de Türkiye’den giden genç göçmen rakamlarına bakarak rahatlıkla şunu söyleyebiliriz; Türkiye’nin verdiği göç büyük oranda beyin göçü ve bu, bir an önce önlem alınması, tersine çevrilmesi gereken bir dikkat göstergesi, bir alarm olarak önümüzde duruyor. Bunun orta vadede Türkiye’ye büyük bir zarar vereceği aşikâr.

İçinde bulunduğumuz yıl başında IEFT’nin yaptığı araştırmaya göre yurtdışında eğitim gören gençlerin de, neredeyse 4’te 3’ü geri Türkiye’ye dönmek istemiyor. Gidenlerin gitme nedenlerinin başında ise iki başlık geliyor, birincisi Türkiye’de ifade özgürlüğünün olmadığının düşünülmesi, ikincisi ise kariyer ve iş bulma konusundaki umutsuzluk. İlk maddeye baktığımızda, evrensel hukuk kurallarıyla çelişen gözaltı ve tutuklamaların Türkiye’de ifade özgürlüğü düşüncesini sakatladığı ortada. Hükümet kanalları ne kadar aksini iddia ederse etsin, bu biraz da atmosfer işi. Eğer vatandaş özgürce konuşamadığını, fikrini açıklayamadığını düşünüyorsa, buna inanıyorsa; siz ne kadar aksini iddia ederseniz edin, kanaat değişmez, geçmiş olsun.

Kariyer ve iş bulma konusundaki umutsuzluk da gençlerin göç nedenlerindeki ikinci en yüksek faktör durumunda. Geçtiğimiz günlerde genç işsizliğin zaten çok yüksek olduğunu, yüzde 25 ile yüzde 30 bandı arasında gidip geldiğini ifade etmiştim. Buna ek olarak gençler hayallerinin torpile takılacağından endişe ediyorlar. Adamcılık ve kayırmacılığın çok yaygın olduğunu düşünüyor, eşit rekabet koşullarında iş bulabileceklerine inanmıyorlar. Yıllarca emek sarfederek hak ettiği bir mevkiye gelmelerine, siyasi görüşlerinin ya da yaşam tarzlarının engel olacağını ve liyakatsiz başkalarının kayırılacağını düşünüyorlar. Ayrıca, haksızlığa uğradıklarında haklarını arayabileceklerine yönelik bir inançları da yok, adalete inanç da yok. Bu çok karamsar tablonun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ise artık mühim değil, zira insanlar hayatlarını tamamen değiştirerek göçmeyi düşünecek denli bu düşünceyle sarmalanmış durumdalar.

Kayırmacılık konusunda gençler hiç de haksız değil aslında. Tam da geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan belediyelerdeki akraba kayırmacılığı yani nepotizm tartışmalarının da gösterdiği üzere bu, ciddi bir konu. CHP’lilerin yıllar boyunca AK Parti’yi eleştirdikten sonra, kazandıkları ilk seçimde belediyelerde akrabalarını görevlendirmeye başlamalarından da görüleceği üzere siyasi partilerin hemen tümüne sirayet etmiş bir alışkanlık. Fakat her ne kadar kabul görmemiş olsa da, aynı CHP’nin Siyasi Etik Kanun Teklifi’ni Meclis’e sunmuş olması alkışlanası bir tavırdı. Siyaset kurumunun şu ya da bu parti ayrımı olmaksızın öncelikle bir etik asgari müşterek ortaya koyması herhalde bir adım sayılabilir. Siyasetteki liyakat ve adalet ilkesi özel sektöre ve devletin kılcal damarlarına da zamanla sirayet edecektir.

Sözün özü, devletin çok geç olmadan genç göçünün önüne geçmesi şart. Buna mesai harcayaracak bir ekibin kurulması, burs imkânlarının arttırılması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, göçenlerin gittikleri ülkede elde ettiği imkânların aynının kendilerine Türkiye’de de sağlanması; umutsuzluğun ve nepotizmin önüne geçmek için adımlar atılması, atmosferi bir parça da olsa değiştirebilir… Ne dersiniz?

——————————————–

Kaynak:

https://www.yenisafak.com/yazarlar/ozlemalbayrak/genclerin-gocu-2052415

 

Yazar
Kırmızılar

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen